‘Bel Fıtığı ve Tedavisi’ kategorisi için arÅŸiv
Haz
2008
Fıtık
04 Haz 2008 / 11:03 am yazar admin kategori Bel Fıtığı ve TedavisiBir organın veya dokunun vücut boşluğunda içinde bulunduğu çeperlerden anormal bir şekilde dışarıya doğru sarkması. Fıtık terimi genellikle bağırsağın bir kısmının karın çeperinin zayıf bir noktasından, özellikle kasıktan dışarıya doğru sarkmasını belirtir.
Sarkan organ önündeki dokuları, örneğin karın boşluğunun iç yüzeyini kaplayan karın zarını ve karın boşluğu çeperindeki kaslarla bağları dışarıya iter ve fıtık torbası denilen çıkıntıyı oluşturur. Fıtık dışarıdan bakıldığında görülüyorsa dış fıtık adını alır. Gizli fıtık vücudun içinde oluştuğundan dışarıdan görülmez. Çok az rahatsızlık veren fıtıklar olduğu gibi, acele ameliyatı gerektiren tehlikeli fıtıklar da vardır.
Kasıkta görülen fıtıklar iki tiptir. Bunların en yaygını kasık fıtığı olup. genellikle cerrahi müdahaleyi gerektirir. Bu fıtık erkeklerde kadınlardan on kat daha yaygındır. Bunun nedeni dölyatağı içindeki gelişim sürecine bağlanmaktadır.
Gerçekten de erbezleri ancak çocuğun doğumuna çok az bir süre kaldığında erbezi torbalarına inerler. Hormonların etkisiyle gerçekleşen bu iniş sırasında, erbezlerini saran karın zarından oluşmuş bir kese vardır. Erbezleri erbezi torbalarına iner inmez, bu kese kaybolur ve erbezi torbası ile karın zarı arasında ilişki kalmaz. Fakat kimi zaman bu kese kaybolmaz ve karın boşluğundaki organlar bu kese içinde dolarak bir fıtık meydana getirirler.
Zamanında tedavisine başlanan bir kasık fıtığı kolayca giderilebilir. Fakat uzun süre ihmal edilenlerde, fıtığın içindeki organ parçaları fıtık torbası çeperine yapışacağından, fıtığın iyi edilmesi güçleşebilir. Bu durumda bağırsağın o noktada tıkanması söz konusu olduğundan, karın ağrıları, kusma, başgösterir. Ayrıca bağırsağın bu bölümü kansız kalır ve ameliyatla çıkarılması zorunlu hale gelebilir. Eskiden kasık fıtığını kasık bağı kullanarak içeriye doğru itmek yaygın bir tedavi yöntemiydi. Bugün ise ameliyatla tedavi daha tercih edilen bir yoldur.
Uyluk fıtığı kasıkta görülen önemli bir fıtık türü olup kadınlarda daha yaygındır, erkeklerdekinden geniş olan leğendeki kas ve bağların yerleşimine bağlı olarak ortaya çıktığı sanılmaktadır. Çocuklarda pek görülmez. Genellikle doğuştan olan kasık fıtıklarından farklı olarak, doğuştan değildir, sonradan ortaya çıkar. Uyluk fıtığını oluşturan neden, bacaktaki ana kan damarları olan uyluk atar ve toplardamarlarının karın bölgesinden çıkıp kalçaya girdiği noktanın zayıf olmasıdır. Uyluk fıtığı bu damarlar boyunca karından dışarıya sarkar ve bu damarlar kemik ve bağlar gibi yapılara bağlı olduklarından, bağırsak dolaşması veya tıkanması gibi tehlikeli durumlar olabilir. Ameliyattan başka tedavisi yoktur. Ameliyat sırasında fıtık torbası çıkarılır ve zayıf olan bölge onarılır.
