Wordpress Themes

‘Cinsel saÄŸlık’ kategorisi için arÅŸiv

3
Haz
2008

Dölyatağının uzantı ve ekleri olan Fallop borularının ve yumurtalıkların yangılanması. İvegen adneksit ve süreğen adneksit diye iki bölüme ayrılır.

İVEGEN ADNEKSİT

Hastaların yüzde altmış-yetmiş beş kadarından sebebin belsoğukluğu mikrobu olduğu söylenebilir. Mikroplar dölyolundan ve dölyatağı boşluğundan geçerek Fallop borularına ulaşmışlardır. Bu nedenle önce boru boşluğunu sınırlayan zarda yangılanma meydana getirirler. Bu yangılanma, boruları kısmen ya da tüm olarak tıkayıp kısırlığa yol açabilir. Hastaların yüzde yirmi beş-kırkı ise, bu alana kan ve lenf damarları aracılığıyla ulaşmış olan stafilokok ve streptokok tipi mikropların etkisi sonucu hastalanmışlardır.

Bu grupta, doğum ya da düşük sonrasında dölyolunun ya da dölyatağının alt bölümlerinde meydana gelen bir mikroplanma alanı, önce dölyatağı çevresindeki gözeli dokuya, oradan da damarlar boyunca tüplerin çevresine ulaşmıştır. Bu nedenle, boruların duvarında yangılanma olduğu halde, boru boşluğunu kaplayan hücreler, bundan belsoğukluğundaki kadar etkilenmez. Bu özellik, stafilokok ve streptokok yangılanmalarının, borularda belsoğukluğu mikrobu kadar tıkanma ve kısırlığa yol açmamasını açıklar.

Belirtileri ÅŸunlardır: BelsoÄŸukluÄŸu mikrobu vücuda girdikten yaklaşık olarak bir hafta, ya da bir doÄŸum veya düşükten on gün kadar sonra yangılanmanın bu alana ulaÅŸması önce karnın alt bölümlerinde yaygın bir sancıya yol açar; birkaç gün içinde aÄŸrı kasıklara yerleÅŸip bu alanda daha belirli bir hal alır. Bulantının görülmemesi ve sancının iki kasıkta birden duyulması, bu hastalığı apandisitten ayıran iki önemli özelliktir. Hastalığın ilk birkaç gününde 39-40′a dek ulaÅŸan yüksek ateÅŸ dikkati çeker. Bu alanda bulunan yangılanma, komÅŸu organları da etkileyebileceÄŸinden idrar yaparken ve dışkılarken sancı çoÄŸalabilir.

Hekim muayenesi, karnın alt bölümlerinde basıncın ağrıya yol açtığını, boruların sucuk şeklinde şişmiş ve sancılı birer kitle halini almış olduğunu ortaya koyar. Kan sayımı yapılırsa akyuvarların sayısının milimetreküpte 20-250,000 olduğu, bunlardan yüzde seksen- seksen beşin çok şekilli çekirdekli akyuvarlar olduğu anlaşılır.

Tedavi, yatak istirahatı, sancı ve ağrıyı giderici ilaçlar ve antibiyotiklerin kullanılmasından ibarettir, 1,000,000 ünite ve daha fazla penisilin verilebilir.

admin

Yorum gönder

26
Mar
2008

YARDIMCI ÜREME TEKNİKLERİ:
Çocuk sahibi olma konusunda herhangi bir problemle karşılaşan çiftlerde çeşitli tetkikler ile bu olumsuzluğun nedeni araştırılır. Belirlenen nedene yönelik çeşitli ilaç tedavileri ya da cerrahi tedavi uygulanır. Bu girişimlerden sonuç alınamadığı taktirde, yardımcı üreme teknikleri olarak da bilinen Tüp Bebek mikroenjeksiyon veya TESE yöntemlerine başvurulur. Çiftlerin çoğu için bu yöntem en son ve en iyi ümit kaynağıdır.
İN VİTRO FERTİLİZASYON VE EMBRİYO TRANSFERİ (IVF-ET) NEDİR ?
In vitro fertilizasyon; kadının yumurtalıklarından bir ya da daha çok sayıda olgun yumurta hücresinin alınarak, bunların kadının eşinden alınan sperm ile vücut dışında özel bir ortamda döllenmesidir. Embriyo transferi ise döllenen bu yumurtaların rahime yerleştirilmesidir.
IVF - ET YADA MİKROENJEKSİYON YÖNTEMİNİN AŞAMALARI
1- Hormonların baskılanması
2- Yumurtalıkların uyarılma aşaması (yumurta üretilmesi için ilaçlar kullanılır), (ovulasyon indüksyonu)
3- Yumurta hücresinin gelişimini izleme aşaması (ultrasonografi, gerekirse hormon testi)
4- Yumurta hücresini toplama aşaması (OPU)
5- Yumurta hücresinin döllenme aşaması
6- Döllenmiş yumurta hücresinin (embriyo) rahime yerleştirilme aşaması
7- Gebelik testi ve izleme aşaması
Bu işlemler hastanede yatışı gerektirmez. Her hastanın, aldığı tedaviye kendine has bir cevabı olacağı ve her tüp bebek tedavi döneminin farklı sonuçlanabileceği unutulmamalıdır. Bu da tedaviye diğer hastalardan daha farklı bir cevap vereceğiniz ve aynı zamanda bir tedavi dönemindeki cevabınızın, bir sonraki tedavinizden farklı olabileceği anlamına gelmektedir. Bu nedenle size uygun olan tedavinin ve yapılan testlerin diğer hastalardan zaman zaman farklı olacağını göreceksiniz. Lütfen test sonuçlarınızı ve tedavi planınızı diğer hastalarınki ile karşılaştırmayınız. Diğer hastalarla bir çok ortak sorununuz olmasına rağmen, unutmayın ki tüp bebek tedavisi çok özel bir konudur ve bazı hastalar bu konuyu tartışırken kendilerin rahat hissetmeyebilirler.
I. HORMONLARIN BASKILANMA AÅžAMASI
1. Hormonlar neden baskılanır
Kadının yumurtalıklarında bir aylık normal süreçte sadece, bir yumurta olgunlaşarak yumurtlamaya hazır hale gelir. Ancak bizim amacımız, birden fazla (en az 3) olgun yumurta hücresini oluşturarak döllenme şansını arttırmaktır. Bu nedenle normal süreç baskılanarak engellenir.

2. Hormonların baskılanma aşamasının özellikleri

a. Bu amaçla kullanılan ilaçlara adetin 21. günü başlanır; yaklaşık 10-20 gün tek başına kullanılır, daha sonra hiç kesmeden, yumurta toplanmasından 36 saat önce verilecek olan Profasi, Choragon veya Pregnyl isimli ilacı alana kadar da, yumurta üretmek için kullanılacak diğer ilaçlarla (gonadotropin) birlikte devam edilir.
b. İlaçların her gün ayrı saatte alınması gerekmektedir. Gonadotropin iğnelerine başlayınca bu ilaçların dozu değişir ya da kesilir.
c. Sprey tarzındaki ilacı kullanan kadınların, burun tıkanıklığına yol açan herhangi bir sorunu olmamalıdır.
d. Bu tedaviyi kullanırken; baÅŸlayacak olan adet kanamasının ikinci günü ya da ilacın 10.-12. günleri arasında estradiol seviyesi tayini ve ultrasonografik inceleme için kontrole geleceksiniz. EÄŸer adet kanamasının ikinci günü hafta sonu veya resmi tatil günlerine denk geliyor ise kullanmakta olduÄŸunuz ilacı kesmeden Pazartesi veya ilk resmi mesai günü sabah saat 08′de kontrole geleceksiniz.
3. Hormonları baskılamak için kullanılan ilaçlar (Gonadotropin Releasing Hormon Analogları)
Synarel, Suprecur, Suprefact burun sipreyleri Decapeptyl 0.1 ve 0.5 mg amp, Decapeptyl depot implant Lucrin günlük uygulanan flakon, Lucrin depot implant
Zoladex depo implant
Suprecur günlük uygulanan Flakon
İlaç Dozu :
HaStanın yagına ve daha önceki uygulamalarda verdiği cevaba göre ayarlanır.

İlacın Yan Etkileri :
· Sıcak basması
· Cinsel istekte azalma
· Nadiren deride kızarıklık, kaşıntı

Kullanım Şekli :
Kas içi, cilt altı ya da burun spreyi şeklinde uygulanırlar.

II. YUMURTALIKLARIN UYARILMA AÅžAMASI
1. Yumurtalık Neden Uyarılır?
En az 3 yumurta hücresinin gelişip olgunlaşmasını sağlamak ve böylece döllenme şansını arttırmak için uyarılır.

2. Yumurtalıkları Uyarma Aşamasının özellikleri

a. Bu amaçla kullanılan ilaçlar 7-20 gün süre ile kullanılır.
b. İlaç kullanılırken ultrasonografi ile (gerekirse kan testleri (E2-LH), yumurta hücresinin geliÅŸimi izlenilir.c. Yumurta hücresinin geliÅŸimi tamamlandığında; yumurtlamayı uyarmak için “Profasi”, “Pregnyl”, “Choragon” 5.000 üniteden iki adet olmak üzere, 10.000 ünitelik (iki toz bir su) enjeksiyon yapılır.
3. Yumurtalıkları Uyarmak İçin Kullanılan İlaçlar
Gıonadotropinler:
FsH ve LH içerirler. Gonal-F, Puregon, Metrodin- HP, Pergonal, Humegon, Menogon; birçok yumurtanın gelişimini sağlamak için günde bir veya iki defa enjeksiyonla verilirler.
Pergonal, Humegon ve Menogon aynı ilacın farklı isimdeki formlarıdır. Bu ilaçlar benzer ilaçlardır. Gonadotropinler arasında Gonal-F, Metrodin-HP ve Puregon isimlerine sahip daha saf ilaçlar da mevcuttur. Pergonal, Humegon ve Menogon sadece kas içi enjeksiyonla uygulanabilirken daha saflaştırılmış ilaçlar
Gonal-F, Metrndin-HP ve Puregon daha az acı veren subkütan (deri altına) enjeksiyonla uygulanabilir.
İlaç Dozu:
Hastanın yaşı, kilosu ve yumurta hücresinin gelişimine bağlı olar kullanılır,

İlacın Yan Etkileri:
· Allerjik hassasiyet
· Ağrı
· Enjeksiyon alanında ödem yada kızarıklık.
Bu ilaçlar ampüller içinde toz halinde ya da flakonlar içinde sıvı şeklinde gelebilir; sulandırılmaları gerekebilir. Birkaç ampül ya da flakon bir şırınga içinde bir veya birkaç su ile sulandırılabilir.

