Wordpress Themes

‘Bel Fıtığı ve Tedavisi’ kategorisi için arÅŸiv

4
Haz
2008

Bir organın veya dokunun vücut boşluğunda içinde bulunduğu çeperlerden anormal bir şekilde dışarıya doğru sarkması. Fıtık terimi genellikle bağırsağın bir kısmının karın çeperinin zayıf bir noktasından, özellikle kasıktan dışarıya doğru sarkmasını belirtir.

Sarkan organ önündeki dokuları, örneğin karın boşluğunun iç yüzeyini kaplayan karın zarını ve karın boşluğu çeperindeki kaslarla bağları dışarıya iter ve fıtık torbası denilen çıkıntıyı oluşturur. Fıtık dışarıdan bakıldığında görülüyorsa dış fıtık adını alır. Gizli fıtık vücudun içinde oluştuğundan dışarıdan görülmez. Çok az rahatsızlık veren fıtıklar olduğu gibi, acele ameliyatı gerektiren tehlikeli fıtıklar da vardır.

Kasıkta görülen fıtıklar iki tiptir. Bunların en yaygını kasık fıtığı olup. genellikle cerrahi müdahaleyi gerektirir. Bu fıtık erkeklerde kadınlardan on kat daha yaygındır. Bunun nedeni dölyatağı içindeki gelişim sürecine bağlanmaktadır.

Gerçekten de erbezleri ancak çocuğun doğumuna çok az bir süre kaldığında erbezi torbalarına inerler. Hormonların etkisiyle gerçekleşen bu iniş sırasında, erbezlerini saran karın zarından oluşmuş bir kese vardır. Erbezleri erbezi torbalarına iner inmez, bu kese kaybolur ve erbezi torbası ile karın zarı arasında ilişki kalmaz. Fakat kimi zaman bu kese kaybolmaz ve karın boşluğundaki organlar bu kese içinde dolarak bir fıtık meydana getirirler.

Zamanında tedavisine başlanan bir kasık fıtığı kolayca giderilebilir. Fakat uzun süre ihmal edilenlerde, fıtığın içindeki organ parçaları fıtık torbası çeperine yapışacağından, fıtığın iyi edilmesi güçleşebilir. Bu durumda bağırsağın o noktada tıkanması söz konusu olduğundan, karın ağrıları, kusma, başgösterir. Ayrıca bağırsağın bu bölümü kansız kalır ve ameliyatla çıkarılması zorunlu hale gelebilir. Eskiden kasık fıtığını kasık bağı kullanarak içeriye doğru itmek yaygın bir tedavi yöntemiydi. Bugün ise ameliyatla tedavi daha tercih edilen bir yoldur.

Uyluk fıtığı kasıkta görülen önemli bir fıtık türü olup kadınlarda daha yaygındır, erkeklerdekinden geniş olan leğendeki kas ve bağların yerleşimine bağlı olarak ortaya çıktığı sanılmaktadır. Çocuklarda pek görülmez. Genellikle doğuştan olan kasık fıtıklarından farklı olarak, doğuştan değildir, sonradan ortaya çıkar. Uyluk fıtığını oluşturan neden, bacaktaki ana kan damarları olan uyluk atar ve toplardamarlarının karın bölgesinden çıkıp kalçaya girdiği noktanın zayıf olmasıdır. Uyluk fıtığı bu damarlar boyunca karından dışarıya sarkar ve bu damarlar kemik ve bağlar gibi yapılara bağlı olduklarından, bağırsak dolaşması veya tıkanması gibi tehlikeli durumlar olabilir. Ameliyattan başka tedavisi yoktur. Ameliyat sırasında fıtık torbası çıkarılır ve zayıf olan bölge onarılır.

Göbeğin kesildiği nokta da karnın zayıf kısımlarındandır; özellikle çocuklarda bu noktada, çok küçükten çok iriye kadar değişik büyüklüklerde fıtıklar oluşabilir. Büyük göbek fıtıklarında bağırsak tıkanması veya dolaşması görülebileceğinden ameliyat kaçınılmazdır
Diyafram fıtığında karın boşluğundaki organlar göğüs bölgesine doğru çıkıntı yaparlar. Diyafram fıtığının çeşitli biçimleri vardır. En tehlikelileri çocuklarda doğuştan olan diyafram fıtığı olup, ölümle sonuçlanabilir. Erginlerde görülen biçimleri de vardır.