Göbeğin kesildiği nokta da karnın zayıf kısımlarındandır; özellikle çocuklarda bu noktada, çok küçükten çok iriye kadar değişik büyüklüklerde fıtıklar oluşabilir. Büyük göbek fıtıklarında bağırsak tıkanması veya dolaşması görülebileceğinden ameliyat kaçınılmazdır
Diyafram fıtığında karın boşluğundaki organlar göğüs bölgesine doğru çıkıntı yaparlar. Diyafram fıtığının çeşitli biçimleri vardır. En tehlikelileri çocuklarda doğuştan olan diyafram fıtığı olup, ölümle sonuçlanabilir. Erginlerde görülen biçimleri de vardır.
Yemek borusu fıtığı diyafram fıtığının erginlerde yaygın olan bir türüdür. Bu fıtıkta, anlaşılmayan nedenlerden ötürü yemek borusunun diyaframdan geçtiği noktadaki delik genişler ve midenin bir kısmı bu delikten göğüs boşluğuna doğru çıkıntı yapar. Bu anatomik bozukluğun yanı sıra, yemek borusu ile mide arasındaki kapaklar da iyi çalışmaz ve mide içerikleri yemek borusuna hücum eder. Yemek borusu midedeki sindirim özsularına karşı dayanıklı yapıda olmadığından, bu durum yemek borusu ülserine yol açabilir.
Hastanın göğüs kafesinde yanma, ağzında ekşime olur ve yutmada zorluk çeker. Dümdüz yatırılırsa veya eğik halde durursa yukarıdaki belirtiler daha da artar. Bu hastalığın belirtilerini mide ülseri, safra kesesi hastalıkları ve kalp hastalıkları belirtilerinden ayırt etmek oldukça güçtür. Ayrıca bu hastalıkların kimi zaman birlikte görülmeleri durumu daha da karmaşık hale getirir. Bu fıtık yaşlı kadınlarda yaygındır. Fıtıkların çoğunda olduğu gibi, şişmanlık yemek borusu yarığı fıtığında da etken olup, kilo kaybı genellikle rahatsızlıkların azalmasına yardım eder. Ayrıca mide asitliliğini azaltan ilaçlar da göğüsteki yanmayı azaltır. Kimi hastalar yatağın baş kısmının yükseltilmesiyle rahatça uyuyabilirler. İlerlemiş durumlar midenin asit salgılamasının önlenmesi ya da anatomik bozukluğun düzeltilmesi amacıyla yapılan ameliyatlara ihtiyaç gösterirler.
Dölyatağı düşüklüğü, fıtık olarak kabul edilmemekle birlikte, gerçekte tipik bir fıtık örneğidir. Çeşitli nedenleri arasında gebelik en önemlisidir. Kadınlarda üreme organlarının ve onları destekleyen dokuların yaşlılık nedeniyle zayıflayıp sarkması yüzünden ortaya çıkar. Düşüklük fazla değilse dölyoluna peser denilen plastik bir halka takılarak önlenebilir. Bu halka her üç ayda bir değiştirilir. Düşüklüğün fazla olduğu durumlarda ameliyat gereklidir.
Göden bağırsak düşüklüğü de bir başka fıtık türüdür. Hem kadınlardan hem de erkeklerde görülebilir. Yaşlılarda yaygın olan bu fıtık, göden bağırsağı destekleyen karın dokularının erimesi yüzünden oluşur. Kanama yapar ve rahatsızlık verir. Basur memelerinin alınmasına benzeyen küçük bir ameliyatla düzeltilebilir. Kimi zaman da anüsü çevreleyen dokulara gümüş bir halka yerleştirilir. İlerlemiş durumlarda karın tabanının güçlendirilerek göden bağırsağın düzeltilmesi için bir karın ameliyatı gerekebilir.
Haz
2008
Ankilozan Spondilit
03 Haz 2008 / 11:25 pm yazar admin kategori Bel Fıtığı ve TedavisiRomatizmal spondilit olarak da bilinen bu hastalığın en belirli özelliği, omur kemiklerinin arasındaki mesafenin omur kemiklerinin arasındaki eklemlerde ve omur kemiklerinde beliren gerileme bozuklukları sonucu yok olması ve bu kemiklerin birbirine kaynayarak oynayamaz bir duruma gelmeleridir. Bu bozukluklar ağrılara yol açar. Hastalık sadece omur kemiklerinde görülmez. Genellikle kuyruk sokumu kemiği ile kalça kemiği arasındaki eklemde başlayan hastalık kalça oynağına ya da başka eklemlere yayılır.
