Wordpress Themes

‘Kanser ve Tedavisi’ kategorisi için arÅŸiv

4
Haz
2008

Gırtlakta ve yutak-gırtlak bölgesinde gelişen kanserler ses, solunum ve yutma üzerinde genellikle erkenden etki gösterir. İki önemli hayati fonksiyonu, yani solunumu ve beslenmeyi, er veya geç engellemeye başlar. Bu kanserlerin lenf düğümlerine yayılma eğilimi büyüktür; metastaz yoluyla boyun lenf düğümlerine yerleşen kanserlerin tedavisi ise çok güçtür.

1945-1950 Yıllarına kadar bu kanserlerin tedavisi cerrahi olarak sadece gırtlaktaki kanserli kısmın ve boyun lenf düğümlerinin kısmen veya tamamen çıkarılması ve röntgen tedavisi (X ışınları) uygulanması şeklindeydi.

Antibiyotiklerin ortaya çıkışı enfeksiyonları tamamen önlediğinden, gırtlak ameliyatlarının komşu organlara, özellikle yutağa kadar ulaşmasını mümkün kıldı. Anestezi ve canlandırma metotlarının gelişmesi, ameliyatın tehlikelerini azalttı ve fazlaca zayıf düşmüş kimselerde bile çok uzun süreli ve hırpalayıcı ameliyatları mümkün kıldı.

Başka bir deyişle canlandırma ve özellikle antibiyotik tedavisi, bugüne kadar tedavi edilemez sayılan urların çıkarılmasını ve ameliyatın başarıyla sonuçlanmasını sağladı. Her zaman görülen enfeksiyonların önlenmesi imkânı kısmi ameliyatlarda başarı oranını artırdı. Cerrahi bakımdan elde edilen bu ilerlemelerin yanı sıra yüksek enerjili radyasyonlar (telekobaltoterapi, elektron hızlandırıcılar) klasik X ışınlarından çok daha etkili oldu.

Bu alanda her gün yeni başarılar elde edilmektedir. Kanser tedavisinde son yıllarda üçüncü bir savaş aracı daha bulundu: kanserli hücrelerde mitoz bölünmeyi önleyici kimyasal tedavi (antimitotik tedavi). Besleyici atardamarların içine ilâç şırınga ederek kanser uruna ilâç emdirmek usulü, gırtlak-yutak bölgesi kanserleri bakımından simdi terk edilmek üzere olan bir tedavi şeklidir. Buna karşılık gittikçe gelişmekte olan çok yönlü kimyasal genel tedavi ilerisi için ümit verici bir tedavi yolu olabilir.

Bu tedavi yollarından (cerrahi, ışın tedavisi, kimyasal tedavi) en iyi sonuç verebilecek olanı seçmek gerekir. Bu usuller birbirine zıt değildir; hastaya her türlü yaşama şansını sağlamak amacıyla ahenkli bir şekilde birlikte kullanılmaları gerekir. Başlangıçta kötü kullanılan bir tedavi düzeltilemeyecek başarısızlıklara yolaçabilir. Fonksiyon bakımından ortaya çıkacak sakıncalar dikkate alınmamalıdır; önemli olan şifa sağlamaktır.

Aslında hastalar sesi bozmayan bir ışın tedavisini, sesi sakatlayıcı ameliyatlara tercih ederler (ama bugün ses tellerinin sakatlanması pek önemli değildir; çünkü yemek borusunun eğitimi ile konuşmayı kısa zamanda elde etmek mümkündür). Bütün kanser olayları ışın tedavisiyle iyileştirilemez.

Tedavinin şekline karar vermek tam bir anlayış ve bilgi meselesidir. Buna karar verirken kanserin şekline, yayılıcı, yaralı veya üreyici olup olmadığına, yerine ve yaygınlığına, lenf yollarına yayılma eğilimine, lenf şişlerinin varlığına ve büyüklüğüne, hastanın yaşına dikkat etmek gerekir. Bazı gırtlak içi kanserlerinde, telekobaltoterapiden olduğu kadar sesi sakatlayamayan kısmi ameliyatlardan da yararlanılabilir.