Yemek borusu fıtığı diyafram fıtığının erginlerde yaygın olan bir türüdür. Bu fıtıkta, anlaşılmayan nedenlerden ötürü yemek borusunun diyaframdan geçtiği noktadaki delik genişler ve midenin bir kısmı bu delikten göğüs boşluğuna doğru çıkıntı yapar. Bu anatomik bozukluğun yanı sıra, yemek borusu ile mide arasındaki kapaklar da iyi çalışmaz ve mide içerikleri yemek borusuna hücum eder. Yemek borusu midedeki sindirim özsularına karşı dayanıklı yapıda olmadığından, bu durum yemek borusu ülserine yol açabilir.

Hastanın göğüs kafesinde yanma, ağzında ekşime olur ve yutmada zorluk çeker. Dümdüz yatırılırsa veya eğik halde durursa yukarıdaki belirtiler daha da artar. Bu hastalığın belirtilerini mide ülseri, safra kesesi hastalıkları ve kalp hastalıkları belirtilerinden ayırt etmek oldukça güçtür. Ayrıca bu hastalıkların kimi zaman birlikte görülmeleri durumu daha da karmaşık hale getirir. Bu fıtık yaşlı kadınlarda yaygındır. Fıtıkların çoğunda olduğu gibi, şişmanlık yemek borusu yarığı fıtığında da etken olup, kilo kaybı genellikle rahatsızlıkların azalmasına yardım eder. Ayrıca mide asitliliğini azaltan ilaçlar da göğüsteki yanmayı azaltır. Kimi hastalar yatağın baş kısmının yükseltilmesiyle rahatça uyuyabilirler. İlerlemiş durumlar midenin asit salgılamasının önlenmesi ya da anatomik bozukluğun düzeltilmesi amacıyla yapılan ameliyatlara ihtiyaç gösterirler.

Dölyatağı düşüklüğü, fıtık olarak kabul edilmemekle birlikte, gerçekte tipik bir fıtık örneğidir. Çeşitli nedenleri arasında gebelik en önemlisidir. Kadınlarda üreme organlarının ve onları destekleyen dokuların yaşlılık nedeniyle zayıflayıp sarkması yüzünden ortaya çıkar. Düşüklük fazla değilse dölyoluna peser denilen plastik bir halka takılarak önlenebilir. Bu halka her üç ayda bir değiştirilir. Düşüklüğün fazla olduğu durumlarda ameliyat gereklidir.

Göden bağırsak düşüklüğü de bir başka fıtık türüdür. Hem kadınlardan hem de erkeklerde görülebilir. Yaşlılarda yaygın olan bu fıtık, göden bağırsağı destekleyen karın dokularının erimesi yüzünden oluşur. Kanama yapar ve rahatsızlık verir. Basur memelerinin alınmasına benzeyen küçük bir ameliyatla düzeltilebilir. Kimi zaman da anüsü çevreleyen dokulara gümüş bir halka yerleştirilir. İlerlemiş durumlarda karın tabanının güçlendirilerek göden bağırsağın düzeltilmesi için bir karın ameliyatı gerekebilir.

admin

Yorum gönder

3
Haz
2008

Romatizmal spondilit olarak da bilinen bu hastalığın en belirli özelliği, omur kemiklerinin arasındaki mesafenin omur kemiklerinin arasındaki eklemlerde ve omur kemiklerinde beliren gerileme bozuklukları sonucu yok olması ve bu kemiklerin birbirine kaynayarak oynayamaz bir duruma gelmeleridir. Bu bozukluklar ağrılara yol açar. Hastalık sadece omur kemiklerinde görülmez. Genellikle kuyruk sokumu kemiği ile kalça kemiği arasındaki eklemde başlayan hastalık kalça oynağına ya da başka eklemlere yayılır.

