‘Eklem Hastalıkları’ kategorisi için arÅŸiv
Haz
2008
Kemik Erimesi
23 Haz 2008 / 09:15 am yazar admin kategori Eklem HastalıklarıOsteoporoz diye adlandırılan kemik erimesi, dünyanın her yerinde milyonlarca yaşlı insanı yataklara, tekerlekli sandalyelere bağlıyor. Ancak, bir hormonun, kemikleri canlı tutmasının sırlarını keşfeden bir grup araştırmacı, soruna çare bulduklarını düşünüyorlar.
Araştırmacılar, paratiroid hormonu (PTH) denilen ve kanda kalsiyum miktarını kontrol eden bir maddeyle sürekli aşılanan hayvanların, daha iri kemikli duruma geldiklerini son 50 yıldır bilmekteydiler. Ancak bu hormonun, hangi mekanizmayla etki yaptığını bilmediklerinden osteoporoz tedavisi için başka yöntemlere ve genellikle kemik yitimini yavaşlatan hormonlar ve ilaçlara başvuruyorlardı. Bunlardan bazılarının kemik yoğunluğunu bile yükseltmelerine karşın, yaşlılarda bazen ölümle bile sonuçlanan kemik kırıklarının tedavisinde aciz kalıyorlardı.
ABD’nin Little Rock Kenti’ndeki Arkansas Tıp Bilimleri Üniversitesi’nde bir grup araÅŸtırmacı ise, PTH’nin yeni kemik yapma becerisinin sırrını ortaya çıkarmış bulunuyorlar.
AraÅŸtırmacılara göre PTH, “osteoblast” denilen ve yeni kemik dokusu oluÅŸturan uzmanlaÅŸmış hücrelerin intiharını önlüyor. “Apoptoz” denilen programlanmış ölüm, hücrelerin çoÄŸalmasını normal bir düzeyde tutuyor.
AraÅŸtırmacılar, her gün düzenli olarak insan PTH’si aşılanan farelerde hücre intiharının 10 kat azaldığını gözlemiÅŸler. Bunun pratik anlamı da, daha fazla “iÅŸgücü” ve bu sayede de daha saÄŸlıklı kemik dokuları.
Üniversite’nin osteoporoz bölümü baÅŸkanı Profesör Stavros Managolas, “eskiden kemik kaybını önlemekten sözederdik; ÅŸimdiyse yaptığımız kemik kütlesini arttırmak” diyor. “Anlayacağınız, artık ilk kez, süreci tersine çevirmekten, yani tedaviden sözedebiliriz.”
Managolas ve ekip arkadaşı Robert Jilka, insan osteoblastlarının da intihar için programlandıklarını kaydederek, gerek PTH’nin, gerekse inceledikleri baÅŸka bazı maddelerin hücrelerin daha uzun süre çalışmalarını saÄŸlayarak, insan kemiklerini güçlendireceÄŸi konusunda güvenliler.
Haz
2008
Artroz
04 Haz 2008 / 09:42 am yazar admin kategori Eklem HastalıklarıÇeşitli bozukluklar gösteren fakat iltihaplı olmayan eklem hastalığı.
Artroz, benzer yanları olmakla beraber, daima iltihaplı durum gösteren artrit’ten ayrıdır. Artroz, eklemin ÅŸeklini bozar. Eklem kıkırdağında, ekleme bitiÅŸik kemik dokusunda bozukluklara, beslenme bozukluklarına, eklem çevresinde kemik çıkıntılarına ve ur büyümelerine yol açar. Bir noktada olduÄŸu zaman, o bölgeyle ilgili sebeplerden ileri gelir: zedelenme, doÄŸuÅŸtan ÅŸekil bozukluÄŸu…
Hastalık genelleşmiş ise artroz hastalığı söz konusudur. Bunun sebepleri ise, dokularda yaşlanma, iç salgı bozuklukları, şişmanlık yüzünden ekleme fazla yüklenilmesi, metabolizma bozukluklarıdır. Belirtileri hastalığın geç devresinde ortaya çıktığı için artrozun tedavisi güçtür
Haz
2008
Artritizm
04 Haz 2008 / 09:41 am yazar admin kategori Eklem HastalıklarıÇeşitli bozukluklarla kendini gösteren hastalık belirtisi. Fakat bu bozukluklar yerleri ve mahiyetleri bakımından o kadar değişiktir ki, bunlar için artritizm terimi artık kullanılmaz olmuştur.
Artritizm terimi yanlış bir deyimdir. Çünkü eklem bozukluğu olayları çok görülmekle beraber sadece bir yan belirtiden ibarettir veya hiç eklemlerle ilgili değildir. Yine de bu terim süregelmiştir. Ancak yeni ve çok daha geniş bir anlam kazanmıştır. Öyle ki, bugün hemen bütün mikropsuz eklem hastalıkları hattâ iyi bilinmeyen bazı mikroplu müzmin hastalıklar (verem, sıtma, frengi) bu terimle açıklanır.
