Wordpress Themes

25
Åžub
2008

İlaç zorunlu bir tüketim maddesidir. Diğer tüketim maddelerinden farklı olarak, hatalı kullanımı halinde insan hayatına mal olabilecek yan etkiler gösterebilir. Ayrıca gelişmekte olan ülkeler için zorunlu bir ithal üründür. Bu derlemede özellikle ekonomik bir darboğazda olan ülkemizde, ilaçların daha akılcı bir biçimde kullanılmasıyla ilgili bir durum değerlendirmesi yapılmış ve bazı öneriler ileri sürülmüştür.

Dünya SaÄŸlık Örgütü ilacı “fizyolojik sistemleri ya da patolojik durumları alanın yararı için deÄŸiÅŸtirmek ya da incelemek amacıyla kullanılan ya da kullanılması öngörülen bir madde ya da ürün” olarak tanımlar. Farmakolojik açıdan ilaç hastalıkların tedavisi, önlenmesi (profilaksi), tanısı ve daha kısıtlı olarak da diÄŸer tıbbi amaçlar için (gebeliÄŸin önlenmesi gibi) kullanılır. Günümüzde ilaçların en önemli kullanım aracı hastalıkların tedavisidir.

Tüm ilaçların istenen etkileri yanında istenmeyen etkileri de söz konusudur. Bunlara yan etkiler denir. Öyleyse ilaç kullanımında sağlanacak yarar yanında potansiyel bir zararlı etki de beklenmelidir. Yani bir yararı zarar oranı söz konusudur. Bu görecelidir. Kanserli bir hastada, tedavi sağlanamazsa hasta öleceği için yararı zarar hesabı yaparken bazı toksik etkilere göz yumulabilir. Fakat nezle, migren, dermatit gibi iyi huylu olaylarda zararlı etki oranı küçük bile olsa iyi hesaplanmalıdır.
ilacı önermeye, zaman-doz süresini saptamaya tek yetkili olan hekimdir.

1- Jenerik olarak verilecek ilacın saptanması
Günümüzde bir ilaç patlaması da diyebileceğimiz hızlı bir şekilde piyasaya yeni ilaçların girmesi söz konusudur. Bu aslında bir bilgi patlaması olduğunu işaret eder. Her geçen gün yeni tedavi rejimleri ve yeni birçok ilaç çıkmaktadır. Farmakoloji eskiden düşünüldüğü gibi belleğe dayanan ezberci niteliğini yitirmiştir. Artık mantıklı düşünerek, rehber ve kitaba bakılarak ilaç yazmanın gerektiği bir aşamaya gelinmiştir.

Doktorlar herhangi bir seçimde birçok önemli etken göz önüne alırlar ve olay sonunda bireyselleÅŸtirilmek zorunda kalınır. Yani “Tıpta hastalık yok hasta vardır” kuralı tedavide de ön plana çıkar. Çünkü hastanın yaşı, ağırlığı, hastalığa baÄŸlı karaciÄŸer ve böbrek gibi organlarının yeteneklerinde oluÅŸan deÄŸiÅŸmeler, ilaca toleransı, hatta genetik yapısı ve cinsiyeti zaman-doz süresini hesaplarken göz ardı edilmemelidir.

2- Jenerik adına karar verilen ilacın piyasa isminin saptanması
Hekim burada da ciddi bir reklam propogandist baskısına maruz kalır. Hatta siyasi (yabancı ilaç firmalarının ilaçlarına hayır) ya da ekonomik olarak (büyük firmaların ilaçları daha güvenli olur gibi) bazı önyargılar seçimi etkiler. Belli bir süre sonra hekim kendine göre bir tercihler rehberi oluÅŸturur. Reçetede kullandığı ilaç çeÅŸidi zamanla kalıplaşır. Hatta alışkanlık haline gelen ilacını deÄŸiÅŸtirmemekte ısrar eder. Özellikle ülkemizde muayenehane hekimliÄŸinde, hekimin hastanın hastalığını fazla bir laboratuar istemine gitmeden “hatta yürüyüşünden” anlaması gereksinimi ve reçete yazarken herhangi bir kaynaÄŸa bakmasının hasta ve yakınlarının gözünde şöhretini zedelemesi fikri, olayın iyice ezbere bir ÅŸekil almasını gerektirmektedir.