Bazı yutak-gırtlak kanserleri sadece telekobaltoterapi ile iyileşebildikleri gibi, ses fonksiyonunu sakatlamamak şartıyla yapılan kısmi bir yutak-gırtlak ameliyatı, aynı zamanda boyun lenf düğümlerinin çıkarılması ve ardından telekobaltoterapiye yer verilmesiyle de iyileştirilebilir. Lenf düğümlerine kadar yaygın bazı gırtlak kanserleri tüm gırtlağın, yutağın bir kısmiyle birlikte, hattâ bazen tüm yutakla birlikte çıkarılmasını, lenf düğümlerinin tümünün alınmasını ve ardından kobalt tedavisi yapılmasını gerektirebilir.

Tedavi edici dozlara (X ışınları veya kobalt) rağmen yeniden depreşen kanserler ancak ameliyatla iyileşebilir. Bu ameliyatlarda zorunlu olarak gırtlağın tamamı, veyahut kısmen yutakla birlikte gırtlağın, lenf düğümleriyle beraber veya onlara dokunulmadan çıkarılması gerekir.

Fakat ne yazık ki ışın tedavisinden sonra yapılan bu ameliyatlar çok zordur; çünkü ayrım çizgileri bozulmuş, dokular sertleşmiştir: bu yüzden ameliyat kötü izler bırakır, deri dikişleri bitişmez, boyun dokuları, hattâ şahdamarlar kangren olabilir.

Kimyasal tedavi ise, bugünkü durumda sadece bir destek tedavisinden başka fayda sağlamaz; ancak, hastayı ameliyata hazırlamağa, çok çabuk ilerleyen bir kanseri frenlemeğe, ışın tedavisine yardımcı olarak, depreşmeyi önlemeye yarar; nihayet hiç bir çaresi kalmayan kanserlerde son çare olarak kullanılır. Bugünkü durumda kanser hakkındaki bilgilere göre, bu yutak-gırtlak kanserlerinde yegâne tedavi çaresi ameliyat ve radyoterapidir. Bu iki metodu mümkün mertebe birlikte kullanmalı, hiç bir zaman birbirine zıt saymamalıdır

admin

Yorum gönder

5
Mar
2008

Deri Kanseri Belirtileri

Derideki herhangi bir değişiklik kanser açısından uyarıcı olabilir.Deri üzerinde zaman zaman açılıp kapanan bir yara ya da kabarıklık deri kanseri belirtisi olabilir. Buna kaşınma ,akıntı ve kanama ve kabuklanma eşlik edebilir. Deri kanseri küçük,düz yüzeyli,parlak ve soluk değişiklikler şeklinde kendini gösterebilir veya üzeri düzensiz,kuru veya pul pul dökülen yassı , kırmızı nokta şeklinde de başlayabilir.Kesin teşhis için ,doku örneğinin alınıp patolojik incelemeye gönderilmesi gerekir.