Ankilozan spondilit yirmi yaş dolaylarında belirir ve erkeklerde kadınlardan daha fazla görülür. Göze çarpan ilk belirti belin alt bölümlerinde ve kalçalarda ağrı ve sabah uyanıldığında bu alanın sertliğinden şikayet edilmesidir. Hastalık ilerledikçe bel ağrısı sırta doğru yükselir. Bazen birkaç gün süren ağrı devrelerini, birkaç günlük ya da haftalık rahatlama devreleri izler. Kaburgalarla omurlar arasındaki eklemlerin hastalanması soluk alıp verme ya da öksürme sırasında ağrıya yol açar. Hastaların üçte biri ile yarısı arasında değişen bir bölümünde, hastalık yukarıda belirtilen eklemler dışında da, örneğin diz ekleminde de bulunur.
İlerlemiş olan durumlarda, omur kemikleri arasındaki bağdokusu ve kıkırdak bölmeler zamanla kireçlenir ve röntgen çekilince görülen durum «şeker kamışını andıran omurga» olarak nitelendirilir. Bu hastalarda sırt sertleşmiş, eğilmek güçleşmiştir.
Hastalığın erken devrelerinde, hastalar henüz rahatça yürürlerken, her gün solunum alıştırmaları yapmalı, şiltenin altına tahta koyarak omurganın özellikle boyun bölümünün şekil bozuklukları önlenmelidir. Ağrının giderilmesi için aspirin, fenilbutazon, endometasin gibi ilaçlar kullanılır. Bütün omurgaya uygulanan X ışını tedavisi birkaç yıl süren rahatlamalara yol açabilir. Bu durumda X ışını tedavisinin lösemiye sebep olabilmesi olasılığı çok azdır. Leğen kemiklerinin eklemlerinde ankilozan spondiliti olan genç kadınlara, bu alana yönelmiş olan X ışınları uygulanmaz. Çünkü bu ışınlar yumurtalıkları da etkileyerek kısırlığa yol açabilir.
Omurganın şekil bozukluğu ileri bir durumdaysa, bir ya da birkaç omur ameliyatla çıkarılır. Bu tür bir tedavinin uygulanmış olduğu hastaların hayatları boyunca bazı ortopedik korseler kullanmaları gerekir. Ankilozan spondilitin nedeni kesinlikle bilinmemekle beraber kalıtımsal özelliklerin etken olduğu sanılmaktadır
Mar
2008
Bel Ağrısı Nedenleri
22 Mar 2008 / 09:40 am yazar admin kategori Bel Fıtığı ve TedavisiKötü Duruş, Beli Kötü Kullanma:
Uzun süre aynı pozisyonda durmak belinizin en büyük düşmanıdır.
Günlük hayatta bel mekaniğine uygun olmayan her yanlış hareket veya kötü duruş belinizde yıpranmaya neden olacaktır.
Bel Tutulması, Kas Spazmı:
Genellikle beli destekleyen kasların veya bağların aşırı gerilmesi veya kopmasıyla oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, atlamak, düşmek ve spor aktivitesi bel tutulmasına neden olabilir. Vücudun buna cevabı ağrılı kas spazmıdır. Mevsimsel ısı değişimleri, rüzgar ve hava akımı kas spazmını                           arttırır.

Bel Fıtığı, Disk Kayması:
Her iki bel omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak dokunun kayması veya taşmasıdır.
Bu kıkırdak parçası belden çıkarak bacağımıza, ayağımıza giden sinire baskı yaparak ağrıya ve SİYATİK şikayetlerine sebep olur.
Öksürmekle, ıkınmakla, hapşırmakla bel ve bacak ağrısı artar.
Hastaların çoğu yatak istirahatı, ilaç tedavisi ile şikayetlerinden kurtulur.