Damla hastalığı, kronik romatizma, taşlı hastalıklar, şeker hastalığı, şişmanlık, egzama gibi uzun süren fakat ani ölümle neticelenmeyen, özellikle, basit bir sebebi bulunmayan bazı patolojik durumları belirtmede de artritizm terimi kullanılmaktadır.
Haz
2008
Artrit
04 Haz 2008 / 09:39 am yazar admin kategori Eklem Hastalıklarıİnsan veya hayvanda eklem iltihabı.
İltihaplı artritler, bir dış sebepten ileri gelebilir (kırıklı veya kırıksız travma). Fakat çoğunlukla iç sebeplere bağlıdır. İltihaplı romatizmaların en önemli belirtisidir. Hastalık etkenlerinin doğrudan doğruya etkisiyle mikroplardan da ileri gelebilir (tüberküloz, streptokoksi v.b. artritleri).
Hasta bölgede mikrop olmadan iltihaplanma (en sık görülen çeşidi) veya ilkel iltihaplı bir tepkime (kendiliğinden alerji) ve özellikle boğazda bulunan hemolitik bir streptokoka karşı vücut duyarlığının artması (hipererjik iltihap) şeklinde de görülebilir. Bu yüzden tedavi iki yönlü olmalıdır; bir yandan hastalık sebebi incelenmeli (mikroplara karşı aşılar, mantarlar ve sülfamidler), öte yandan hastalığı yapan mikroplarla savaşılmalıdır (iltihaba karsı olan salisilat serisi ve özellikle kortizon).
Haz
2008
AteÅŸli Romatizma
04 Haz 2008 / 09:16 am yazar admin kategori Eklem HastalıklarıA grubu streptokokların insanda yol açtıkları enfeksiyonların sonucu olarak meydana gelen ve çeşitli organlarda yangıların belirmesine sebep olan bir hastalıktır. Eklemlerde, kalp zarında yangı, istek dışı olarak yapılan hızlı el kol vücut hareketleri (korea) ve bazı deri kızarıkları (erytnema marginatum) hastalığın başlıca belirtileridir. Bu belirtilerden iki tanesinin bile saptanması, hastalığın ateşli romatizma olduğu yolunda karar verilmesi için yeterlidir.
Ateşli romatizma adı verilen hastalığa yol açan birincil enfeksiyon bazen belirtisiz ve sessiz bir gelişim gösterebilir. Bu nedenle, hastalığın belirtilerinin ortaya, çıkmasına rağmen ateşli romatizma teşhisinin kesinliği konusunda şüpheye düşüldüğü olur. Ancak son yıllarda geliştirilen, streptokok mikrobuna karşı oluşan bağışıklık cisimlerinin saptanması yöntemleri, bu gibi durumlarda teşhisi kesinleştirmektedir.
Boğaz yutak ağrılarının varlığında boğazdan alınan akıntıda streptokok mikrobunun üretilebilmesi ve bağışıklık cisimlerinin varlığının saptanması, genellikle bir streptokok boğaz enfeksiyonunun geçirilmiş olduğunu gösterir. Bazen boğaz enfeksiyonu olmadan da bağışıklık cisimleri çoğalır. A grubu streptokokların yol açtıkları enfeksiyonlardan ancak yüzde sekseninde «antistreptolizin O» adı verilen bağışıklık cismi arttığından, bazen yine streprokok mikrobuyla ilgili olan başka bağışıklık cisimlerinin varlığının aranması gerekebilir. Bu tür enfeksiyonların kısa süre içinde uygun antibiyotiklerin kullanılması sonucu tedavi edilmesi ilerde ateşli romatizmanın belirmesini önler.
Birincil enfeksiyonla ateşli romatizmanın belirmesi arasında geçmesi gereken ara devre, birincil enfeksiyonun ağırlığı ve yaygınlığı ve bunu izleyen evrede görülen belirtilerin niteliklerine göre değişir. Bu devre iki hafta ile altı ay arasında değişmekle beraber, bazen daha uzun da sürebilir.
Ateşli romatizmanın belirtilerine yol açan ana neden kalpte, eklemlerde ve bir dereceye kadar diğer organlarda bulunan bağ dokusunun sertleşip yozlaşmasıdır. Tıp dilinde «fibrinoid dejenerasyon» olarak tanımlanan bu değişim kalpte, deri altında vb. yerlerde, bağ dokusu topaklarının birikimine yol açar. Bu küçük topaklar kalbin kapakçıklarında yer alınca, kapakçıklar gereğince kapanamaz ve sonuçta kalp yetmezliğine kadar ulaşan kalp rahatsızlıkları meydana gelir. Bu topaklar kalp kapakçıklarını çeşitli yerlere bitiştiren kirişçiklere de yerleşebilir. Bu durumda da kapakçıkların gereğince kapanamaması ya da aralarındaki geçidin daralması durumu ortaya çıkar. Bu tür bağ dokusu artışı ve sonra yozlaşması ana atardamarda ve çeşitli organların atardamarlarında da görülür.