Ankilozan spondilit yirmi yaş dolaylarında belirir ve erkeklerde kadınlardan daha fazla görülür. Göze çarpan ilk belirti belin alt bölümlerinde ve kalçalarda ağrı ve sabah uyanıldığında bu alanın sertliğinden şikayet edilmesidir. Hastalık ilerledikçe bel ağrısı sırta doğru yükselir. Bazen birkaç gün süren ağrı devrelerini, birkaç günlük ya da haftalık rahatlama devreleri izler. Kaburgalarla omurlar arasındaki eklemlerin hastalanması soluk alıp verme ya da öksürme sırasında ağrıya yol açar. Hastaların üçte biri ile yarısı arasında değişen bir bölümünde, hastalık yukarıda belirtilen eklemler dışında da, örneğin diz ekleminde de bulunur.

İlerlemiş olan durumlarda, omur kemikleri arasındaki bağdokusu ve kıkırdak bölmeler zamanla kireçlenir ve röntgen çekilince görülen durum «şeker kamışını andıran omurga» olarak nitelendirilir. Bu hastalarda sırt sertleşmiş, eğilmek güçleşmiştir.

Hastalığın erken devrelerinde, hastalar henüz rahatça yürürlerken, her gün solunum alıştırmaları yapmalı, şiltenin altına tahta koyarak omurganın özellikle boyun bölümünün şekil bozuklukları önlenmelidir. Ağrının giderilmesi için aspirin, fenilbutazon, endometasin gibi ilaçlar kullanılır. Bütün omurgaya uygulanan X ışını tedavisi birkaç yıl süren rahatlamalara yol açabilir. Bu durumda X ışını tedavisinin lösemiye sebep olabilmesi olasılığı çok azdır. Leğen kemiklerinin eklemlerinde ankilozan spondiliti olan genç kadınlara, bu alana yönelmiş olan X ışınları uygulanmaz. Çünkü bu ışınlar yumurtalıkları da etkileyerek kısırlığa yol açabilir.

Omurganın şekil bozukluğu ileri bir durumdaysa, bir ya da birkaç omur ameliyatla çıkarılır. Bu tür bir tedavinin uygulanmış olduğu hastaların hayatları boyunca bazı ortopedik korseler kullanmaları gerekir. Ankilozan spondilitin nedeni kesinlikle bilinmemekle beraber kalıtımsal özelliklerin etken olduğu sanılmaktadır

admin

Yorum gönder

22
Mar
2008

Kötü Duruş, Beli Kötü Kullanma:
Uzun süre aynı pozisyonda durmak belinizin en büyük düşmanıdır. Günlük hayatta bel mekaniğine uygun olmayan her yanlış hareket veya kötü duruş belinizde yıpranmaya neden olacaktır.

Bel Tutulması, Kas Spazmı:
Genellikle beli destekleyen kasların veya bağların aşırı gerilmesi veya kopmasıyla oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, atlamak, düşmek ve spor aktivitesi bel tutulmasına neden olabilir. Vücudun buna cevabı ağrılı kas spazmıdır. Mevsimsel ısı değişimleri, rüzgar ve hava akımı kas spazmını                           arttırır.

Bel Fıtığı, Disk Kayması:
Her iki bel omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak dokunun kayması veya taşmasıdır.

Bu kıkırdak parçası belden çıkarak bacağımıza, ayağımıza giden sinire baskı yaparak ağrıya ve SİYATİK şikayetlerine sebep olur.

Öksürmekle, ıkınmakla, hapşırmakla bel ve bacak ağrısı artar.

Hastaların çoğu yatak istirahatı, ilaç tedavisi ile şikayetlerinden kurtulur.

Sinir ve omuriliğe bası devam ederse; bacak kaslarında kuvvet kaybı, his kusuru, reflekslerde azalma, idrar tutamama gibi şikayetler oluşabilir.

O zaman tedavi cerrahidir.


Omurga Kanalında Daralma (Darkanal-Omurga Stenozu):
Omurilik ve sinirlerinin geçtiği kanalların daralması, sinirleri sıkıştırması ile oluşur.