Kullanım Şekli:
Adale(kas) içine ya da cilt altına yapılır.
Bazen doktorunuz lucrin, decapeptyl, suprecur veya zoladex isimli ilaçları kullanmayıp, adetinizin ikinci gününden itibaren gonadotropin ilaçlarına başlayacak ve bu ilaçlara devam ederken adetinizin 7. gününden itibaren de Cetrotide veya Orgalutran ismindeki ilaçlara başlayacaktır. Bu ilaçlar günde bir defa cilt altına yapılmak üzere programlanacaklardır Geri kalan takip ve tedavi şemasında belirgin bir farklılık bulunmamaktadır.

III. YUMURTA HÜGRESİNİN GELİŞİMİNİN İZLENME AŞAMASI

1. Yumurta Hücresinin Gelişimi Neden İzlenir?
Yumurtlama zamanını kontrol etmek ve böylece yumurtaları kendiliğinden atılmadan önce toplamak.

2. Yumurta Hücresi Gelişimi Nasıl İzlenir?
Ultrasonografi ile (gerekirse kan testleri (E2-LH)) yumurta hücresinin gelişimi izlenir. Beş günlük yumurtalıkları uyarma tedavisinden sonra tüp bebek merkezinde transvajinal ultrasonografi yapılacaktır. İdrar torbanızı boşaltmanız ve daha sonra muayene odasına geçmeniz istenecektir. Muayene odasında belden aşağıdaki çama,şırlarınızı çıkarmanız istenecek ve vajinal prob vajen içine yerleştirilecektir. Bu işlem sizi rahatsız etmeyecektir. Vajinal probun üzerine görüntü almamızı kolaylaştırmak amacıyla uyguladığımız jelden dolayı işlem sonrasında bir miktar vajinal akıntınız olabilir.

Folliküller, yumurtalıklar içinde bulunan içi sıvı dolu yuvarlak keselerdir. Bu nedenle ultrasonografi ekranında siyah daireler olarak görülürler. Genellikle her follikül içinde bir yumurta bulunur. Yumurtalar gözle görülmez. Follikül sayısı yumurta sayısı ile ayrı değildir. Biz folikül gelişimini ve gelişen follikül sayısını takip etmek için sizi kontrollere çağırmaktayız. Tedavinin altıncı gününden itibaren, kan estradiol seviyenizi tespit etmek amacıyla,günlük kan örneğiniz alınacaktır. Estradiol seviyenize göre o öğleden sonraki ve bir sonraki günün sabahında alacağınız tedaviniz planlanacaktır. Estradiol folliküllü oluşturan hücreler tarafından üretilir. Eğer estradiol seviyeniz hızla yükselirse ek olarak kanda progesteron vs LH düzeylerine de bakılabilir. Öğleden sonra erkenden doktorunuzu:ş laboratuar sonuçlarınızı değerlendirebilmesi için, sabah zamanında laboratuara kan örneğinizi vermeniz son derece önemlidir. sonuçlarınız değerlendirildikten sonra ilaç dozajında yapılacak herhangi bir değişiklik size mutlaka bildirilecektir. Kendi değerlerinizi diğer hastaların değerleriyle karşılaştırmamanız son derece önemlidir. Böyle bir durum, yersiz endişelere sebep olabilir. Her kişi ilaç tedavisine farklı cevap verecektir. Ultrasonografi yaparken ve kan örneğinizi değerlendirirken özellikle bir değer aramıyoruz. Biz yapmış olduğumuz ultrasonografiler ve kan değerleri arasındaki ilişkiyi değerlendiriyoruz. Doktorunuz sonuçlarınızı değerlendirecektir ve herhangi bir problem mevcutsa bunu ilk size bildirecektir.

3. Yumurta Hücresi Gelişimini Tamamlayınca Ne Yapılır ?
Folikül geliÅŸimi tamamlandığında yumurtlamayı uyarmak için hCG (”profasi”, “Pregnyl” veya “Choragon”) enjeksiyonu yapılır. Bu ilaçlar doÄŸal bir hormon olan hCG içerir ve kadında yumurtlamaya neden olur.
İlaç Dozu :
Yumurta üretmek için kullanılan ilacın en son dozundan genellikle 24 saat sonra, yumurta sayısına yada gereğinde bakılan hormon düzeyine göre 5000 ya da 10.000 IU uygulanır. Bu enjeksiyon, yumurta toplamadan yaklaşık 36 saat önce, akşam geç saatler. yapılır. Bu tedavi gelişen yumurtaları olgunlaştırır ve yumurtlamayı başlatır. hCG enjeksiyonunun zamanlaması çok önemlidir ve bizim belirttiğimiz zamanın 30 dakika içerisinde uygulanmalıdır. Genellikle hCG enjeksiyonlarını gece saatlerinde yaptırmaktayız ve yumurta toplama işlemini de bu enjeksiyonun yapılmasından tam 35-36 saat sonraya planlamaktayız. Bu yaptıracağınız son ilaç enjeksiyonudur. Bundan sonra yumurta toplama işleminize kadar herhangi bir ilaç kullanmayacaksınız.

Yan Etkileri :
· Karın bölgesinde hassasiyet
· Sıcak basması
· Enjeksiyon bölgesinde hassasiyet

hCG verildikten sonra yumurtalıkların büyümesine bağlı olarak birçok hasta karnında rahatsızlık hisseder ve yumurtladıklarını düşünürler. sizi çok yakından takip ettiğimize emin olmalısınız; yumurta toplama işleminden önce yumurtlama ihtimaliniz oldukça düşüktür.

Kullanım şekli :
Adale (kas) içine uygulanılır.
Önemli not: EÄŸer infertilite probleminiz, eÅŸinizin menisinde sperm hücresi bulunmamasından kaynaklanıyor ise (yani eÅŸiniz azospermik ise); hCG enjeksiyonu yapıldıktan sonraki gün eÅŸinizin yumurtalıklarından ( testislerinden) ufak bir operasyon ile bir miktar doku parçası alıp sperm hücresi bulmaya çalışacağız. Bu yönteme TESE dendiÄŸi daha önce belirtilmiÅŸti. Bu içlem için size bir randevu verilecektir. EÅŸiniz bu iÅŸlem için sabah saat 09:00′da merkezimize gelecektir. Bu iÅŸlem için bayların aç olmasına gerek yoktur ve iÅŸlem sonrasında eÅŸiniz hemen taburcu edilip günlük aktivesine geri dönebilecektir.EÄŸer bu iÅŸlem sonrasında düşük bir ihtimalle de olsa sperm hücresi bulamaz isek, o zaman yumurta toplama iÅŸleminin iptal edilmesi konusunda görüşmemiz gerekecektir.

IV. YUMURTA HÜCRESİNİN TOPLANMA AŞAMASI
Yumurtaların toplanması için kullanılan birkaç yöntem vardır. Kliniğimizde ultrason aracılığıyla doğrudan iğne aspirasyonu kullanılmaktadır. Bu işlem sırasında vajen lokal olarak uyuşturulur ve hanımlar ağrı duymazlar. Yumurta toplama işleminden önce bir görevli size hazırlanmanız için eşlik / edecektir. Hazırlanma öncesinde lütfen mesanenizi tamamen boşaltmaya dikkat ediniz. Epidural anestezi planlandı ise anestezi doktoru anestezi ile ilgili bütün sorularınızı cevaplandıracaktır. Bütün hazırlıklar tamamlandıktan ve serum takıldıktan sonra operasyon odasına alınacaksınız ve orada operasyon masasına uzanmanız istenecektir.

1. Vajinal Ultrasononografi ile yumurta toplanması
Küçük bir cerrahi yöntemdir. İşleme başlamadan önce kadına sakinleştirici bir ilaç uygulanır. İşlem lokal anestezi altında yapılır. Vajinal ultrasonografi probu hazneye yerleştirilir. Ultraronografik görüntü yardımıyla yumurtalıklara ulaşılarak olgunlaşmış yumurtalar toplanır. Yumurtaların toplanması ortalama 20-30 dakika sürer. Toplanan yumurta sayısı kadından kadına değişmekle beraber ortalama 3-1s adettir. Yumurtalar toplandıktan sonra lekelenme tarzında az miktarda kanama, kasık ağrısı olabilir.

2. Yumurta toplama İşleminden Önce Dikkat Edilecek Noktalar
· Bir gece önceden gaz yapıcı yiyecekler yenmemeli.
· 9aat 24′ten sonra hiçbir ÅŸey yenmemeli.
· Erkek 3 gün önce boşalmış olmalı ve 3 gündür cinsel perhizde olmalı.
· Sperm örneği de alınacağı için yumurtaların toplanacağı gün eşle birlikte gelinmeli.
· Yumurta toplandıktan sonra; olası herhangi bir enfeksiyonda korunmak için antibiyotik kullanılması gerekebilir.
Takibinizin yapılması için kalmanız gereken süre hastadan hastaya farklılık gösterir. IVF tedavisi alan ve yumurta toplanan hastalar yaklaşık olarak 60 dakika gözlem altında tutulurken, epidural anestezi almış hastalar yaklaşık olarak 1-3 saat gözlem altında tutulurlar. Hemşire, durumunuzun iyi olduğuna karar verdikten sonra taburcu edileceksiniz. Yumurta toplama işleminden sonra, kendinizi yeterince iyi hissedince her şeyi yiyip içebilirsiniz. Bu noktada eğer daha önce kullanmanız söylenmedi ise antibiyotiklerini; kullanmaya başlamalısınız.

V. YUMUKTA HÜCRESİNİN DÖLLENME AŞAMASI
1. 1′urrıurta hücreleri toplandıktan sonra laboratuarda özel bir dolapta (inkübatör) bir kültür ortamına koyulur.
2. Bu arada eşin spermi özel bir yıkama tekniği ile hazırlanarak sağlıklı spermler ayrılır.
3. IVF yönteminde yumurta Hücreleri topladıktan 4-6 saat sonra eşten alınan spermler yumurta hücresinin yanına bırakılır.
4. Mikroenjeksiyon yönteminde; yumurta hücresinin içine sağlıklı bir sperm enjekte edilir.