admin

Yorum gönder

4
Mar
2008
Kan Kanseri - Lösemi Tedavisi: Hastalığın tedavisinde, son yıllarda oldukça önemli adımlar atılmışsa da sebepler bilinemediği için sebebe yönelik tedavi yapılamamaktadır. Günümüzde tatbik edilen tedavilerin temel amacı, habis hücreleri ortadan kaldırmaktır. Tedavi şemaları hastalığın tiplerine ve safhalarına göre değişiklik gösterir. Radyasyon (şua) tedavisi; çeşitli kanser ilaçlarının tatbiki; bağışıklama (veya bağışıklık sistemini güçlendirme) tedavisi (immünoterapi), kemik iliği nakli başlıca tedavi şekilleridir. Kemik iliği nakli, kriz (atak) atlatıldığı zamanda kişinin kendi hücrelerinin (ototransplantasyon) veya uygun bir vericinin hücrelerinin (allotransplantasyon) verilmesi ile olabilmektedir. Bu tedavi şekillerine ek olarak birçok yeni metod deneme safhasında olup, müsbet neticeler vermektedir. Hastaların kaybedilmelerinin en önemli sebepleri, aşırı zayıflık, mikrobik hastalıklar, kanama ve işgale bağlı organ yetmezlikleridir. Tatbik edilen tedavilerle hastalık krizi (atağı) atlatılabilmektedir. Ancak bazan kısa bazan da yıllarca süren aralardan sonra hastalık yeniden ortaya çıkabilmektedir. Akut lösemilerde evreleme yapılmaz (kanserin ne kadar yayıldığına bakılmaz), ve tedavi hastalığın yaygınlığına göre değişmez. Akut lösemilerin tedavisinde hastanın durumu ve yeni tanı konup konmadığına dikakt edilir. ALL de tedavi genelde fazlar halinde uygulanır ancak tüm fazlar tüm hastalara uygulanmaz:
Faz 1: başlangıç tedavisi; hastayı remisyon dönemine sokabilmek amacı ile hastanede ilaç uygulanır.
Faz 2: konsolidasyon dönemi; faz 1 deki ilaçlara devam edilir, ancak hastalar hastanede kalmazlar.
Faz 3: profilaksi (koruyucu) dönemi; farklı ilaçlar kullanılır ve radyasyon tedavisi de uygulanabilir. Löseminin beyin ve santral sinir sistemine yayılması önlenmeye çalışılır.
Faz 4: lösemi tedavi edildikten sonra, hasta düzenli olarak kontrole çağırılır ve gerekli testler yapılır.
AML tedavisi genelde AML nin tipine, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna göre yapılır. Genellikle hastaları remisyon (hastalıksız) dönemine sokmak için tedavi uygulanır.
KLL; tanı konduktan hemen sonra kanserin yaygınlığı saptanmalıdır. KLL nin dört dönemi vardır:
Dönem 0: kanda çok sayıda lenfosit vardır. Genel olarak, başka her hangi bir lösemi bulgusu yoktur.
Dönem 1: Lenf düğümlerinde şişlik
Dönem 2: Lenf düğümlerinde, karaciğer ve dalakta büyüme ve şişlik
Dönem 3: Anemi (kansızlık) gelişmiştir
Dönem 4: trombositler (pıhtılaşmayı sağlayan hücreler) çok azalmıştır. lenf düğümleri, dalak ve karaciğer büyümüş olabilir, kansızlık bulunabilir.
KLL tedavisi, hastalığın dönemine, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna göre değişir. Dönem-0 da tedavi gerekmeyebilir ve hasta düzenli olarak kontrol edilir. Dönem-1 ve 2 de ilaç tedavisi farklı şekilllerde uygulanabilir. Belirli hastalar kemik iliği nakli ile tedavi edilirler

admin

Yorum gönder

4
Mar
2008
Herhangi bir etkiyle damarlarımızda dolaşan kanın esas yapım yeri olan kemik iliğimizdeki ana hücrelerde oluşan şifre değişikliği ile blast adını verdiğimiz olgun olmayan kan hücrelerinde artış meydana gelmektedir. Bu hücreler hızla yayılarak kemik iliğini, lenf bezlerini, dalağı, karaciğeri, beyin ve merkezi sinir sistemini tutmaktadır.
Çocuklarda (Kan Kanseri) lösemi hastalığının belirtileri: İştahsızlık, Kansızlık, Zayıflama, Bacaklarda kemik ağrıları, Cilt altında kanamalar (kırmızı noktalar veya morarmalar), Burun ve dişeti kanamaları, Ateş, ilk gözlenen bulgulardır. Ayrıca yayıldığı organlara ait belirtiler, örneğin başağrısı, kusma, karın ağrısı, görme bozuklukları önem taşıyabilir. Bu yakınmalarla müracaat ettikleri çocuk hematoloji (kan hastalıkları) uzmanlarınca yapılan muayenede çoğunlukla karaciğer ve dalak büyümesi, lenf bezlerinde genişleme, kanama bulguları tespit edilebilir

admin

Yorum gönder

4
Mar
2008
Akut Lösemi: Çoğu ALL vakası 10 yaş ve altındaki çocuklarda görülmektedir, fakat diğer yaş gruplarında da bu hastalığa rastlanmaktadır. ALL kalıtsal bir hastalık değildir, kemik iliğinde yer alan hücrelerin değişime uğraması nedeniyle ortaya çıkar. Bu değişimin nedeni tam olarak belirlenememiştir. Ancak yüksek dozda radyasyona veya doğum öncesi ya da erken çocukluk dönemlerinde toksinlere maruz kalma gibi çevresel faktörlerin ALL üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Bir ALL hastasının kemik iliği çok sayıda blast üretir. Blastaların lenfositlere dönüşmesi gerekirken bu olmaz ve kemik iliğinde o kadar çok blast birikir ki normal lökosit, eritrosit ve trombosit üretecek yer kalmaz.
Semptomlar: Erken döneme ait belirtiler genelde gözden kaçmaktadır, çünkü bu dönemdeki şikayetler nezle veya diğer sık gözlenen hastalık şikayetlerine benzer. halsizlik, nefes darlığı, solgun görünüm-eritrositlerin eksikliğinden kaynaklanan, sık sık enfeksiyona yakalanma-lökositlerin eksikliğinden kaynaklanan, ciltte sık sık çürükler meydana gelmesi veya kesiklerin çok güç iyileşmesi-trombosit eksikliğinden kaynaklanan,
Tanı: Hastaya tam bir ALL tanısı, hastadan alınan kan ve kemik iliği örnekleri mikroskop altında inclendiğinde ve çok sayıda blast oluşumu gözlemlendiğinde konur. Hasta ve doktoru tedaviye karar verecekleri zaman ALL alt tiplerini, hastanın yaşını ve hastanın genel sağlık durumunu göz önünde bulundurarak plan yaparlar.