İleri yaşlarda özellikle belli bir mesafe yüründüğünde bacaklarda ağrı, uyuşma ve topallama ile kendini gösterir

Omurlarda Kayma (Spondilolistezis) ve Biçim Bozuklukları:

Bel omurlarının birbirlerinin üzerinden kaymasıyla karakterize “Spondilolistezis” de bel aÄŸrısı sebebidir. Hareketle aÄŸrı artar.
Ayrıca beldeki eğrilikler (skolyoz), düzleşmeler (lordoz), beldeki açıklıklar (spina bifida), fazla veya eksik bel omuru (lumbalizasyon- sakralizasyon) bel ağrısı nedeni olabilir.

Gerilim, Stres, Sigara:
Bel ağrısını arttıran ve kronikleştiren en önemli sebeptir.Ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlarınız bel ağrısını attırır.

Gülmek, çalışmak, sosyal uğraşılar ve hayata bağlılık bel ağrısına karşı en önemli silahımızdır.

Sigara içenlerde bel bölgesine giden damarlarda tıkanıklıklar oluştuğundan diskte harabiyet daha hızlı, kemikte iyileşme daha geç olur.

Fazla Kilo:
Belimizin taşıdığı yük miktarını artırdığı için sakıncalıdır.

Kireçlenme-Osteoartirit:
Yaşın ilerlemesi ile kemik yapıda, bağlarda ve disklerde yıpranma başlar.

Kemik kalsiyum içeriğini kaybeder ve daha kolay kırılır.
Bunu engellemek için vücut doğal tepkisi olarak bu yıpranmış dokuları
kireçlendirir ve buraları hareketsiz kılmak ister.

Oluşan yeni kemikçikler,
taşlaşmış bağlar ve daralmış disk mesafeleri sinirlere bası yaparak sırt,
bel, bacak ve genel vücut ağrısına sebep olabilir.

Osteoporoz, Kemik Erimesi:
Osteoporoz temel olarak kadın hastalığıdır.Kemiklerde kofluğa ve yumuşamaya yol açarak kolay kırılmaya ve dolayısıyla ağrıya sebebiyet verir.

Beslenmede kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam, erken menopoz, aşırı alkol tüketimi, sigara, kortikosteroidler osteoporoz riskini arttırır.

Romatizma:
Vücudun bağışıklık sisteminin kendi öz hücrelerine savaş açması sonucu gelişir. Omurgadaki normal kemik ve kıkırdak dokuları hasara uğrar.

Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit gibi hastalıklar eklemlerde ağrı ve şişmeye sebebiyet verir ve günlük hareketi kısıtlar.

Sabahları görülen eklem sertliği ve tutulmalar romatizmal hastalıklar için uyarıcıdır.

admin

Yorum gönder

22
Mar
2008

- Omurgada boyun, sırt ve bel   bölgesinde 3 adet doğal eğrilik(kavis) vardır.
- Bu eğrilikler sayesinde   omurgamız üstüne düşen yük   miktarını en aza indirir ve esnek   bir biçimde hareket edebilir.
- Bel bölgesi 5 adet omur ve   sakrum(sağrı) kemiğinden oluşur.
- Omurlar üst üste gelerek; içinden   omurilik ve sinirlerin geçtiği   omurga kanalını oluşturur.
- Omurga omuriliği ve sinirleri   korur; vücudumuzun hareketini   sağlar.

- Omurlar birbirlerine önde “disk” dediÄŸimiz yastıkçıklar,   arkada “faset” eklemleri ile tutunurlar.

- Diskler aslında omurların birbirine sürtünmesini engelleyen   jöle kıvamında amortisörlerdir.
- Disklerin görevi yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında   oluşan sarsıntıları emmek, omurların üzerine düşen yükü eşit   olarak azaltarak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere   iletmektir.
- Omurlar birbirlerine arkadan iki adet faset eklemi ile tutunur. - Faset eklemleri vücut yükünün % 5-20′ sinin taşınmasından sorumludur.

- Kötü kullanıma bağlı yük miktarı arttırılırsa faset eklemlerinde zamanla bozulmalar ve   ayrılmalar oluşur.

- Her disk iki bölümden oluşur: sağlam liflerle örülmüş   dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.

- Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur   ve esnek hareketi sağlar.

- Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar   tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları   yerinde tutan sağlam şeritlerdir.

- Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve   sağlamlık kazandırır.

- Omurilik beyinimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından   sorumludur.

- Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara   giden sinir dalları verir.

- Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonunuzu   sağlar.

admin

Yorum gönder

21
Mar
2008

Bel fıtığı, omurgalar arasındaki kıkırdağın aşırı zorlama nedeniyle yerinden kayarak bacaklara gelen sinirlere ve omuriliğe baskı yapması sonucu oluşan bir hastalıktır.Bel fıtığını;

a) Başlangıç halindeki bel fıtığı

b) İlerlemiş safhadaki bel fıtığı olarak

iki ayrı guruba ayırmak mümkündür. Her safhada uygulanması gereken tedavi ayrıdır.Bu yüzden yapılacak iyi bir teşhis tedavinin yarısı demektir.
Belirtiler: Hasta belinden kalçasına ve bacağına yayılan ağrıdan şikayet eder. Bu ağrı ayak topuğuna ve parmaklara kadar uzanabilir. Bazı hastalar bacağının arka kısmından bir iple çekildiğini söylerler. Hastanın beli bir tarafa eğilebilir. Zamanla ayakta uyuşma, kuvvet kaybı gelişmeye başlar. İlerlemiş vakalarda idrar ve büyük abdest yapmakta zorluklar oluşabilir.
ÖNEMLİ NOT: Hastanın ayak bileğinde kısa sürede felç ve idrar yapamama durumu (idrar felci) meydana gelirse acilen ilk 6 saat içerisinde ameliyat edilmelidir. Bu 6 saatlik süreye ALTIN DÖNEM denir ve bu süre geçirilirse hastanın klinik bulguları düzelmez. Ayak bileğindeki felç kalıcı olur, idrarını yapamaz. Hayat boyu idrar sondası kullanmak zorunda kalabilir. Bu nedenle böyle bir durumla karşılaşan hasta hiç vakit kaybetmeden beyin cerrahisi uzmanına müracaat etmelidir.

admin

Yorum gönder

13
Mar
2008
Tedavi
Bel fıtığı rahatsızlığı bulunan bir kişide hastalığın safhası iyi bir muayene ve ileri tetkik metodları ile net olarak tesbit edildikten sonra tedaviye geçilir. Bundan sonra, pratik olması açısından, hastalar cerrahi müdahale gerekenler ve cerrahi müdahale gerekmeyenler diye iki büyük gruba ayrılabilirler. Bel fıtığı gelişiminin erken dönemlerinde konservatif tedavi adı verilen cerrahi dışı tedavi metodları uygulanır. Bu safhada hastaya bütün dünyada ağrı kesici, adale gevşetici ve antienflamatuar ilaçlar verilir. Sert yatak istirahati tavsiye edilir. Fizik tedavi yapılabilir. Lazer ile tedavi cihetine gidilebilir. Yine ciltten (perkütan) birtakım farklı girişimlerde bulunulabilir. Uygun dönemde egzersiz verilebilir. Gerekiyorsa psikoterapi yapılabilir.

Bel fıtığı tedavisini bir ekip işi olarak görmekte yarar vardır. Nöroşirürji (beyin-omurilik-sinir cerrahisi), nöroloji, anestezi, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı doktorlar ile diyetisyen, psikolog, hemşire ve fizyoterapistler bu ekibin içinde yer almalıdır. Gerektiğinde diğer bazı branşlardaki uzman doktorların görüşlerine de müracaat edilmelidir.

Bu ekibin elinde bir fizik tedavi ünitesi ve bu ünitede traksiyon (programlanabilir hafızalı otomatik cihaz ile bel çekme) dahil lüzumlu bütün araç gereçler hazır bulunmalıdır.