Yumurta toplama iÅŸleminden bir sonraki günde, yumurta ve spermler hakkında bilgi vermek amacıyla bizimle telefon ile baÄŸlantı kuracaksınız. Bu noktada çoÄŸu vakada döllenme görülür. Fa;kat embriyo transferi, döllenmiÅŸ olan yumurta normal olarak bölünmeye baÅŸladıktan sonra yapılabilir ve bu da genellikle döllenmeden bir gün sonra gerçekleÅŸir. Nadir olmasına raÄŸmen IVF’ in risklerinden biri de döllenmenin gerçekleÅŸmemesidir. Bazen bunun sebebi bellidir fakat çoÄŸunlukla herhangi bir sebep bulunamaz. Bu olursa takibe devam edilmeyecektir. Bu bulgunun anlamı hakkında doktorunuz ya da embriyoloÄŸunuzla görüşme ÅŸansı tanınacaktır.

VI. DÖLLENMİŞ YUMURTANIN (EMBRİYO) RAHİME YERLEŞTİRİLME AŞAMASI:
Yumurta hücreleri alındıktan 24 saat sonra döllenmenin olup olmadığı, 48-72 saat sonra saÄŸlıklı embriyo geliÅŸimi olup olmadığı öğrenilir. Rahime yerleÅŸecek embriyo sayısı kadının yaşına ve döllenmiÅŸ olan embriyo sayısına göre deÄŸiÅŸmektedir. Embriyo transferi yapılacağı günde, randevu saatinizden yarım saat önce A.Ü.T.F Kadın Hastalıkları ve DoÄŸum Ana Bilim Dalı Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi’ne baÅŸvurunuz. Transferden yaklaşık bir saat önce hafif bir sakinleÅŸtirici (diazem 10 mg) alacaksınız. Bu hem sizi rahatlatacaktır hem de uterusun embriyoları atma riskini azaltacaktır. EÅŸlerin gelmeleri istenilse de, bulunmaları zorunlu deÄŸildir. Fakat sizi kliniÄŸe getirecek ve klinikten götürecek birinin varlığına ihtiyacınız olacaktır. Bazen idrara sıkışık olarak gelmeniz istenebilir. Embriyo transfer iÅŸlemi yumurta toplama iÅŸleminden çok daha kolay gerçekleÅŸtirilen ve daha az sıkıntı yaratan aşılama benzeyen bir iÅŸlemdir. Vajinaya bir spekulum yerleÅŸtirilir. Bazen abdominal ultrasonografi ile deÄŸerlendirme yapılır. Daha sonra servikal kanala bir katater yerleÅŸtirilir ve uterus içine doÄŸru itilir. Katater uterus içine yerleÅŸtirildiÄŸinde kramp tarzında çc’ az aÄŸrı hissedebilirsiniz. Daha sonra embriyolar rahim içine bırakılır
Takiben embriyolog bütün embriyoların transfer edildiğinden emin olmak amacıyla kateteri mikroskop altında inceler.

1. Döllenmiş Yumurtanın Rahime Yerleştirilme Aşamasının Özellikleri:
Yöntem basit olup uyuşturma gerektirmez, açılama gibidir. Döllenmiş embriyonun rahime yerleştirilmesi işlemi çoğu kez ağrısızdır. Bir kateter aracılığıyla embriyo rahim içerisine bırakılır. İşlem süresi ortalama 5-10dakikadır.
2. Döllenmiş Yumurta Rahime Yerleştikten sonra Dikkat Edilecek Noktalar:
Kadın ünitede 3-4 saat dinlenmeye alınır. 2 gün yatak istirahatı yapılır.
12 gün Cinsel ilişkide bulunulmaması gerekir. 1 hafta haznenin yıkanmasından kaçınılır. Yumurtalıklardaki büyüme rahatsızlık vermedikçe, normal fiziksel aktivitelere devam edilebilir.
3. Embriyonun Rahime Yerleştirildiği Gün Başlanan ve Gebelik Testine Kadar Kullanılan İlaçlar:
Profasi- Pregnyl- Choragon:
1.500-2.000 IU 3 günde bir kez ve toplam 3 kez, kas içine yapılır.
Crinon %8 vajinal jel: günde tek uygulama
Progestan: günde 3 kez hazne içine uygulama
Aşağıdakilerden herhangi birisi olursa lütfen doktorunuzla bağlantı kurunuz,
1) 2 saatten fazla süren ve 37.6 °C’nin üzerinde ateÅŸin olması,
2) Aşırı vajinal kanama,
3) Pelvik bölgede anormal ve giderek artan rahatsızlık hissi
4) İdrar yapmada zorluk yada barsak aktivitesinde değişikliğin olması,
5) Bulantı, kusma ya da ishalin olması,
6) Keskin ağrı varlığı,
7) İdrar yaparken yanma hissinin olması,
8) Karında şişlik,
9) İdrar miktarında dikkati çeken azalma,
10) Anormal sırt ağrısı,
11) Nefes darlığı.
VII. GEBELİK TESTİ VE İZLEM AŞAMASI

“EMBRİYO TRANSFERİ YAPILDIKTAN 12-14 GÜN SONRA KANDA GEBELİK TESTI YAPTIRILIR”
Kanda gebelik testi (B-hCG) embriyo transferinden 12 gün sonra yapılacaktır. Eğer 12.gün hafta sonuna denk gelirse; Cumartesi yapılması gereken test Cuma günü, Pazar günü yapılması gereken test Pazartesi günü yapılacaktır. Ayarlamalar kanınız IVF ünitesinde sabah saat 7:30 ile 09:00 arasında alınacak şekilde yapılacaktır.Eğer şehir dışına çıkarsanız bu testi özel doktorunuza yaptırıp, bize sonucunu bildirebilirsiniz. 6onuçlar size en kısa zamanda (genellikle öğleden sonra) bildirilecektir.
Genellikle test sonuçları ya pozitiftir yada negatiftir. Fakat bazen test sonucu şüpheli pozitif gelebilir. şüpheli pozitiflik 4 durumda görülür:
1- Embriyonun geç fakat normal implantasyonunda,
2- Devam etmeyen gebeliklerde,
3- Ektopik gebelik varlığında,
4- Laboratuar hatasında.
Yukarıdaki durumlardan birinin mevcudiyetinde hCG takiplerinin yapılması son derece önemlidir, İlk testin sonucu pozitif ya da şüpheli pozitif ise 2 gün sonra 2. test yapılmalıdır. Bu test bize gebeliğin normal olarak ilerleyip ilerlemediği konusunda bilgi verecektir. Biz hCG düzeyinin 2 yada 3 günde bir 2 katına çıkmasını bekleriz.
1. Gebelik Testi (+) ise:
Ultrasonografi ile gebeliğin rahim içinde ve normal seyrinde olup olmadığı kontrol edilir.(Dış gebelik, gebelik sayısı vb. belirlemek için) Eğer Progestan kullanılıyor ise devam edilir.
KendiliÄŸinden ya da tedaviye raÄŸmen uzun süre gebelik oluÅŸmamış çiftlerde yardımcı üreme teknikleri ile saÄŸlanılan gebeliklerde, düşük oranı normalden az da olsa yüksektir. Bu nedenle böyle bir durumla karşılaşıldığında telaÅŸlanmamak gereklidir, Gebelik testinden önce çok az vajinal lekelenme ya da kanamanızın olması anormal deÄŸildir. Gebe hastalarımızın yaklaşık %50’sinin gebelik testi öncesi ve hatta sonrasında da lekelenmeleri olmuÅŸtur, olumlu düşünmelisiniz.
2. Gebelik Testi negatif (-) İse:
Eğer gebelik testiniz negatif ise ilaç kullanmayı bırakabilirsiniz. Eğer kanamanız başlamadıysa 3-5 gün içinde başlayacaktır. Bu normal adetinizden farklı olabilir (daha hafif veya ağır, daha kısa veya uzun). Eğer bir hafta geçmesine rağmen adet görmediyseniz bizi arayınız.
Yeni bir denemeye uygun zamanda baÄŸlanabilir.
Pek çok kadın IVF ya da mikroenjeksiyonu çok stres verici bulmaktadır. Bu nedenle tedavi süreleri arasında 2-4 ay dinlenmekte yarar vardır.

admin

Yorum gönder

26
Mar
2008

Doğum Kontrol Yöntemleri
Tüm aileler ve bireyler kendi doğurganlık davranışları konusunda doğru bilgiye dayalı, bilinçli ve gönüllü bir seçim yapmalıdırlar. Böylece istemedikleri gebeliklerden sağlıklı ve etkin bir biçimde korunabilirler.A-Doğal Yöntemler
Doğal aile planlaması çiftlerin doğurganlık bilinci ile gebeliği önlemeyi ya da oluşturmayı sağlayan bazı kuralları birlikte uygulaması olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü, doğal aile planlamasını, manstrüel sişkusun (adet sişkusu) fertil ve infertil dönemlerinde, doğal belirti ve semptomları gözleyerek gebeliğin planlanması ya da gebeliğin önlenmesi yöntemleri olarak tanımlamıştır.

Doğal Yöntemlerin Etkinliği %75’dir.

1. Servikal Mukus Yöntemi (Rahim Ağzı Salgısı)
Kadın vajinadaki salgıyı kontrol eder. Gözlemini ve salgının eldeki hissini her gün kaydeder. Ovülasyon (yumurtlama) yaklaşırken mukus artar, incelir ve rengi berraklaşır. Daha elastik ve kaygan olur. İki parmak arasında yavaşça uzatılabilir. Bu tür mukus spermlerin yaşamsını ve yumurtaya doğru ilerlemesini sağlar. Ovülasyondan önce ve sonraki dönemlerde mukus azalır ve yapışkan bir hal alır. Vajen kuru hissedilir. Mukusun arttığı bu dönemde cinsel perhiz yapılır.

2. Bazal Vücut Isısı Yöntemi
Ovülasyondan sonra salgılanan pregesteron hormonu ısı arttırıcıdır. Yeni vücut ısısını 0,2 ?C ile 0,5 ?C arasında yükseltir ve bir sonraki menstrüasyona kadar yüksek ısıda tutar. Bu yükselişe termalleşme denir ve bu da bazal vücut ısısı yönteminin temelidir. Ovülasyon denime, vücut ısısını izleyerek saptanabilir.

Cinsel perhiz, menstrüel kanamanın ilk gününden, ısı artışının saptandığı 3. günün sonuna dek sürdürülmelidir. Isı çizgisinin üstünde 3 ısı kaydedene kadar beklenmelidir. Bir sonraki menstrüel kanama başlayana kadar cinsel perhize ara verilir.