Ateşli romatizma sırasında bazen beyinde görülen yaygın yangı (meningoansefalit) ve özellikle bazı alanlarda beliren küçük damar tıkanıklıkları ve kanamalar, bir süre için hastada isteği dışı vücut, el ve kol hareketlerinin görülmesine yol açar. Yunancada dans etme anlamına gelen korea sözcüğü ile adlandırılan bu duruma, ateşli romatizmanın daha çok hafif geçirilmiş olan türlerinde rastlanır.
Ateşli romatizmanın tedavisinde, üst solunum yolları enfeksiyonlarını vakit kaybetmeden tedavi ederek gerçekleştirilecek korunma önemli bir yer tutar. Üst solunum yollarında streptokok mikropları tarafından meydana getirilmiş enfeksiyonu olan 800 hastaya penisilin vererek yapılan tedavi sonucunda, bu hastalardan ancak ikisinde bir süre sonra ateşli romatizma görülmüştür. Antibiyotikle tedavi edilmemiş 800 hastanın ise on yedisinde bir süre sonra ateşli romatizma görülmüştür. Ateşli romatizmanın önlenmesi amacıyla penisilin ve sülfamitlerden yararlanılır. Ateşli romatizma ortaya çıktığı zaman, solunum yollarında ileride tekrar belirtebilecek olan streptokok enfeksiyonlarını engellemek için uzun süre penisilin ya da sulfamıt verilerek tekrarları önleyici tedavi uygulanır.
Bazı hekimler ateşli romatizma hastalığı sırasında kortizon ve türevi olan bazı hormonların verilmesinin bağ dokusu birikimini azalttığı kanısındadırlar. Ancak bu yöntemin sadece belirtileri azalttığını hastalığın gidişini anlamlı bir oranda etkilemediğini kabul eden hekimler de vardır.
Haz
2008
Albers-Schönberg Hastalığı
04 Haz 2008 / 08:48 am yazar admin kategori Eklem HastalıklarıDoğumdan önce başlayan ve en çok kafatasını omurları ve kollarla bacakların kemiklerini etkileyen az rastlanan bir hastalık.
Bu hastalıkta kemiğin dış bölümü (akorteks) aşırı derecede kalınlaşır. Bu nedenle, şekli bozulur ve kemiklerin içinde bulunan ve kemik iliğini içeren boşluklar daralır. Bu kalınlığa rağmen kemikler kolayca kırılırlar. Hastaların çoğunda zeka geriliği de vardır.
Haz
2008
Akondroplazi
03 Haz 2008 / 11:13 pm yazar admin kategori Eklem HastalıklarıYüz, bacak ve kol kemiklerinin tam geliÅŸmemesi sonucu ortaya çıkan bir tür cücelik. Omurga kemiÄŸi normal olduÄŸundan, böyle bir cüce oturduÄŸu zaman normal bir kimseye benzetilebilir. Ancak ayaÄŸa kalkar kalkmaz bacaklarının ve kollarının kısalığı dikkati çeker. Boyu 120 cm.’den kısadır.
Genellikle kol ve bacakların kısalığı nedeniyle, eller kalça kemiklerinin üst kenarına güç yetişir. Akondroplazik bir cücenin bacakları, bölümlerinin birbirine oranı açısından normal bir insanınkinden farklıdır. Kısa bacak kemiklerine ekli olan bacak kasları, normaldeki kitleye sahip olduğundan, bu hastaların bacakları çok kalın görünür ve çok güçlü olur. Bazı akondroplazik cüceler bu yeteneklerinden sirklerde ve tiyatrolarda maskaralık yaparak yararlanırlar.
Akondroplazi, dölyatağı içi hayatta, yaklaşık olarak gebeliğin üç altı ayları arasında başlar. Normal boylu ana ve babaların çocukları akondroplazik olabilir. Ancak, bu duruma en çok ana ve babası akondroplazik kimselerde rastlanır Akondroplazik doğanların çoğu, bir yaşına ulaşmadan ölürler. Bir yaşını aşmış olan bir akondroplazik, normal bir kimse kadar yaşayabilir.