Bu prensipler ışığında modern imkânlar kullanılarak hastaların büyük bir kısmı ameliyat harici metodlarla tedavi edilebilir. Prensip olarak cerrahi müdahale son çaredir. Ancak hastalık ilerlemiş ve yapılan muayenede bazı şartlar teşekkül etmiş ise [ki bu şartlar uluslararası nöroşirürji camiası nezdinde genel kabul görmüş ve klasik kitaplara kadar geçmiş kriterlerdir] o zaman ameliyat kararı verilir. Bu kararı verirken cerraha bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme metodu büyük oranda yardımcı olur.

Yazan: Doç.Dr. Ahmet YILDIZHAN
Nöroşirürji Uzmanı
Amercan Association of Neurological Surgeons (AANS) Üyesi

admin

Yorum gönder

13
Mar
2008
Yazan: Doç.Dr. Ahmet YILDIZHAN
Nöroşirürji Uzmanı
Amercan Association of Neurological Surgeons (AANS) Üyesi
 Kimlerde Görülür?
Toplumun çeÅŸitli kesimlerinde bel rahatsızlığı o kadar yaygındır ki, birçok ülkede yapılan istatistiklere göre doktora müracaat nedeni olarak bel aÄŸrısı soÄŸuk algınlığından sonra ikinci sırayı almaktadır. İnsanların yaklaşık % 80′i hayatları boyunca en az bir defa bel aÄŸrısı ile karşılaÅŸmaktadırlar.

Bel rahatsızlığına her yaş grubunda rastlamak mümkündür, fakat bel fıtığı orta yaşlarda daha sık görülür. Hareketsiz bir iş ve hayat tarzı, daha çok oturarak çalışmak, şişmanlık, ağır şeyler kaldırmak, mücadele sporları, bilinçsiz spor yapmak, yanlış oturuş ve duruş alışkanlığı, mesleğini sevmeme, huzursuz bir ortamda ve stres içinde yaşama, sigara ve alkol kullanma, uzun süre otomobil sürme, bedensel faaliyetlere ısınmadan başlamak birer risk faktörüdür. Bu risk faktörleri bir insanın günlük yaşantısında ne kadar çoksa o kişinin bel fıtığına yakalanma ihtimali de o kadar yüksektir. Hele bir de genetik olarak yatkınlık varsa bel fıtığıyla tanışmak sürpriz sayılmamalıdır.

Uygun olmayan sandalyelerin üzerinde her gün saatlerce süren bir ofis hayatına mahkûm insanlar bel fıtığının müstakbel adaylarıdırlar.

Bel fıtığı orta yaşlı insanlarda daha sık görülür.

admin

Yorum gönder

13
Mar
2008
Yazan: Doç.Dr. Ahmet YILDIZHAN
Nöroşirürji Uzmanı
Amercan Association of Neurological Surgeons (AANS) Üyesi
 Belirtiler
Bel ve bacak ağrısı en belirgin şikâyettir. Fakat bazen bel veya bacak ağrısından sadece biri de bulunabilir. Hareket kısıtlılığı, topallayarak yürüme, vücudun bir tarafa doğru çarpılması gözlemlenebilir. Ağrıyla birlikte bacaklarda uyuşma, karıncalanma, hastalık ilerledikçe kuvvet kaybı ve incelme (atrofi) görülebilir. Sinirlere genişçe basan fıtıklarda cinsel fonksiyonlar olumsuz etkilenebilir.

Bazen orta hattan omurilik kanalına doğru uzanarak sinirleri sıkıştıran büyük bel fıtıklarında ağrının yanında idrar ve büyük abdestini tutamama veya yapamama gibi rahatsızlıklar ile bacaklarda felce doğru gidiş, süvari yaması tarzında (oturak civarında) duyu kaybı ve cinsel fonksiyon bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu klinik tabloya kauda ekuina sendromu adı verilir. Omurilik kanalı dar olan hastalarda küçük orta hat fıtıkları bile benzer şikayetlere yol açabilir. Hastalığın bu derecede ilerlemesine müsaade edilmemeli, zamanında müdahale ile uygun bir tedavi gerçekleştirilmelidir.

Bel fıtığında bel ve bacak ağrısı öksürmekle, yürümekle, iş yapmakla ve ayakta kalmakla artarken sert yatakta yatmakla azalabilir.