Bu yöntem tek başına kullanılmamalıdır. Servikalmukus ve/veya servikal palpasyon (elle muayene) yöntemleri ile birlikte kullanılmalıdır.

3. Servikal Palpasyon (Rahim Ağzını Parmakla Muayene) Yöntemi
Kadın kendi kendini elle muayene ederek, servikal (rahim ağzı) kenarındaki değişiklikleri tanımlayabilir. İnfertil (güvenli) dönemde serviks,dış ağzı kapalıdır ve elle kolayca ulaşılır. Yaklaşan yumurtlama (ovülasyon) ile birlikte ostrojen harmonu düzeyi yükseldikçe serviks yumuşar. Yukarı doğru çekilir ve dış ağızı açılır. Ovülasyondan ortalama 4-5 gün nce yumuşamanın başlaması belirgin hale gelir. Elle rahim ağzı daha zor ulaşılır bir hal alır ve ele gelince de yumuşaktır. Eşler servikste ilk değişikliklerin belirlendiği andan, serviksin kolayca hissedildiği, sert olduğu ve ağzının kapalı olduğu zamana kadar cinsel ilişkide bulunmamalıdır.

4. Takvim Yöntemi
Kadının bir periyodu 30 gün kabul edilirse ovülasyon adetin başlangıcından 16-18 gün sonradır. Buna göre adetin başladığı gün birinci gün olursa, adetin başlangıcından sonraki 14 ile 21. gün arası döllenme için en riskli dönemi oluşturmaktadır. Bu dönemde cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Menstrvel sişkusun süresinin tam bilinememesi ve bir çok nedenden de etkilendiği için güvenli bir yöntem değildir ve kullanılmamalıdır.

5. Geri Çekme
Cinsel ilişki sırasında erkeğin cinsel organının, boşalmadan önce vajenden çıkartılıp, meninin vajen dışına boşaltılmasıdır. Başarı oranı %75’dir. Başarı ile uygulandığında bile kadında ve erkekte psikolojik ve fizyolojik sorunlar ortaya çıkabilmektedir.

6. Vajinal Yıkama
Bazı kadınlar, vajina duvar ve kanalındaki spermleri yıkayıp atma düşüncesi ile cinsel ilişkiden hemen sonra vajinayı su ile yıkamanın gebeliği önlediğine inanır. Bu yöntem doğum kontrol yöntemi olarak tamamen etkisizdir. Çünkü spermlerin birkaç saniye içinde servikal mukusa geçebilirler.

B- Emzirme ve Gebeliğin Önlenmesi
Adet kanaması olmadıkça emzirmeyle gebelikten korunma yöntemi olarak tanımlanan bu yöntem özellikle doğumdan sonraki ilk aylarda, süt veren kadınların, belli koşullarla doğal olarak doğurgan olmadığı düşüncesine dayanır. Emzirmenin her koşulda gebelikten korumadığı bilinmelidir. Belli koşullarda ve belli süre için emzirme ile korunabilinir. En fazla 6 ayı düzenli emzirme ve adet görülmemesi koşullarında emzirme, kadının bu dönemde yeniden ovülasyona ve adet görmesini geçiktirir. Etkinliği %85’dir.

C- Bariyer Yöntemler
Spermin rahim boşluğuna geçmesini engelleyerek gebelikten korurlar. Bariyer yöntemleri güvenlidir, yan etkileri yoktur, birlikte kullanımı etkinliklerini arttırır. Kondom (prezervatif), dioatrem ve spermisitler bu yöntemlerdendir.

1. Kondom
Cinsel ilişki sırasında penise takılan bir kauçuk kılıftır. Spermin vajinaya girmesini engeller. Sperisitler ile birlikte kullanılması etkinliğini arttırır. Doğum kontrolü dışında, AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılmasını önler.

2. Diyafram
Diyafram rahim ağzını örten, kenarları daha sert, kauçuk bir araçtır ve servikal açıklığa uygulanan spermisit jel ya da krem ile birlikte kullanılır spermisit madde diyafram tarafından fiziksel olarak engellemeyen spermleri öldürür.

3. Spermisitler
Vajinal spermisitler, spermlerin servikse ulaşmadan etkisiz hale getirilmeleri için vajinaya konur. Köpük, tablet, krem şeklinde bulunurlar. Diğer doğum kontrol yöntemlerine göre etkinliği daha azdır. Etkinliğini artırmak için kondom veya diyafram ile birlikte kullanılmalıdır.

D-Oral Konto Septitler (Doğum Kontrol Hapları)
Doğum kontrol hapları şunlardır;
- kombine doğum kontrol hapları
- Yalnız prefesteron içeren haplar (mini haplar)
- Ertesi gün hapı

1. Kombine Doğum Kontrol Hapları
Çok güvenilir bir doğum kontrol yöntemidir. Östrojen ve progesteron hormonları birlikte bulunur. Ostrojen, yumutlamayı (ovulosyonu) baskılar ve döllenmiş yumurtanın gelişmesini engeller. Progesteron rahim ağzı sıvısının azaltıp kıvamının artmasına neden olarak spermlerin geçişini engeller. Etkinliği%99,9’dur. En etkili yöntemdir. Her gün hormon içeren haplardan bir tane alınır. Kullanımı kolaydır. Yumurtalık ve rahim kanseri riskini azaltır, iyi huylu meme hastalıklarını azaltır. Kemik erimesi riskini azaltır. Hap kullanmaya son verdikten sonra doğurganlık yeteneği tekrar devam eder. Kullanmaya başlamadan önce gebelik testi ile gebelik olup olmadığı saptanmalıdır. Meme kanseri, kan pıhtılaşması olanlarda, kalp hastalarında, karaciğer hastalarında kullanılmamalıdır. 6 aylıktan küçük bebek emzirenlerde, sigara içenler, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, migren, depresyon tanısı olanlarda ise kontrol altında kullanılmalıdır.

2. Yalnız Progesteron İçeren Haplar (Mini Haplar)
Ostrojen içermezler ve kombine doğum kontrol haplarına göre daha az progesteron içerirler. Kadında doğal olarak oluşan rahim ağzı sıvısını kalınlaştırarak spermin geçişine engel olur ve yumurtlamayı %50 oranında engeller. Etkinliği %96’dır. Her gün aynı saatte alınmalıdır. Emziren kadınlarda kullanılabilir. Ostrojenin yan etkilerinden dolayı kombine doğum kontrol hapı kullanmayan kadınlarda kullanılabilir.

3. Ertesi Gün Hapı
Ertesi gün hapı doğum kontrol yöntemi değildir. Korumasız cinsel ilişkiden sonra, sürdürülmesi kesinlikle istenmeyen gebeliklerin, döllenmiş yumurtanın rahim yüzeyine yerleşmesinden önce önlenmesidir. Tecavüz gibi zorunlu durumlarda başvurulan bu haplar, kullanacak olan kişiye marka belirtilmeden ve paketinden çıkarılarak verilmelidir.

E-Enjete Edilen Doğum Kontrol İlaçları
Pregesteron içeren ilaçlardır. Ovülasyonu (yumurtlama) engeller. Ayrıca, spermin rahime girmesini engelleyen kalın bir servikal mukus da oluştururlar. 3 ayda bir kullanılırlar. Geçici kontrosptit yöntemlerinin en etkililerinden biridir. Adet düzensizlikleri yapabilir. Yumurtalık kanserine karşı da koruyucudur. Ciddi bir tıbbi sorunla karşılaşılmadıkça süresiz kullanılabilir. Hamile olan, karaciğer hastalığı, damarlarında pıtılaşma, meme kanseri, nedeni bilinmeyen kanamalarda kullanılmamalıdır.

F-Deri Altı İmplantleri
Beş yıl süreyle korunma sağlayan etkili, uzun süreli ve geri dönüşümlü bir doğum kontrol yöntemidir. Yapay hormon içeren yumuşak silikondan yapılmış altı ince ve esnek kapsül kadının üst kolunun iç kısmında derinin hemen altında küçük cerrahi bir girişimle yerleştirilir vücuda yavaş yavaş hormon salgılar. İçinde prefesteron hormonu ovülasyonu (yumurtlama) baskılayarak ve servikal mukusu, sperm geçişini engelleyecek biçimde kalınlaştırıp azaltarak gebeliği önler. En etkili doğum kontrol yöntemlerinden biridir gebelerde. Karaciğer hastalığı damarda pıhtılaşması olanlarda meme kanserinde kullanılmaz.

G-Rahim İçi Araçlar (RİA)
Günümüzde RİA, dünyada en yaygın olarak kullanılan geri dönüşümlü, uzun süre etkili doğum kontrol yöntemidir. Türkiye’de en çok Bakır T390A RİA kullanılır. Şekli T harfine benzer.

RİA rahim içine yerleştirilir, genellikle bakır ya da bir steroid hormon içeren, küçük plastik bir cisimdir. RİA spermin üst genital yollara ulaşmasına, yumurtanın (ovum) hareket etmesine engel olarak döllenmeyi engeller. Cinsel ilişkiyi etkilemeyen, güvenli ve çok etkili bir yöntemdir. Emziren kadınlar içinde uygundur.

RİA çıkarılıncaya kadar rahimde durur. Kendiliğinden düşerse vajinadan atılır. Rahim ağzında yara ya da kansere neden olmaz. Yerinde olup olmadığı klavuz ipi yoklanarak anlaşılır. 8 yıl kadar kullanılabilir. Cinsel yolla bulaşan (AİDS gibi) hastalıklara karşı koruma sağlamaz.

Kadının hamile olmadığından emin olunduğunda adet süresi boyunca herhangi bir zamanda uygulanabilir.

H-Gönüllü Cerrahi Sterilizasyon
Gönüllü cerrahi sterilizasyon (kısırlaştırma) bütün dünyada kabul gören ve giderek yaygınlaşan bir aile planlaması yöntemidir. Baka çocuk istenmeyen ve doğurganlıklarını sona erdirmek isteyen çiftler için en güvenli yöntemlerden biridir. Doğurganlığı kalıcı olarak sona erdiren 18 yaşını doldurmuş olan herkese rızası ile, evliyse eşinin de onayı alınarak işlem yapılabilir. Kadında tüp ligasyonu (tüplerin bağlanması), erkekte vazektemi (sperm kanallarının bağlanması) şeklinde yapılan işlem, eğer istenilirse mikro cerrahi yöntemler ile düzeltilip, geriye dönüş de sağlanabilir. Ancak tekrar bu düzeltme işlemleri çok pahalı, zaman alıcı ve kesin sonuç garanti edilemez. Kadında tüp ligasyonu (tüplerin bağlanması) cinsel işlevleri etkilemez. Her iki tüp bağlandığı için yumurtalıktan gelen yumurta rahime ulaşamaz ve döllenmede engellenmiş olur.