admin

Yorum gönder

4
Mar
2008

Çocukluk çağındaki kanser vakalarının %35′ini lösemiler oluÅŸturur ve birinci sıradadır. Lösemiler hücre cinsine göre; ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) ve AML (Akut Myeloblastik Lösemi) olmak üzere 2 ana gruba ayrılır. Kendi içlerinde de alt sınıflar tanımlanabilir.Türkiye’de her yıl 16 yaşın altında 1200-1500 yeni lösemili çocuk vakası bildirilmektedir.

Lösemi nedenleri henüz tam olarak aydınlatılmamıştır. Sitogenetik ve moleküler tekniklerdeki yeni gelişmelerle; genetik yatkınlıklar, radyasyon, benzen ve türevleri (bali, vs.), böcek ilaçları gibi kimyasal maddeler, bazı kalıtsal hastalıklar ve bazı viral hastalıkların hep birlikte lösemiye neden oldukları çalışmalarla gösterilmiştir. Lösemi her yaşta görülmektedir. En sık çocukluk çağında 2-5 yaşlarında artmaktadır. 1 yaşın altında, 10 yaşın üstündeki yeni vakalarda tedaviye cevap azalmaktadır.

Herhangi bir etkiyle damarlarımızda dolaşan kanın esas yapım yeri olan kemik iliğimizdeki ana hücrelerde oluşan şifre değişikliği ile blast adını verdiğimiz olgun olmayan kan hücrelerinde artış meydana gelmektedir. Bu hücreler hızla yayılarak kemik iliğini, lenf bezlerini, dalağı, karaciğeri, bey,n ve merkezi sinir sistemini tutmaktadır

admin

Yorum gönder

4
Mar
2008

Kanserin tipine ( seminom, nonseminom) ve evresine göre değişik tedavi yöntemleri mevcuttur. Seminomlar sperm üreten hücrelerden kaynaklanırlar ve testis kanserlerinin yaklaşık % 50 sini oluştururlar. Nonseminomlar ise teratokarsinom, embriyokarsinom vs. farklı tip tümörlerden oluşur. Ayrıca hastanın yaşı ve genel sağlık durumu da tedavi yönteminin seçilmesinde etkili olmaktadır. Uygulanan 5 çeşit tedavi vardır:

Cerrahi Tedavi: ( radikal inguinal orşiektomi) Bütün testis ve çevre dokusu cerrahi olarak çıkarılır. Karın bölgesşndeki lenf düğümleri de birlikte çıkarılır. Bir testisi alınmış kişilerin diğer testisinde de % 2-5 oranında kanser gelişme rski vardır.

Radyasyon Tedavisi: Seminomlar radyoterapiye oldukça duyarlıdır. Nonseminomlar ise duyarlı değillerdir.

İlaç Tedavisi (Kemoterapi): Genellikle nonseminomlarda cerrahi tedaviden sonra en az yan etkisi olan ilaçlar seçilerek ( cisplatin, etoposide vs.) kemoterapi yapılır.

Kemik İliği Nakli: Bu tedavi şekli henüz araştırılma aşamasındadır. Hastadan alınan kemik iliği kanser hücrelerini öldürücü bir ilaçla işleme tabi tutulur ve dondurulur. Dondurulmuş ilik daha sonra venlerden iğne ile vücuda verilir.