Hasta reçetesiyle birlikte eczaneye geldiÄŸinde bir diÄŸer sorunlar zinciriyle karşı karşıya kalmaktadır. Reçete aslında eczacıya hitap eden teknik bir yazıdır. Eczacıya hekimin kararını iletir. Günümüzde ilaçların pek çoÄŸu özel ve bölünemez ambalaj içinde “mühtahzar” halinde satışa sunulduÄŸu için eczacının geçmiÅŸteki reçete yapımındaki rolü ortadan kalkmıştır. Eczacı bir çeÅŸit dağıtıcı rolüyle karşı karşıya kalmıştır. Pratikte yaÅŸanan bu hatalı tutum birçok soruna yol açmaktadır.

Oysa eczacı hekimin reçetesini inceleyip, herhangi bir yanlışlığı engellemek ve hastaya ilacın doğru kullanımı, çıkabilecek olası sorunlar ve nasıl saklanacağını anlatmakla yükümlüdür. Fakat günümüzde hekimin, eczacıya hitap ederek gönderdiği bu teknik mektup genellikle sahibini bulamamaktadır. Ayrıca ülkemizde sosyal güvenlik şemsiyesi altında olmayan insanların büyük bir kısmı birinci basamak tedavi hizmetini doktora gitmeden eczanelerde çözmeye yönelmektedir. Zaten ülkemizde antibiyotikler, kortikosteroidler vb. birçok kullanımı özellik gösteren ilaç grubu reçetesiz olarak eczaneden satın alınabilmektedir. Eczacının buna bir denetim ve bilgi birikimi desteği vermesi sağlanmalıdır.

Hasta ilacı aldıktan sonra genellikle evinde bir prospektüs okuyabilme savaşımına başlamaktadır. Çünkü ülkemizde prospektüslerde hem profesyonel sağlık elemanına hem de halka hitap eden bilgiler karışık bir sırada yazıldığından hasta büyük bir sıkıntıya düşmektedir. Ayrıca ülkemizde hasta uyuncunu (ilaç kullanma davranışını) konu alan iki araştırmanın sonuçlarına göre;

1. Ankara Etimesgut SaÄŸlık Ocağında, hekimlerin çocuk hastalara yazdıkları reçetelerin, anneler tarafından ne ölçüde anlaşıldığı incelenmiÅŸ, sonuçta; a) Poliklinikten çıktıktan sonra annelerin % 73.3′ünün ilaçların nasıl kullanılacağını anlamadıklar, b) % 11.5′inin ilacı satın almadıkları, c) ilaçları alanların sadece % 58.5′inin istenilen biçimde ilacı kullandığı saptanmıştır.

2. Ankara Askeri Mevki Hastanesi polikliniklerinde eriÅŸkin hastalar üzerinde sistemik antibiyotik reçetesi verilen hastaların deÄŸerlendirmeye alınan 1 01′inin % 95′i bu tedaviyi gereÄŸi gibi uygulamamıştır. Hastaların bildirdikleri baÅŸlıca uyumsuzluk nedeni “kendini iyi hissedince ilacı kesmesi olmuÅŸtur. Ayrıca uyunçsuz hastaların diÄŸerlerinden ayırd edilebilmelerinde karakteristik bir özellik saptanamamıştır. Bütün hastaların peÅŸinen potansiyel yanlış ilaç kullanacağı düşünülebilir.

HASTALARA İLAÇ KULLANIMINDA ÖNERiLER
1. ilacı doğru yoldan, doğru zaman aralıklarında, doğru dozda ve belirtilen süre boyunca kesintisiz almalıdır.
2. Kendini iyi hissettiğinde ilacı kendiliğinden kesmemelidir.
3. ilaçtan yarar görmüyorsa durumu doktora bildirmelidir.
4. ilacın kullanımıyla ilgili kuşkusu varsa doktoruna ya da eczacısına sormalıdır.
5. Dalgınlıkla ilacı unutabileceğini düşünüp bazı hatırIatıcı düzenlemeler yapmalıdır.
6. Komşusuna iyi gelen bir ilacın kendisine zarar vere- bileceğini unutmamalıdır.
7. Evlerde yıllardır duran bazı ilaçların aktivitelerini kaybetmiş olabileceğini hatta toksik bazı sorunlar oluşturabileceklerini göz ardı etmemelidir.