Erkekte uygulanan vazektemi (sperm kanalının kesilip bağlanması) yönteminde spermin mekanik olarak dışarı ulaşması engellenmiş olur. Erkekte cinsel istek ve tenksiyonlar yönünden bir bozukluğa neden olmaz. Geri dönülmesi güçtür, kalıcı bir yöntem olarak kabul edilmelidir.

admin

Yorum gönder

26
Mar
2008

Kadın ve erkekte, cinsel istek kaybı, benzer sorunlardır. Cinsel istekler konusunda iki teori öne sürülmektedir. Birinci teoriye göre bireylerin cinsel istek düzeyleri birbirinden farklıdır ve bu farklılıklar doğuştan kazanılmış özelliklerdir. Bu nedenle bazılarının cinsel istek veya kapasiteleri çok yüksek iken, bazıları yaşam boyunca çok az cinsel ilgi gösterebilirler. Bu durum, bir ölçüde bireyler arasındaki boy uzun1uğu veya göz rengi farklılıklarına benzetilebilir.İkinci teoriye göre ise, yaşam olayları veya eğitim ile yasaklanmadığı, bastırı1madığı veya saptırı1madığı sürece cinsel dürtü herkes için çok önemli bir itici güçtür. Klinik deneyimler ikinci teoriyi desteklememize neden olmaktadır. Cinsel istek azalması sorunları olan hastaların genellikle bu kaybı açıklayacak çok sayıda nedenleri vardır.
Cinsel istek kaybı, isteğin azalması, uyarı sonucu cinsel tepki a1ındığı halde istek olmaması, uyarı sonunda da cinsel tepki olmaması veya nefret şeklinde ortaya çıkabilir. Nefret, cinsel ilişkide bulunamayacak kadar olumsuz duyguların mevcut olması anlamına gelir. Bu, genel olarak her türlü cinsel aktiviteye karşı o1abildiği gibi sadece belli bir düşünce, inanç veya davranış şekline karşı da geliştirilebilir (örneğin, oral seks gibi). Genel olarak insanlar ödüllendirici bir davranışı tekrarlama eğilimindedirler (cinsel veya başka tür bir aktivite). Tersine, belli bir davranış anksieteye neden oluyorsa, kaçınmaya çalışılır, dolayısıyla nefret ortaya çıkar. Cinsel istek kaybı olan insanlarda, çocuk1uk dönemindeki yasaklayıcı eğitim ve başarısızlık beklentisi, utanç, acı veya yetersizlik korkusu, gerçek yasaklamalar veya acı deneyler kadar önemlidir.
İstek kaybının aksine, eşler arasında cinsel isteklerin farklı düzeylerde olması, sık rastlanan fakat daha az ciddi bir sorundur. Bir ilişki disfonksiyonel hale geldiğinde, sıklıkla eşlerden biri, diğerinden çok daha fazla cinsel yakınlık ister. Bu abartılmış farklılıklar, eşler diğer sorunlarını çözüp tekrar iletişim kurabildiklerinde ortadan kalkar.
Cinsel istek kaybı, çok sayıda seksüel disfonksiyonun seyri sırasında ortaya çıkabilir.
Organik hastalıklar erkeklerde olduğu gibi, kadınlarda da cinsel tepkileri olumsuz yönde etkiler, fakat genellikle kadınlarda cinsel tepki üzerine etkileri, erkeklerden daha azdır. Yine de, diyabetik kadınların % 50 sinin sonunda anorgazmik o1acağı bilinmektedir.
Estrojen eksik1iğine bağlı ikincil vajinal atrofi (cerrahi sonrası veya menopoz sonrası), ağrılı ilişkiye neden olur. Eğer atrofi çok ilerlemişse krem veya hap şeklindeki estrojenle tedavisi çok başarılı sonuç verir. Organik pelvik veya genital hastalıklar da ağrılı ilişkiye ve giderek cinsel istek kaybına neden olabilirler.
Doğum kontrol hapı kullanan bazı kadınlarda da istek kaybı görülürse de, bu durum daha ziyade psikolojik nedenlerden kaynaklanmaktadır (depresyon, üzüntü, bastırılmış öfke, histerik kişilik, vb. gibi).
Kronik yorgun1uğun kadının cinsel tepkileri üzerindeki etkileri sıklıkla göz ardı edilir. Jinekologlara göre, yuvaya gidemeyecek kadar küçük çocuğu olan her kadında, bu tip sorunlarla karşılaşıldığında kronik yorgunluğu akla getirmek gerekir. Klinisyenlerin, kadınlarda fiziksel yakınma veya seksüel fonksiyon bozuklukları ile uğraşırken, kronik yorgun1uğun da bir neden olabileceğini unutmamaları gerekir.
Genel olarak, doğum, ameliyat, kanser, sürekli diyet yapma, aşırı kilo kaybı gibi vücut direncini düşüren hastalık ve durumlarda geçici veya sürekli olarak cinsel istek kaybı görülebilir.
Cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olan veya cinsel fonksiyon bozukluğu şeklinde ortaya çıkan diğer sorunlar.
A- Madde Bağımlılığı
1- Alkolizm
2- Diğer Madde Bağımlılıkları
B- Kişilik Yapısı
1- Obsesif/Kompulsif KiÅŸilik
2- Histerik KiÅŸilik
3- Pasif/Bağımlı Kíşilik
4- Pasif/Agresif KiÅŸilik
C- Fiziksel Sorunlar
1- Fiziksel Hastalìklar, nörolojik bozukluklar, damarsal bozukluklar.
2- Menopozal Semptomlar, vajinal kuruluk, östrojen yetmezliği
3- Doğum Kontrol Hapları
4- İlaçlar
5- İnfertilite, özellikle zamanlanmış ilişki
D- Duygusal Faktörler ve Stres
1- Bastırılmış öfke
2- Üzüntü-Yadsıma, suçluluk duygusu, depresyon veya öfke
3- Depresyon
4- Gebelik Korkusu
5- Kişiler Arasında Anlaşmazlık
6- Bedensel Görüntü Sorunları
7- Psikozlar
8- Kronik yorgunluk
a- Çok Fazla ve Uzun Süre Çalışma
b- Küçük Çocuk Bakımı
9- Orta,YaÅŸ Krizi
E- Karşılanmayan Cinsel Değerler

admin

Yorum gönder

26
Mar
2008

Uzmanlar uyarıyor: Sıcak hamam ve sauna merakı olanlarda, dar blue jean ve slip giyen erkekler ile uzun yol şoförleri, döner ustaları, fırında çalışanlar ve maden işçilerinin sperm sayısında ciddi problemler oluyor. Kadın Doğum Uzmanı Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, bazı meslek grubundaki erkeklerin kısırlık riski taşıdığını söyledi. Üreme çağındaki kadınların her adet döneminde düzenli cinsel ilişkiye girerek gebe kalma şansının yüzde 20, 35 yaşın altındaki kadınların 6 ay içinde gebe kalma şansının ise yüzde 80 civarında olduğunu vurgulayan Çamlıbel, çiftlerin bir yıl korunmasız düzenli ilişkiye girmelerine rağmen çocuk sahibi olamamaları halinde kısırlık tedavisi görmeleri gerektiğini anlattı. Çamlıbel, tüm kadınlara ‘Eşinize, ‘Çocuk istiyorsan sigaranı balkonda iç’ deyin’ uyarısında bulundu.
Sıcak sudan uzak durun
Prof. Dr. Teksen Çamlıbel şunları söyledi: ‘Sperm sıcağı sevmiyor, o yüzden tabiat onu vücudumuzun dışına almış. Vücut hararetimiz 37 derece, ama spermlerin 34 derecede olması lazım. Sperm ve testisi çok ısıtmamalı. Hamam, sıcak su, sauna merakı, çok dar blue jean ve dar slipler giymek, o bölgeyi ıslak ve sıcak tutmak kısırlığa yol açıyor.
Ayrıca bazı mesleklerde, özellikle uzun yol şoförleri, döner ustaları, fırında çalışanlar, maden işçisi gibi çok sıcak bölgelerde kalanlarda, sperm sayısında ciddi problemler oluyor. Onun için bu tarz mesleklerde çalışan kişilere, o mesleklerden uzaklaşmaları, erkeklere çok sıkı ve dar giysiler yerine, bol şortlar ve bol pantalonlar giymelerini öneriyoruz.’
KISIRLIK NEDENLERİ
İNMEMİŞ TESTİS:
Erkeklerde doğumda karın içinde bulunan testisler bir sene içinde skrotuma (torbalara) inerler. Testislerin karın içinde kalmaları ya da hayatın ileri dönemlerinde inmesi sperm yapımını olumsuz etkileyip, testis kanserlerinin oluşmasına neden olabiliyor.
VARİKOSEL:
Erkeklerin yaklaşık yüzde 15’inde görülen testisi besleyen damarlarda meydana gelen varisler kısırlığa yol açabiliyor. Kan akımının yavaşlaması testislerde ısı artışına, nadiren üreme hormonlarında dengesizliğe neden olabilliyor ama bu her hastanın kısır olacağı anlamına da gelmiyor.
ENFEKSİYON:
Kabakulak veya üreme organlarındaki gonore (bel soğukluğu), tüberküloz gibi enfeksiyonlarda oluşan iltihabi reaksiyonlar, üreme kanallarında tıkanıklığa, hatta testiste sperm üretiminin azalması ya da yok olmasına neden olabiliyor.
TESTİS TÜMÖRLERİ:
Testis tümörlerinin tedavisi sırasında uygulanan kemoterapi ya da radyoterapi, sperm üretimini olumsuz etkiliyor.
SİSTEMİK HASTALIKLAR:
Yüksek ateşli hastalıklarda testisler etkilenebileceğinden, sperm kalitesi düşüyor. Karaciğer ve böbrek hastalıklarında ise hormonal denge bozulacağından sperm yapımı etkileniyor. Diabet, hipertansiyon gibi hastalıklar da kısırlığa neden olabilir. Sinir sistemine ait hastalıklar ya da yaralanmalar da ereksiyon veya ejakülasyon olmaması gibi sonuçlar ortaya çıkabileceğinden kısırlığa yol açabilir.