Alternatif (Bitkisel) Tedavi: Tıbbın yetersiliği karşısında testis kanserinde alternatif tedavi metodlarıda uygulanmaktadır.Tedavi sonrası yaşam:

Çoğu erkek bir testisinin alınması ile kısır kalacaklarını veya cinsel aktivitelerinin yok olacağını sanır. Ancak bu yanlıştır. Alınan testisin yerine skrotum içine konulan ve normal testis görünümü veren protez testis takılabilir.
Hasta testisin ameliyatla alınması gereklidir. Bu erkekliğin kaybedileceği anlamına gelmez. Çünkü geride kalan sağlıklı testis vücudun normal cinsel ve hormon üretme işlevlerini yerine getirebilir. İki testis de kaybedilirse, kısırlık meydene çıkar. Ancak 3 haftada bir enjeksiyonla erkeklik hormonu verilerek gerekli olan normal cinsel işlev sağlanabilir.
Kanserlerin vücudun diğer kısımlarına yayılmasını önlemek veya yayılmışsa ona karşı mücadele edebilmek için radyoterapi veya kemoterapi kullanılır.

admin

Yorum gönder

4
Mar
2008

Testiste yumru veya ÅŸiÅŸme;
** Muhtemelen bölgesel ağrı veya hassasiyet;
** Testiste ağırlık hissi (bazen)

Testis kanseri çoğunlukla, sperm üreten hücrelerde başlar. Kanser ilk olarak testiste bezelye büyüklüğünde sert bir yumru olarak dikkat çeker. Bu yumru genellikle dokunulduğu zaman acımaz. Erken safhalarda başka semptom yoktur. Birçok erkek tümörü kendisi keşfeder.Ne kadar erken keşfedilirse o kadar iyidir. Genellikle kanser sadece tek testisi etkiler.
Testis kanseri genç erkeklerde, özellikle 15-35 yaşlarında siyah erkeklere kıyasla beyaz erkekler arasında daha çok görülür. Eğer testislerin biri veya her ikisi doğumda inmemişse, ilerde her iki testis içinde kanser riski daha büyüktür. Erken tespit edilerek tedavi deilirse, kanser iyileşebilir.

Testislerde ağrısız bir yumrunun olması.
Spermde kan olması.
Testislerde ağrı.
Testislerde sertleşme veya şeklinde (şişme/küçülme) değişme .
Skrotumda (testisleri taşıyan deride) sıvı birikmesi.
Kasıkta veya belin alt tarafında ağrı.
Göğüslerde büyüme ve hassaslık.
Bunlar kanser dışındaki durumlar içinde belirti olabilir. Bu belirtilerden herhangi biri varsa doktorunuza görünün.

admin

Yorum gönder

4
Mar
2008

Testis kanseri genç erkeklerde en yaygın olan kanserdir (15-35 yaşları). Vakalar nadirdir ve genellikle tedavi edilebilir.

Testisler, penisin arkasında asılı şekilde genellikle iki tanedir ve aşırı hassastırlar. Sperm üretmeye ilave olarak testosteronun (erkeklik hormonu) çoğunu üretirler. Testisler kaygan, oval şekilde, katıdır ve herhangi bir değişiklik var mı diye ayda bir kere muayene edilmelidir.
Testis kanseri çoğunlukla, sperm üreten hücrelerde başlar. Kanser ilk olarak testiste bezelye büyüklüğünde sert bir yumru olarak dikkat çeker. Bu yumru genellikle dokunulduğu zaman acımaz. Erken safhalarda başka belirti yoktur. Birçok erkek tümörü kendisi keşfeder. Ne kadar erken fark edilirse o kadar iyidir. Genellikle kanser sadece tek testisi etkiler

admin

Yorum gönder

4
Mar
2008

Rahim kanserinin ana tedavisini cerrahi oluşturmaktadır. Patoloji sonucuna göre tekrarlama ihtimali yüksek olan hastalarda cerrahinin ardından radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanır.
Tümörü ilerlemiş veya cerrahi yapılamayan hastalarda tek başına radyoterapi de bir tedavi seçimidir. Hormon tedavisi ve kemoterapi rahim kanserinde sık uygulanan tedavi yöntemleri değildir. İlerlemiş hastalıkta tümörün özelliklerine göre hormon tedavisi veya kemoterapiye başvurulur.

admin

Yorum gönder

Araba Resimleri Fenerbahce Resimleri Resimler Guzel Resimler turk car spor haberleri sarki sozleri