 

 

Gelişmiş bir bel fıtığı sinir kökünü sıkıştırdığı için hasta ağrısını
azaltmak üzere vücudunu yana doğru eğmektedir.

 

Nadiren de olsa, ani ilerleyen böyle büyük hacimli orta hat bel fıtıklarında
ağrıyla birlikte bacaklarda felç gelişebilir. Hasta idrar ve büyük abdestini
altına kaçırabilir. Oturak civarında eyer tarzında duyu kaybı oluşabilir.
Cinsel fonksiyonlar kaybolabilir (kauda ekuina sendromu).

admin

Yorum gönder

13
Mar
2008
Yazan: Doç.Dr. Ahmet YILDIZHAN
Nöroşirürji Uzmanı
Amercan Association of Neurological Surgeons (AANS) Üyesi
 Bel Fıtığı Nasıl Oluşur
Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pekçok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar. Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur.

KiÅŸiye ait faktörlerin başında omur kemikleri arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdaklardaki dejenerasyon gelir. Kâinatta hiçbir ÅŸeyin tesadüfe bırakılmamış olması gibi diskin beslenmesi de belirli bir plan ve program dahilinde gerçekleÅŸmektedir. Belirli maddeler diskin belirli yerlerinden geçmektedir. Ancak yaÅŸ ilerledikçe diski besleyen damarlar da azalır ve yaklaşık sekiz yaşından sonra hiç görülmezler. Bu yaÅŸtan sonra diskin beslenmesi diffüzyonla olur. Disklerin ihtiva ettiÄŸi su oranı da çocuk yaÅŸtan itibaren yavaÅŸ yavaÅŸ azalmaya baÅŸlar. Bir ceninin diskinde su oranı % 90 iken, çocuklarda bu oran % 80′e, yetiÅŸkinlerde ise % 50-60′a düşer. Neticede disk de giderek küçülür ve yüksekliÄŸi azalır. Buna disklerdeki beslenme bozukluÄŸu ve mikro seviyedeki deÄŸiÅŸiklikler ile kimyasal deÄŸiÅŸiklikler ve disk üzerine uygulanan mekanik kuvvetlerin yaptığı dejenerasyon eÅŸlik eder. Diske giren oksijen ve besin miktarı giderek azalırken metabolizma artıklarının atılması zorlaşır. Disk zamanla elastikiyetini yitirir, artık kuvvet aktarma ve kuvveti çevre dokularda dengeli bir ÅŸekilde yayma görevini yapamaz olur. Diskin içinde bulunan ve tamir görevi üstlenen destek hücrelerinin sayısı da yaÅŸ ilerledikçe azalır. Tamir olayı zayıflar. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kiÅŸi yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuÅŸak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doÄŸru çıkar ve bel fıtığı oluÅŸur. Yani zemin hazır hale geldikten sonra bardağı taşıran son bir damla gerekmektedir ki bu, hafif bir cismi kaldırmak veya sadece öksürmek de olabilir.

Bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nisbeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar. Öyle aileler vardır ki, dede, baba ve çeşitli yakın akrabaları bel fıtığından ameliyat etmişizdir. Yani kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik yönünün olduğu da söylenebilir.

Damarlardaki hastalıklar, şeker hastalığı ve sigara kullanımı, diske gelen kan akımının miktar ve kalitesini, dolayısıyla onun beslenmesini olumsuz yönde etkileyerek dejenerasyonu hızlandırırlar.

Bel fıtığının oluşumunda rol oynayan dış faktörlerin başında günlük aktiviteler esnasında ortaya konan bilinçsiz hareketler gelmektedir. Eğilerek veya uzanarak bir yük kaldırdığımızda belde bulunan diskler üzerine binen yük simetrik değil, asimetrik olmaktadır. Böyle bir durumda bel fıtığının nasıl kolayca teşekkül edebileceğini aşağıdaki şekiller sade bir tarzda izah etmektedir. .

1. Diskin dış kısmını oluşturan lifler 30 derecelik açı ile sıralanırlar ve içerideki nükleus denen kısmın çeşitli kuvvetlerin etkisiyle dışarıya doğru taşmasını engellerler. Yani bu lifler bel fıtığının gelişmesine ciddi bir engel teşkil ederler.