admin

Yorum gönder

26
Mar
2008

Bu problemi olan erkeklerin genellikle ereksiyon kusuru veya cinsel isteksizlik problemleri yoktur.Dolayısıyla problemleri direkt olarak sertleşme sorunu ile alakalı değildir.
Bilinmesi Gereken Fiziksel Faktörler:
Boşalma birikme ve atılma olarak iki bölümde gerçekleşir. Birikme döneminde penisin kök kısmında meni birikir ve orgazmın yaklaştığı hisleri duyulur. Atılma döneminde penisin kökünde yer alan çizgili ve bulber kasları kasılır, ejakulasyon gerçekleşir ve orgazm oluşur. Maalesef, bu ikinci (atılma) dönemi istemli (kontrolümüzde olan) sinir sisteminin kontrolündedir. Bilinçli ve bilinç altı düşünceler ejakulasyonu etkileyebilir. Bu durumun oluşmasında fazla stresin de rolü göz ardı edilmemelidir. Adalelerini kasılmış olarak tutmak için sürekli gergin hisseden bir erkek aynı zamanda penis kökündeki adaleleri de kontrol etmek için çok gayret etmektedir ve genel olarak rahatlamak, gevşemek için uygun bir yol bulunması gerekmektedir.
Fiziksel sebepler arasında şeker hastalığı, sinir hasarı, prostat hastalığı, idrar yolu daralması, boşalma zorlukları olabilir ve bu durum tıbbi tedavi gerektirir. Bazı ilaçlar örneğin: beta blockerlar ve bazı anti-depresanlar boşalmaya engel olabilir.
Bilinmesi Gerek Psikolojik Faktörler:
İki tür erkekte geç boşalma problemi sıklıkla görülebilir:

1.Suçluluk duygusu içinde veya başka güçlü duygularla cinsel ilişkiye başlayanlarda olabilir.

2.Daha çok yaşlılarda görülen kendiliğinden seks yapma isteğinin azaldığı ve sertleşme için daha çok fiziksel uyarılma gereken durumlar olabilir.

Bu durumda olan erkeğin eşinden tipik olarak şöyle bir soru gelebilir:

Soru: Eşim veya partnerimle 5 haftadır birlikte oluyorum ama o benimle hiç orgazm olmadı. Sorun bende mi, yoksa onda mı?
Cevap: Boşalma sorunu yaşayan çoğu erkekte biyolojik olarak sorun yoktur. Ancak kadınla birlikteyken boşalamayan erkekte cinsel teknik ve davranış problemleri birlikte bulunabilir. Örneğin çoğu erkek seks yapmayı mastürbasyon ile öğrenir. Mastürbasyon ile orgazm olmak için harcanan süre iki kişinin cinsel ilişki için harcadığı süreden çok çok kısadır. Ayrıca penise gelen uyarı daha hızlı ve yoğundur. Dolayısıyla bu erkekler seks yapmaya başladıklarında hisler yeterince uyarıcı veya yoğun olarak algılanmayabilir.
Böyle bir problemin çözümü ön sevişme döneminde erotizmi arttırmakla mümkündür. Bu yardımcı olmazsa ve karşı cinsle ilişkileri zayıfsa içinde olduğu gerginlik boşalma refleksini engelliyor olabilir. Bu durumda partnerinizi rahatlatmaya yönelik bir oyun havasında uygulayacağınız bir fiziksel terapi yardımcı olacaktır: Partnerinizden sizin yanınızda mastürbasyon yapmasını isteyin, ve bunu bir oyun gibi eğlenceli olmasını sağlayın. Bir sonraki sefer mastürbasyon sırasında sizden biraz yardım almasını isteyin. Daha sonra, vajinanın içine boşalmasını deneyin. Bu durum başarılı bir şekilde sonuçlanırsa, partnerinize bunun normal gidişatta bir cinsel ilişki olduğunu ve Sizin istediğiniz şekilde boşalmanın gerçekleştiğini hatırlatın. Bazen erkeğe fantazilerinden bahsettirmek veya güçlü erotik cümleler veya görüntüler yardımcı olabilir. Bu uygulamaların sırasında partnerin seks, kadınlar hakkında düşündüklerini anlattırmak tedaviye yardımcı olur.
Dini kökenli baskılar var mı? Kadının adet kanamaları, vücut kokusu kendisini etkiliyor mu? Gibi faktörlerin geç boşalmaya sebep olması mümkündür.
Geç boşalan erkeklerin derin kaygıları olabilir. Kendilerini rahat bırakmaktan, kontrolü kaybetmekten korkuyor olabilirler.Bu durumda erkeğin kendini gevşetme ve rahat bırakma egzersizlerini denemesi de yardımcı olabilir.
Yukarıdaki yöntemlerle çözülemeyen durumlarda birkaç hafta beraberce terapi seanslarına katılmak gerekli olabilir. Uzman kişilerce yürütülen bu terapilerde bazı teknikler öğretilerek boşalma temin edilebilir. Doktorunuz size yardımcı olacak tavsiyelerde bulunacak, bazı hallerde de psikoterapi önerecektir

admin

Yorum gönder

26
Mar
2008

Erken boşalma erkeklerin korkulu rüyasıdır. Erken boşalmanın nedenlerini, sebeplerini ve tedavi yöntemlerini Hattat Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı ve Cerrahpaşa Tıp Fak. Androloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat,  derledi.

1. Erken BoÅŸalma Nedir?
Cinsel ilişkilerin en az yarısında her iki tarafın da tatmin olmasını engelleyecek kadar kısa sürede boşalmanın meydana gelmesidir. En şiddetli durumunda, ki bu nadir rastlanan bir durumdur, herhangi bir penil uyarı olmadan, yalnızca seksüel uyarıları düşünmek dahi ejakulasyonu tetikler. Ancak daha sık olanı vajinaya penetrasyon sırasında ya da hemen vajinaya girer girmez olanıdır.
Erken boşalmadaki önemli kriter ejakulasyonun erkeğin ve partnerinin isteklerinden önce olması ve bunu seksüel ilişkilerinde sıkıntıya yol açmasıdır.
2. Erken Boşalma Ne Sıklıkta Görülür?
Erkekleri etkileyen en sık görülen seksüel problemdir. Çalışmalar bu problemin erkeklerin %40′ında endiÅŸelenmeyi gerektirecek bir boyutta olduÄŸunu göstermektedir.
3. Altta yatan faktörler nelerdir?
Bazen ilk ilişkiden itibaren ortaya çıkabileceği gibi bazı durumlarda da daha önce problemi olmayan bir kişide daha sonra gelişebilmektedir.
Düzensiz cinsel ilişki, kişinin düzenli boşalamıyor olması burada önemli bir faktördür.Ayrıca ilişkiye verilen önem ve gerginlik yani performansın çok önemli olarak algılandığı durumlarda da ortaya çıktığı görülmektedir.
Kişinin ilişkiyi algılayış şekli önemlidir: İlk cinsel deneyimlerin sağlıklı olmayan ortamlarda yaşandığı durumlarda kişinin aşırı gergin ve bir performans gösterme gereği içerisinde ilişkiye yaklaştığı durumlarda erken boşlamanın sık görüldüğünü görmekteyiz.
Kişinin olaya verdiği değer, önemin fazla olması, yani performans anksiyetesinin yoğunluğu, düzensiz cinsel ilişki ya da nörojenik hassasiyetin varlığı erken boşalmayı yaratmada önemli faktörler olarak görülmektedir.
4. Erken Boşalma Daha Sık Olarak Hangi Yaşlarda Görülür?
Her yaşta olmakla beraber en çok genç erkeklerde görülür. Erken boşalma erkeğin yaşından çok seksüel deneyiminin yeni olmasından (yeni bir partner , vb) kaynaklanmaktadır.

5. Tedavi
Kişinin boşalmanın kontrolünü elde etmesi için bazı ev ödevleri verilir. Kişinin kendisinin ve eşiyle beraberken yapacağı birtakım çalışmalardan oluşur. Burada kişinin boşalmanın kontrolünü sağlaması için egzersizler oluşturmaktadır. İlaç tedavileri de destek olarak verilmekle birlikte ev ödevleriyle kişinin ilaca bağımlı olmaksızın kendi başına kontrolü sağlaması amaçlanmaktadır.
Tedavide, kişinin olayı algılayış biçimi, partnerinin olup olmaması ve onunla beraber terapiye gelmesi çok önemlidir.
Cinsel tedaviler eğer kişinin başka bir kişilik veya ilişki problemi varsa uygun değildir. Öncelikle kişinin diğer problemlerinin ele alınması ve tedavisi gerekir.Çünkü bu problemler cinsel tedavide engel oluştururlar.Örneğin: kişinin depresyonu ya da partner problemi , boşanma döneminde cinsel tedaviden önce depresyonunun ve ilişki problemlerinin düzenlenmesi gerekmektedir.
6. Egzersizler
Tedavide egzersizler kişinin kendi başına yapacağı çalışmalar ve partneriyle yapacağı çalışmalar şeklinde düzenlenmektedir.
Erken boşalmada boşalma refleksif hale gelmeden kişinin bunu hissetmesi ve durdurması hedeflenir. Çok erken boşalan kişide, bu noktada herhangi bir egzersiz (sıkma, germe, çift yönlü germe) uygun değildir.
Erken Boşalmanın Etkileri Nelerdir?
Kalıcı ;erken boşalma hem erkeğin hem partnerinin seksüel fonksiyonları üzerine zararlı etkileri vardır. Fiziksel bir hastalığın ya da durumun erken boşalmaya neden olması çok nadirdir. Çoğu erkek ilk ilişkilerinde erken boşalma eğilimindedir. Erkeğin cinsel deneyimlerinin sayısı arttıkça ve sevişmenin yapılabildiği uygun ortamlar doğdukça daha güvenli olur ve erkek kendini tutmayı öğrenir. Çoğu erkek bu problemin üstesinden gelir ama bazıları bir uzmanın görüşüne ihtiyaç duyar.
Erken Boşalmanın üstesinden nasıl gelirim?
Bu problemin üstesinden gelemezseniz bir uzmanın görüşüne ihtiyaç duyabilirsiniz. Ancak, kendiniz bu problemi çözümlemek arzusunda iseniz, öncelikle bu konuyu partnerinizle konuşmanız çok önemlidir. Belki de çok erken boşaldığınızı hissettiğiniz performansınız partnerinizi son derece tatmin etmektedir. Bazı erkeklerde mastürbasyon vb. yolu ile boşalma sıklığını arttırmak daha az erken boşalmayı sağlar. Basit bir eğitim şekli de ilişki halinde veya mastürbasyon yaparken: penisinizi sizin yada partnerinizin uyarması fakat boşalmadan hemen önce bu uyarıyı durdurması, 30-60 sn. uyarıyı durdurduktan sonra tekrar uyarması ve boşalmadan az önce durdurdurması şeklinde bir siklusu 5-6 kere tekrarladıktan sonra ancak boşalmaya izin vermektir.

admin

Yorum gönder

13
Mar
2008

a-) Disparoni:

Kadın ya da erkekte cinsel ilişki esnasında devamlı ya da tekrarlayıcı bir şekilde cinsel organ bölgelerinde ağrının olması durumudur. Bu durum kişide önemli bir gerilime ve karşısındakilerle ilişkilerinde güçlüklere yol açar. Bu sorun başka bir psikiyatrik, vücutsal hastalık ya da maddenin etkilerine bağlı olarak gelişmemiş olmalıdır.