Antibiyotik türü ilaçlar: Bunlar genellikle aç veya tok karnına içilebilen ilaçlardır. Ancak bazı türlerinin aç karnına alınması gerekir. Örneğin Makrolid grubu antibiyotikler. Bunların etken maddesinin sonu -misin ile biter. Azitromisin, Eritromisin, Klaritromisin gibi. bunlar aç karnına alınmalıdır. Aslında her ilaç günde kaç kez alınacaksa eşit aralıklarla alınmalıdır. İlaçların istenen etkiyi gösterebilmeleri için kanda belirli bir seviyede olmaları gerekir. Bu seviyeyi eşit tutabilmek ancak ilacı eşit aralıklarla almakla mümkündür. Eğer günde 3 kez alacaksanız 8 saat ara ile, 4 kez alacaksanız 6 saat ara, ile 2 kez alacaksanız 12 saat ile, 1 kez alacaksanız her gün aynı saatte içmeye özen göstermelisiniz. İlaç şifa kaynağıdır, ama şifa yeteneği sizin kullanımınızla doğrudan ilgilidir.

Ağrı Kesici - Ateş Düşürücü İlaçlar (Analjezik Antipiretik): Bunlar genellikle tok karnına alınmalıdır. Zira bir çoğu mide iç zarı üzerine tahriş edici etkiye sahiptir. Dolu mide ile alındıklarında bu yan etkileri en aza iner. En azından dolu bir bardak su ile alınmalıdırlar.

İlaçları asla susuz içmeyin. Şurup bile içmiş olsanız üzerine dolu bir bardak su mutlaka için. Çünkü alınan ilacın etkili olabilmesi için, mide veya bağırsakta çözünerek, kana karışması gerekir. Sizin ilaçla bereber içeceğiniz bir bardak su, bu çözünmeyi kolaylaştıracak, kana karışmayı hızlandıracak ve etkinin çabuk başlamasını sağlayacaktır.

İlaçları -size özel olarak önerilmemişse- asla bölmeyin ve çiğnemeden yutun. Bir çok ilaç tablet şeklinde olup üzerleri şeker (örneğin drajeler) veya film (örneğin film tabletler) kaplanmıştır. Bunun sebebi o ilacın etken maddesi ya mide ortamında bozulup etkisini kaybetmektedir veya mide mukozasını (iç zarı) tahriş edici özelliktedir yada mideden emilimi kötüdür. O nedenle üzeri kaplanarak midede dağılmadan doğruca barsağa aktarılması sağlanır. Siz eğer böyle bir ilacı böler veya çiğnerseniz etkisini yok etmiş olursunuz. Tableti elinize aldığınızda bakın. Eğer üzerinde bölünebileceğini belirtir bir çentik yoksa asla bölmeyin ve çiğnemeyin. Yalnız çiğneme tabletleri (pastiller) müstesna. Onlar çiğnenerek alınmalıdır.

Bazan reçetede baÅŸka bir ilaç yazıyor olmasına raÄŸmen eczacı size baÅŸka bir ilaç verebilir. Eczacınıza “kızıp bağırmadan” önce bunu okuyun lütfen. Ülkemizde bir çok ilaç firması var ve her biri bir çok ilaç üretmekte. Bunların bir çoÄŸu birbiri ile eÅŸdeÄŸerdedir. İlacın üzerinde büyük harflerle yazan adının pek ehemmiyeti yoktur. Siz küçük harflerle yazan içeriÄŸini okuyun. EÄŸer bu içerikler aynı ise bu iki ilaç eÅŸdeÄŸer olup aralarında fiyatlarından baÅŸka fark yoktur. ÖrneÄŸin Gastrosidin isimli ilacın içinde 40 mg Famotidin bulunur ve bunu Eczacıbaşı ilaç firması üretir. Yine Famodin isimli ilaçta da 40 mg Famotidin bulunur ve bunu da İlsan-İltaÅŸ firması üretir. Bu iki ilaç birbirinin muadilidir ve aralarında etki bakımından herhangi bir fark yoktur. Birinin yerine diÄŸerini rahatlıkla alabilirsiniz.