2. Yük diskin üzerine simetrik uygulandığında diskin iç ve dış kısımlarını meydana getiren yapılar bariz şekilde deforme olur. Fakat bu deformasyon simetrik olduğundan bel fıtığı kolayca gelişemez.

3. Yük diskin üzerine asimetrik binerse, yükün uygulandığı tarafta komşu iki omur kemiği birbirine yaklaşır, aradaki mesafe daralır ve diskin kapsül kısmı deforme olarak dışarıya doğru taşar.

4. Diskin içindeki nükleus denen kısım ise maruz kaldığı basıncın etkisiyle karşı kenara doğru gitme eğilimindedir. Halbuki karşı kenarın dış kısmını oluşturan lifler bu pozisyonda gerilmiş ve zayıf düşmüşlerdir. Bu durumda asimetrik olarak uygulanan yük nükleusun karşı taraftan dışarıya taşmasını, yani bel fıtığı teşekkülünü kolayca gerçekleştirecektir.
 

 

Omurgaya yandan baktığımızda (sagital plan) fıtıklaşan ve
yer değiştiren disk materyalinin farklı yerleşimleri görülmektedir.

 

Bel fıtığının yatay (horizontal) planda değişik yerleşimleri görülmektedir.
Fıtıklaşan disk, omurilik kanalına doğru ilerleyebileceği gibi (B, C, D), omurilik kanalını terkeden sinirlerin içerisinden geçtiği yanlardaki foramen denilen delikler yönünde de
gelişme gösterebilir (E). Hatta foramenlerin dışına kadar da uzanabilir (F).

admin

Yorum gönder

13
Mar
2008
Bel Fıtığı
  Belimizde 5 adet omur kemiği vardır. Bu kemikler arasında da disk adı verilen kıkırdaklar bulunur. Disk, özel bir bağ dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder.
Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus denen jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında anulus fibrozus adı verilen daha sert bir fibröz tabaka, omur kemiklerine bakan yüzlerde ise her iki tarafta son-plak olarak adlandırılan kıkırdak yapılar vardır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denir. Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, omurilik kanalı (spinal kanal) içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle kendisini belli eder .
Ayrıca fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olurlar.

Omur kemiklerine yandan bakışta normal disk ve
omurilik kanalının içine fıtıklaşmış disk görülmektedir.

Manyetik rezonans fotoğrafında gelişmiş bir bel fıtığı
ok ile gösterilmektedir.

Bel fıtığı geliÅŸirken ÅŸekil A’da görüldüğü gibi anulus fibrozus dış liflerinin
bir kısmı henüz yırtılmamış ve disk materyalinin tamamı diskin içerisinde ise
buna kapsamı içerisinde (contained) disk denir. Ancak ÅŸekil B’deki gibi
anulus fibrozus liflerinin tamamı bütünlüğünü yitirmiş ve disk içindeki
materyal anulusun dışına taşmış ise buna da kapsamı dışarıya çıkmış

(uncontained) disk adı verilir.

Bel fıtığının gelişimi ve değişik tipleri izlenmektedir. Nadiren
rastladığımız dura içine fıtıklaşma disk materyalinin dura denen kalın zarı
delerek omurilik kanalının içine girmesiyle oluşur. Fıtıklaşan diskin posterior
longitudinal ligament, peridural membran ve sinir köküyle olan ilişkisinin
şekline göre fıtıklaşma; subligamentöz, ekstraligamentöz, submembranöz, transmembranöz veya intraradiküler olarak adlandırılır. Ayrıca ekstrüzyon
veya sekestrasyon tarzında fıtıklaşmalarda disk materyali kafa veya kuyruk
sokumu yönünde yer değiştirebilir. Bu durumda kranial / kaudal uzanımlı
ekstürüde bel fıtığından, kranial / kaudal yönde göç etmiş sekestre
bel fıtığından veya göç etmemiş sekestre bel fıtığından söz edilebilir

admin

Yorum gönder

Araba Resimleri Fenerbahce Resimleri Resimler Guzel Resimler turk car spor haberleri sarki sozleri