Sinir ve omuriliğe bası devam ederse; bacak kaslarında kuvvet kaybı, his kusuru, reflekslerde azalma, idrar tutamama gibi şikayetler oluşabilir.
O zaman tedavi cerrahidir.
Omurga Kanalında Daralma (Darkanal-Omurga Stenozu):
Omurilik ve sinirlerinin geçtiği kanalların daralması, sinirleri sıkıştırması ile oluşur.
İleri yaşlarda özellikle belli bir mesafe yüründüğünde bacaklarda ağrı, uyuşma ve topallama ile kendini gösterir
Omurlarda Kayma (Spondilolistezis) ve Biçim Bozuklukları:

Bel omurlarının birbirlerinin üzerinden kaymasıyla karakterize “Spondilolistezis” de bel aÄŸrısı sebebidir. Hareketle aÄŸrı artar.
Ayrıca beldeki eğrilikler (skolyoz), düzleşmeler (lordoz), beldeki açıklıklar (spina bifida), fazla veya eksik bel omuru (lumbalizasyon- sakralizasyon) bel ağrısı nedeni olabilir.
Gerilim, Stres, Sigara:
Bel ağrısını arttıran ve kronikleştiren en önemli sebeptir.Ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlarınız bel ağrısını attırır.
Gülmek, çalışmak, sosyal uğraşılar ve hayata bağlılık bel ağrısına karşı en önemli silahımızdır.
Sigara içenlerde bel bölgesine giden damarlarda tıkanıklıklar oluştuğundan diskte harabiyet daha hızlı, kemikte iyileşme daha geç olur.
Fazla Kilo:
Belimizin taşıdığı yük miktarını artırdığı için sakıncalıdır.
Kireçlenme-Osteoartirit:
Yaşın ilerlemesi ile kemik yapıda, bağlarda ve disklerde yıpranma başlar.
Kemik kalsiyum içeriğini kaybeder ve daha kolay kırılır.
Bunu engellemek için vücut doğal tepkisi olarak bu yıpranmış dokuları
kireçlendirir ve buraları hareketsiz kılmak ister.
Oluşan yeni kemikçikler,
taşlaşmış bağlar ve daralmış disk mesafeleri sinirlere bası yaparak sırt,
bel, bacak ve genel vücut ağrısına sebep olabilir.
Osteoporoz, Kemik Erimesi:
Osteoporoz temel olarak kadın hastalığıdır.Kemiklerde kofluğa ve yumuşamaya yol açarak kolay kırılmaya ve dolayısıyla ağrıya sebebiyet verir.
Beslenmede kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam, erken menopoz, aşırı alkol tüketimi, sigara, kortikosteroidler osteoporoz riskini arttırır.
Romatizma:
Vücudun bağışıklık sisteminin kendi öz hücrelerine savaş açması sonucu gelişir. Omurgadaki normal kemik ve kıkırdak dokuları hasara uğrar.
Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit gibi hastalıklar eklemlerde ağrı ve şişmeye sebebiyet verir ve günlük hareketi kısıtlar.
Sabahları görülen eklem sertliği ve tutulmalar romatizmal hastalıklar için uyarıcıdır.
Mar
2008
Belin Anatomisi
22 Mar 2008 / 09:36 am yazar admin kategori Bel Fıtığı ve Tedavisi
- Omurgada boyun, sırt ve bel   bölgesinde 3 adet doğal eğrilik(kavis) vardır.
- Bu eğrilikler sayesinde   omurgamız üstüne düşen yük   miktarını en aza indirir ve esnek   bir biçimde hareket edebilir.
- Bel bölgesi 5 adet omur ve   sakrum(sağrı) kemiğinden oluşur.
- Omurlar üst üste gelerek; içinden   omurilik ve sinirlerin geçtiği   omurga kanalını oluşturur.
- Omurga omuriliği ve sinirleri   korur; vücudumuzun hareketini   sağlar.
- Omurlar birbirlerine önde “disk” dediÄŸimiz yastıkçıklar,   arkada “faset” eklemleri ile tutunurlar.