Bu sorun daha çok ilişki sırasında olsa da bazı kişilerde ilişki öncesi ya da sonrasında da görülebilmektedir. Ağrının derecesi ve niteliği kişiden kişiye değişebilmektedir. Bu durum nedeniyle kişiler cinsel ilişkilerini kısıtlayabilir, içe kapanabilir, evlilik yaşantılarında sorunlarla karşılaşabilirler.

Disparoniye yol açan psikolojik etkenler:
Cinsel tecavüz travması ya da çocukluk çağında cinsel tacizler yaşayanlarda devamlı suretle cinsel bölgede ağrı daha çok gözlenmiştir. Kişide cinsel ilişki ile ilgili gerilim ve endişe var ise bu da vajina kaslarında kasılmaya neden olarak ağrıya yol açmaktadır. Ağrı oluştuğunda esin cinsel aktiviteye ısrarla devam etmesi ya da esin cinsel ilişkiye hazır olmadığı durumlarda cinsel ilişki için ısrar durumlarında ağrı durumu artma göstermektedir.

Disparoniye yol açan vücutsal hastalıklar:

Kadınlarda cinsel bölge çevresine yönelik ameliyatlar sonrasında % 30 oranında ,geçici bir sure için bu sorunun oluşabildiği gözlenmiştir. İltihaplanmış ya da zarar görmüş kızlık zarı artıkları, doğum kesikleri izleri, cinsel bölgeye salgı yapan bezlerin hastalıkları, vajina ve civarı dokuların enfeksiyonları, endometriozis ve pelvis (alt karin bölgesi) bozuklukları sayılabilir. Ayrıca menapoz sonrasında da vajina yüzey dokusunun incelmesi ve ıslanmanın azalması nedeniyle disparoni oluşmaktadır. Erkeklerde ise daha nadir olup, prostat bezi iltihapları, peyroni hastalığı, gonore ya da herpes hastalıkları sonrasında oluşabilmektedir.

Vaginismus:

Vajinanın kas dokusunun 1/3 dış kısmına ait kas grubunun cinsel birleşmeyi önleyecek düzeyde devamlı olarak ya da belli aralıklarla tekrarlayarak , kişinin isteği dışında kasılması durumudur. Bu durum kişide önemli bir gerilime ya da karşısındakilerle ilişkilerinde güçlüklere yol açar. Bu durumun başka bir psikiyatrik ya da vücutsal hastalığa bağlı olmaması gerekmektedir.

Bazı kişilerde cinsel birleşme olmadan, cinsel aktivite olacağı düşüncesi bile bu durumu oluşturabilmektedir. Kişide cinsel birleşme olmadan cinsel istek ve orgazm yetileri normal durumda devam edebilir. Bu durumda bazı kişilerde cinsel ilişkiden kaçınma ve evlilik sorunları gözlenebilmektedir.

Kimlerde görülür?

Daha çok genç kadınlarda görülmektedir. Cinsel taciz yaşantısı olanlarda , cinsellik konusunun tabu olarak kabul edildiği ailelerden gelenlerde gözlenmektedir. Evlilik öncesi, ilk gece hakkında çevreden duyulan abartılı korkutucu sözlerin etkisi olduğu düşünülmektedir. Daha çok eğitimli ve sosyoekonomik düzeyi yüksek kişilerde görüldüğü yolunda yayınlar bulunmaktadır. Daha önce herhangi bir sebeple ameliyat edilenlerde ya da vücutsal travma geçirip, yaralananlarda daha sonraları cinsel ilişki ile bu durumun oluşabildiği gözlenmiştir. Ayrıca kişi duygusal olarak karşısındaki kişi tarafından baskılandığını, kötü davranıldığını düşünüyorsa bu da bir şekilde vücudun kendini savunması seklinde kendini gösterebilmektedir.

Tedavi:

Davranışçı tedavi ve psikoterapi ile rahatsızlık normale dönmektedir. Başlangıçta kişinin kendi başına yapacağı ev ödevleri , daha sonra eşi birlikteliğinde devam ederek, eşler arasında karşılıklı güven ortamının sağlanması ile düzelmektedir.