Kadın cüceler ancak sezaryenle çocuk doğurabilirler. Bu hastalık pek çok araştırmaya konu olmuşsa da gerçek nedeni bulunamamıştır. Bu sonuca yol açan bozukluğun, vücuttaki bazı kemiklerin gelişiminde etken olduğu bilinmektedir. En çok etkilenen kemikler yüz kemikleri, kol kemiği, dirsek kemiği, uyluk kemiği ve kaval kemiğidir. Bu cücelerin zekaları ile normal insanların zekaları arasında hiç bir fark yoktur.
Mar
2008
Siyatik
25 Mar 2008 / 06:29 am yazar admin kategori Eklem HastalıklarıÜst bacağın arka kısmı, arka bacağın dış tarafı ve siyatik siniri boyunca yayılan ağrıya siyatik denir. Ağrı, bazen birdenbire gelir. Bazen de yavaş yavaş ilerler. Otururken, kalkarken, uzanırken hareketler zorlukla yapılır. Belkemiğinin aşağı bölgesi, hassastır. Ağrılar yürürken, öksürürken ve gerinirken daha da artar. Halk arasında sinir romatizması da denir. Nedeni, omurlar arasında kıkırdak disklerin yerinden oynaması, yani disk kayması, omurganın alt bölümünün iltihaplanmış veya zedelenmiş olması, dizkapağı iltihabı veya sinir iltihabıdır. Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir. Ayrıca yatak altına kalın bir tahta koymalı, iki yastıktan fazla da yastık kullanmamalıdır.
Mar
2008
Romatizma nedir?
25 Mar 2008 / 06:17 am yazar admin kategori Eklem HastalıklarıVücudumuzun hareket etmesini sağlayan kaslar, kemikler, eklemler ve bu yapıları birleştiren bağlarda ön planda ağrı ve hareket kısıtlılığına bazen de şişlik ve şekil bozukluğuna neden olan hastalıklara genel olarak romatizma adı verilmektedir.
Romatizma tek bir hastalık deÄŸildir. 200′e yakın hastalık bu sınıfa girer. Eklem romatizmaları (osteoartrit, romatoid artrit), yumuÅŸak doku romatizmaları (fibromiyalji, boyun aÄŸrısı, bel aÄŸrısı) ve kemik erimesi (osteoporoz) bunlar arasında en sık görülenleridir. Romatizmal hastalıklar genel olarak kadınlarda daha sık görülmekte ve yaÅŸ ilerledikçe sıklığı artmaktadır. Bununla birlikte erkeklerde daha sık görülen (gut, ankilozan spondilit) ya da ön planda gençlerde görülen (örnek: sistemik lupus eritematozus) hastalıklar da vardır. Romatizmal hastalıklar çocukluk çağında da görülebilir.
Romatizmal hastalıkların önemli bir bölümünün kesin nedeni bilinmemektedir. Çoğunlukla bulaşıcı-mikrobik değildir. Kalıtsal özellikler (genetik yatkınlık) bazılarında önem taşır. Eklemlerdeki yükü artıran şişmanlık ya da damar yapısını bozan sigara kullanımı gibi dış etkenlerin engellenmesi romatizmalı hastalar için de yararlıdır.
Bazı iltihaplı romatizmal hastalıklar kas-iskelet sistemi dışında derimizi (kızarıklık, döküntü), iç organlarımızı (akciğer, böbrek, beyin vb.) etkileyebilir.
Bütün sağlık sorunlarında olduğu gibi romatizmal hastalıklarda da en uygun tedavinin yapılabilmesi için ilk aşamada hastalığa doğru teşhisin konulması gereklidir. Romatizmal hastalıklara özellikle erken dönemde teşhis konulması güç olabilir ve hastanın bir süre konunun uzmanı tarafından tetkik edilmesi ve izlenmesi gerekebilir. Romatizmal hastalıkların belirtileri zaman içinde değişiklik gösterebilir.
Romatizmal hastalığı olan her hasta için kişisel bir tedavi planı yapılması gerekir. Başka bir hasta için yararlı olan ilaçlar ya da tedavi girişimleri sizin için uygun olmayabilir. Doktorunuz tarafından önerilmeyen tedavileri uygulamanız sizin için yararsız ve tehlikeli olabilir, uygun tedavinin yapılması gecikebilir.
Romatizmal hastalıkların bir bölümünde hastalık çok uzun süre devam edebilir. Bu hastalıklara müzmin (kronik) hastalıklar denir. Bu durumda tedavininin de uzun süreceğini ve verilen ilaçların hekim kontrolünde sürekli alınması gerektiğini unutmayınız. Yapılan tedaviler hastalığı tamamen yok etmese dahi günlük yaşamınızın ağrısız ve rahat olmasını sağlamayı amaçlamaktadır.
Romatizmalı hastaların hastalıkları ve kullandıkları ilaçlar konusunda bilgi edinmeleri yaşamlarını olumlu yönde etkiler. Kullanılacak ilaçların olası bilinmesi yararlıdır.