Bir şikayetinizden ötürü doktora gittiğinizde sürekli kullandığınız (Tansiyon, kalp, epilepsi, şeker v.b.) ilaçları yanınızda götürerek hekiminize gösterin. Kalp ve tansiyon hastası iseniz diş hekimine gittiğinizde bu konuda kendisini mutlaka uyarın.

Eczaneden eve geldiğinizde aldığınız ilaçların prospektüslerini okuyun. Ancak en ufak şeylerden paniğe kapılmadan önce eczacınıza telefonla da olsa sorun. Size verilecek cevaba göre hareket edin. Özellikle yan etkilerini okuyup hemen paniklemeyin. Yan etkiler milyonda bir de olsa olabilecek etkilerdir. Sizde oluşabilir de oluşmayabilir de. Ancak yasa gereği olabilecek her yan etki oraya yazılmak zorundadır. Yani prospektüste yazan her yan etki mutlaka sizde de ortaya çıkacak anlamına gelmez. İlacı kullanırken vücudunuzda kızarıklık, sivilce oluşumu ve kaşıntı gibi etkiler ortaya çıkarsa kullandığınız ilacı keserek doktorunuza danışın. Ve bu ilacın adını ileride herhangi bir nedenle doktora gidecek olursanız göstermek üzere bir kenara yazın.

Eğer ilacı kullanacak kişide gebelik ve emzirme gibi bir durum varsa mutlaka hekimi ve eczacıyı uyarın. Gebe ve emzirenlerin doktora veya eczacıya danışmadan en basit ağrı kesiciyi bile almaları, bebekleri için risk teşkil edebilir.

Çalışıyorsanız kullanacağınız ilaçlar yaptığınız işi etkileyebilir. Bir çok ilaç yan etki olarak sersemlik ve uyku hali (sedasyon) yapar. Dolayısıyla dikkat gerektiren bir makine kullanıyorsanız ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Trafik kazası, iş kazası gibi.

Evinizdeki bütün ilaçları buzdolabında saklamanız gerekmez. İlaçların kutuları üzerinde nasıl ve ne şartlarda saklanmaları gerektiği yazılıdır. Oda sıcaklığı diyorsa evinizde direkt güneş ışığı almayan, serin ve kuru bir yerde saklayabilirsiniz. Buzdolabı diyorsa buzdolabının KAPAĞINDA DEĞİL, orta raflarından birinde saklayabilirsiniz. BUZLUK KISMINA ASLA İLAÇ KOYMAYIN! Isı yayan cihazlardan uzak tutun. Bütün ilaçları kendi ambalajları içinde ve kapakları sıkıca kapatılmış olarak saklayın.

Toz halinde alıp sulandırarak kullandığınız şurupları hazırladıktan sonra buz dolabında saklayın. 10 gün içinde bitmezse kalan kısmını atın. bu tip şurupları her kullanımdan önce iyice çalkalayın. Bu tip ilaçları hazırlarken mutlaka kaynatılıp soğutulmuş su kullanın. Şişeye su eklemeden önce şişeyi çalkalayarak tozların ayrışmasını sağlayın. Önce şişedeki işaretli yerin bir parmak kadar alt seviyesine kadar su doldurun. İyice çalkalayıp 5-10 dakika bekleyin. Daha sonra işaretli yere kadar su doldurun. 5-10 dakika daha bekletip kullanabilirsiniz.

Trankilizan ve sedatif dediğimiz sakinleştirici, uyku verici ve yatıştırıcı ilaçlarla birlikte ASLA VE ASLA ALKOL ALMAYINIZ! Kural olarak, hangi ilacı kullanırsanız kullanın ilaç kullanımı esnasında alkollü içkilerden uzak durunuz.

Önemli Uyarı: Doktora veya eczacıya danışmadan asla ilaç kullanmayın ve size önerilen şekillerin dışında ilaç içmeyin!

admin

Araba Resimleri Fenerbahce Resimleri Resimler Guzel Resimler turk car spor haberleri sarki sozleri