admin

Yorum gönder

13
Mar
2008

Erkeklerin çoğu, sevişme sırasında, daha eşleri doyuma ulaşmadan, hatta yeterince heyecanlanmadan, kendilerinin hızla orgazm oldukları durumları yaşamışlardır. Sevişmenin daha başlangıcında meydana gelen böyle bir erkek orgazmına, erken boşalma denir. Erkeklerin cinsel sorunları arasında en yaygın olanı budur. Bazılarında boşalma, penis daha dölyoluna girmeden bile olabilir. Çoğundaysa, bir iki sürtünmenin ardından hemen orgazm gelir. Teknik anlamda, cinsel birleşme gerçekleşmiştir. Eğer erkeğin orgazmı, penis vajinanın içindeyken olmuşsa, erken boşalmaya rağmen kadın gebe kalacaktır.
Cinsel eylemin hangi aşamasında olursa olsun, boşalma erkeğe belli bir haz verir, zevkli bir gevşeme, rahatlama sağlar. Ama sevişme, heyecanlanma ve cinsel gerilim süresi ne kadar uzunsa, boşalma ve rahatlamayla gelen haz da o kadar büyük olur. Dolayısıyla, erken boşalmanın getireceği fiziksel ve duyusal haz, uzun süreli bir sevişmenin ardından gene orgazmın vereceği hazdan daha az olacaktır. Bunun da ötesinde, birşeyin daha başlamadan bitmesi anlamına gelen böyle bir durum, boşalmadan duyulan hazza mutlaka yetersizlik, başarısızlık ve kaygı duyguları karıştıracaktır. Eşini doyuramamış olmak da erkeğin bu başarısızlık ve kaygı duygularını şiddetlendirecektir.
Erken boÅŸalma, genellikle, ilk cinsel deneylerini hep “aceleyle” yaÅŸamış kiÅŸilerde görülür. Bu deneylerin esas amacı, erkeÄŸin cinsel geriliminin fazla gecikmeden giderilmesidir ve kadın da, eÄŸer varsa, sadece bu amaca ulaÅŸmak için kullanılan bir araç durumundadır. İlk gençlik yıllarında erkeklerin genelevlerdeki iliÅŸkileri ya da genel olarak, hiçbir mahremiyet koÅŸulunun bulunmadığı durumlarda aceleyle tamamlanan cinsel birleÅŸme deneyleri, erkeklerde erken boÅŸalmayı bir alışkanlık haline getirebilir. Aynı ÅŸekilde, yakalanma korkusu içinde yapılan masturbasyon da, eÄŸer çok sık denenen bir doyum yolu haline gelmiÅŸse, cinsel birleÅŸme sırasında erken boÅŸalmanın nedeni olabilir. Erkek yaÅŸantısında çok sık görülen bütün bu deneylerin ortak yanı, yakalanma korkusundan veya herhangi bir baÅŸka nedenden ötürü orgazmını aceleye getirmesidir. Cinsel arzunun ilk uyanışıyla boÅŸalma arasındaki süre, kadın erkek arasındaki bedensel ve ruhsal temasın verdiÄŸi haz duygusuyla deÄŸil, gerginlik, kaygı ve sabırsızlıkla doludur. Erkek bu süreyi kısaltmaya çalışmaktadır; öyle ki, bunun yarattığı koÅŸullanma, onun en küçük uyarılara karşı aşırı ölçüde duyarlılaÅŸmasına neden olduÄŸu için, daha sonra kadınlarla giriÅŸeceÄŸi cinsel birleÅŸme deneylerinde de erken boÅŸalma kaçınılmaz olacaktır. Erken boÅŸalmadan yakınan erkeklerin çoÄŸu, merkezi sinir sistemleri aşırı ölçüde duyarlı kiÅŸilerdir. Bu durum, çocukluklarında sık sık yataklarını ıslatmalarına neden olmuÅŸtur; bundan ötürü cezayla ya da alayla karşılaÅŸmaları, onları ergenlik çağına doÄŸru daha da duyarlı ve kaygılı kiÅŸilere dönüştürmüştür. İngiltere ve Amerika’da kliniklerde yapılan gözlemler, erken boÅŸalma sorunundan yakınan erkeklerin genellikle çevrelerinden kopuk kiÅŸiler olduÄŸunu ortaya koymuÅŸtur. Bu kopukluk ya çok ürkek ve ezik bir kiÅŸilikte ya da aşırı ölçüde saldırgan ve iddialı davranışlarda kendini belli etmektedir. Bu tür kiÅŸiler, baÅŸkalarının kendileri hakkındaki düşünce ve yargılarına hastalık derecesine varan bir önem vermekte ve bu yüzden insanlara karşı sürekli tetikte durmakta, kimseye güvenmemektedir. ÇoÄŸu zaman ilk cinsel deneylerini büyük bir gizlilik içinde yürütmüşlerdir. Çünkü çevrenin kendilerini ayıplamasından korkmaktadırlar. Kadınlarla ilk iliÅŸkilerinde de, özellikle fazla deÄŸer vermedikleri, baÄŸlanmayacakları kadınları seçmiÅŸler ve gerçek doyuma ulaÅŸmaktan çok erkeklik güçlerini kanıtlamayı amaçlamışlardır. Daha sonraları, uzun süreli bir iliÅŸkiye girdiklerinde de, erken boÅŸalmanın ve doyumsuzluÄŸun ilk belirtileriyle karşılaÅŸmışlardır.
KuÅŸkusuz, bu türden komplekslerden uzak, rahat kiÅŸiler de erken boÅŸalma sorunuyla karşılaÅŸabilir. Sırf baÅŸka bir eÅŸ bulamamaktan ötürü edinilen bir genelev alışkanlığı, oldukça sık görülen bir nedendir. Erkek cinselliÄŸi ile kadın cinselliÄŸi arasındaki fark da bir etken olabilir: erkekler görsel uyarılardan ÅŸiddetle etkilenirler, eÅŸlerinin çıplak bir görüntüsü onlara ilk heyecanı vermeye yeter, bundan sonra gelen bir fiziksel temas, bir sürtünme, onları kolayca orgazma götürebilir. Oysa kadınların heyecanı, çoÄŸu zaman ancak dokunsal uyarıların, bedensel temasın belli bir aÅŸamasında baÅŸlar; ve orgazma ulaÅŸmaları için de oldukça uzun bir süre gerekir. Erkeklerin çoÄŸu, küçüklüklerinde çiÅŸlerini tutmayı öğrendikleri gibi, yetiÅŸkinliklerinde de orgazmlarını geciktirmeyi öğrenirler, ama aşırı heyecanlı, duyarlı ya da düpedüz bilgisiz olanlar bunu baÅŸaramayabilir ya da gerek duymayabilirler. EÄŸer çok köklü psikolojik nedenlerden kaynaklanmıyorsa, erken boÅŸalma basit cinsel terapi teknikleriyle giderilebilecek bir sorundur. Bu sorunla karşılaÅŸmış çoÄŸu erkek, dikkatlerini baÅŸka bir ÅŸeye çevirerek, örneÄŸin iÅŸlerini düşünerek ya da birden yüze kadar sayarak boÅŸalmayı geciktirmeye çalışırlar. Ama bu , çok etkin bir çözüm deÄŸildir; hatta erkekteki kaygıyı arttıracağı için tam ters sonuç verdiÄŸi de olur. Dahada önemlisi, bu yöntem, erkeÄŸin kendini bütün varlığıyla cinsel coÅŸkuya teslim etmesini önler; oysa gerçek doyumun temel ÅŸartı da budur. Bir baÅŸka denenmiÅŸ yol da, erkeÄŸin kadına hiç acele etmeden, yumuÅŸakça girmesi ve bir süre hareket etmeden bu durumda kadının üzerinde yatmasıdır. Bu durumda penis, vajina içinde hiç hareketsiz dururken, erkek karnını kadının klitoris bölgesine ağır ağır ama bastırarak sürtebilir. Bu kendi boÅŸalmasını geciktirirken, kadının orgazmını hızlandıracaktır. Bu tür teknikler, boÅŸalmayı geciktirmekle birlikte, erkeÄŸin kendini unutmasını önledikleri ve hep kontrollu davranmasını gerektirdikleri için, cinsel birleÅŸmeden alınan zevki azaltırlar. Bunların hepsinde, erkek, doyurucu bir cinselliÄŸin ana koÅŸulu olan kadınla iletiÅŸim ve bütünleÅŸme yerine kendi hareketlerini aşırı ölçüde kontrol edecek, kendisiyle baÅŸbaÅŸa kalacaktır. Buna karşılık, kadın eÅŸin de cinsel terapide aktif bir rol alması, terapiyi de seviÅŸmenin bir parçası haline getireceÄŸi için alınan sonuçlar daha baÅŸarılı olmaktadır. Masters ve Johnson tarafından geliÅŸtirilen ve iki eÅŸ arasında uygulanan bir yöntem ÅŸudur: herÅŸeyden önce kadınla erkek mutlaka orgazma ulaÅŸma düşüncesini bir yana atarlar. Kadın yatakta sırtını bir yastığa dayayarak oturur. Erkek, başı kadının göğsüne yaslanacak ÅŸekilde, kadının bacakları arasına uzanır ve bacaklarını açar. Bundan sonra kadın, dikleÅŸene kadar erkeÄŸin penisiyle oynar. Erkek, boÅŸalmanın yaklaÅŸtığını hissettiÄŸi an kadına iÅŸaret eder. Bunun üzerine kadın, penisin başını kuvvetlice sıkar; bu sıkma dört saniye kadar devam etmelidir. Bu, boÅŸalma dürtüsünün zayıflamasına neden olacaktır. Otuz saniye kadar sonra kadın yine eliyle eÅŸinin penisini uyarmaya baÅŸlar. Erkek boÅŸalmak üzere olduÄŸunu haber verince kadın yine sıkma yöntemini uygular. Bu, erkek boÅŸalana kadar 10-15 kez uygulanmalıdır. ErkeÄŸin bundan önce orgazma ulaÅŸmasında bir sakınca yoktur. Çift, bu yöntemle, orgazm olmadan uyarılma süresini uzattıktan sonra, sıra penisin dölyoluna giriÅŸine gelir. Bunun için 7-15 günlük bir “sıkma” uygulamasının geçmesi gerekir. Artık kadınla erkek cinsel birleÅŸmeye geçebileceklerdir. Bu, erkeÄŸin sırtüstü yatması ve kadının üste çıkarak penisi içine alması ÅŸeklinde olur. Ama bu noktada hiçbir zorlama ve sürtmenin olmaması önemlidir, çünkü amaç erkeÄŸin dölyoluna girme duygusuna yavaÅŸ yavaÅŸ alışmasıdır. BoÅŸalmanın yaklaÅŸtığını anlayınca kadına iÅŸaret edecek ve o da gövdesini erkeÄŸin üstünden biraz kaldırarak yine sıkma hareketine geçecektir. Böyle birkaç uygulamadan sonra penisin dölyolu içine hareket ettirilmesi ve sürtme aÅŸamasına geçilebilir. Masters ve Johnson, on yıllık araÅŸtırma dönemi içinde, bu yöntemi uygulayan 186 hastadan 182’sinin olumlu sonuç aldığını bildirmektedir.

admin

Yorum gönder

13
Mar
2008

Kadınların ve erkeklerin cinsel yanıtlarının fizyolojisinde bazı farklılıklar vardır. Genellikle erkekler daha çabuk, kadınlar daha yavaş uyarılırlar. Yaşları ilerledikçe erkeklerin uyarılması biraz uzar, kadınlar ise yaşları ve cinsel deneyimleri arttıkça daha hızlı uyarılmaya başlarlar. Çoğu erkek için en uyarıcı durum, cinsel birleşmedir. Kadın orgazmının tetiğini çeken klitoris ise, cinsel birleşme sırasında uyarılmaya uygun bir yerde ve konumda değildir.

Bu nedenle de cinsel birleşme sırasındaki dolaylı cinsel uyarılar, çoğu kadının orgazm olması için yeterli olmaz. Birçok kadının orgazmı için, cinsel birleşmeden önce klitorisin doğrudan uyarılması, bazı kadınlar için de cinsel birleşme sırasında da klitorisin doğrudan uyarılmasının sürdürülmesi gerekir. Genellikle erkekler hızlı, sert ve dikey hareketleri daha uyarıcı bulurken, kadınlar yavaş, yumuşak, yatay ve kesintisiz uyarıları tercih eder.

Elbette, iki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik özelliklerin çok ötesinde birçok faktörden etkilenir. Ancak cinsel davranışlarımız sonucunda oluşan cinsel yanıtlar, fizyolojik temele dayalıdır. Cinsel ilişkiyi, sevişmeyi, bedensel fizyolojimiz, kişisel durumumuz kadar cinsel eşimizle genel ilişkimiz de etkiler. Aynı zamanda iyi bir cinsel ilişkinin nasıl olması gerektiği hakkındaki düşüncelerimizin de hem sevişmemize etkisi vardır, hem de cinsel yaşantımızı değerlendirmemize.

Birçok kişi, birçok çift, iyi bir cinsel ilişkide eşlerin mutlaka birlikte orgazm olmaları gerektiğine inanır. Oysa, kadın ve erkek cinsel yanıtlarının fizyolojik farklılığı, kişilerin orgazm olacakları anı tam olarak belirleyememeleri, birbirlerinin yanıtlarını tam olarak ve anında bilememeleri gibi birçok nedenle, çiftler nadiren aynı anda orgazm olurlar.

Ancak birbirlerini çok iyi tanıyan çiftler, arada bir birlikte, aynı anda orgazm olur. Ayrıca birlikte orgazm olmak, iyi bir cinsel ilişki için zorunlu ya da daha çok zevk almak için gerekli de değildir. Ama birlikte orgazm olmanın mutlaka gerekli olduğu düşüncesi, birçok insanın kendi cinsel ilişkilerinden hoşnutsuz olmasına neden olur. Birçok çift cinsel yaşamlarını bu yanlış inanış yüzünden doyumsuz olarak değerlendirebilir.

Saatlerce sevişebiliriz, cinsel birleşme dakikalarca sürebilir. Ancak orgazm saniyeler süren bir cinsel yanıttır. Orgazm sırasında, çevremize olan farkındalığımız geçici olarak bozulur, azalır. Kendi bedenimizden aldığımız cinsel hazza odaklanırız. Orgazm olma anında bir kişinin, kendisinin veya cinsel eşinin davranışlarını, cinsel yanıtlarını izlemesi pek de kolay değildir. Dolayısıyla bir yandan orgazm olurken, bir yandan cinsel eşimizin orgazmından ayrı bir keyif almamız da pek söz konusu olamaz.

Üstelik sevişme sırasında, aynı anda orgazm olma beklentimiz nedeniyle, kendimizin ve cinsel eşimizin cinsel yanıtlarıyla gereğinden fazla ilgilenmemiz, sevişmenin keyfini kaçırabilir. Hem bizi sevişen kişi olmaktan çıkarıp, sevişmenin gözlemcisi haline getirebilir, hem de birlikte olması hedeflenen orgazmı kişisel olarak da yok edebilir.

Orgazm yanıtı, kendimizi sevişmeye bıraktığımızda, başka bir şeye değil yalnızca sevişmeye ve aldığımız cinsel hazza odaklandığımızda, kendiliğinden ve kolayca gelebilecekken, cinsel eşim orgazm olacak mı kaygısıyla bozulup kaybolabilir.

İki insan arasındaki cinsellik, fizyolojik yanıtlar temelinde gelişen, çok boyutlu ve keyifli bir süreçtir. Gerçek dışı beklentiler ve yanlış inanışlar, cinsel doyumumuzu olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramazlar

admin

Yorum gönder

Araba Resimleri Fenerbahce Resimleri Resimler Guzel Resimler turk car spor haberleri sarki sozleri