- Diskler aslında omurların birbirine sürtünmesini engelleyen   jöle kıvamında amortisörlerdir.
- Disklerin görevi yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında   oluşan sarsıntıları emmek, omurların üzerine düşen yükü eşit   olarak azaltarak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere   iletmektir.
- Omurlar birbirlerine arkadan iki adet faset eklemi ile tutunur. - Faset eklemleri vücut yükünün % 5-20′ sinin taşınmasından sorumludur.
- Kötü kullanıma bağlı yük miktarı arttırılırsa faset eklemlerinde zamanla bozulmalar ve   ayrılmalar oluşur.
- Her disk iki bölümden oluşur: sağlam liflerle örülmüş   dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.
- Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur   ve esnek hareketi sağlar.
- Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar   tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları   yerinde tutan sağlam şeritlerdir.
- Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve   sağlamlık kazandırır.
- Omurilik beyinimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından   sorumludur.
- Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara   giden sinir dalları verir.
- Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonunuzu   sağlar.
Mar
2008
Bel Fıtığı Nedir
21 Mar 2008 / 05:57 am yazar admin kategori Bel Fıtığı ve TedavisiBel fıtığı, omurgalar arasındaki kıkırdağın aşırı zorlama nedeniyle yerinden kayarak bacaklara gelen sinirlere ve omuriliğe baskı yapması sonucu oluşan bir hastalıktır.Bel fıtığını;
a) Başlangıç halindeki bel fıtığı
b) İlerlemiş safhadaki bel fıtığı olarak
iki ayrı guruba ayırmak mümkündür. Her safhada uygulanması gereken tedavi ayrıdır.Bu yüzden yapılacak iyi bir teşhis tedavinin yarısı demektir.
Belirtiler: Hasta belinden kalçasına ve bacağına yayılan ağrıdan şikayet eder. Bu ağrı ayak topuğuna ve parmaklara kadar uzanabilir. Bazı hastalar bacağının arka kısmından bir iple çekildiğini söylerler. Hastanın beli bir tarafa eğilebilir. Zamanla ayakta uyuşma, kuvvet kaybı gelişmeye başlar. İlerlemiş vakalarda idrar ve büyük abdest yapmakta zorluklar oluşabilir.
ÖNEMLİ NOT: Hastanın ayak bileğinde kısa sürede felç ve idrar yapamama durumu (idrar felci) meydana gelirse acilen ilk 6 saat içerisinde ameliyat edilmelidir. Bu 6 saatlik süreye ALTIN DÖNEM denir ve bu süre geçirilirse hastanın klinik bulguları düzelmez. Ayak bileğindeki felç kalıcı olur, idrarını yapamaz. Hayat boyu idrar sondası kullanmak zorunda kalabilir. Bu nedenle böyle bir durumla karşılaşan hasta hiç vakit kaybetmeden beyin cerrahisi uzmanına müracaat etmelidir.
Mar
2008
Bel Fıtığı Tedavisi
13 Mar 2008 / 05:11 am yazar admin kategori Bel Fıtığı ve Tedavisi| Tedavi | ||
|
Yazan: Doç.Dr. Ahmet YILDIZHAN
Nöroşirürji Uzmanı
Amercan Association of Neurological Surgeons (AANS) Üyesi
Mar
2008
Bel Fıtığı ve Korunma Yolları!
13 Mar 2008 / 05:09 am yazar admin kategori Bel Fıtığı ve Tedavisi
|
|||||
|
Mar
2008
Bel Fıtığı ve Korunma Yolları!
13 Mar 2008 / 05:08 am yazar admin kategori Bel Fıtığı ve Tedavisi
|
|||||||||||||
|
Mar
2008
Bel Fıtığı ve Korunma Yolları!
13 Mar 2008 / 05:07 am yazar admin kategori Bel Fıtığı ve Tedavisi
|
|||||||||||||||||||||||
|
Mar
2008
Bel Fıtığı
13 Mar 2008 / 05:05 am yazar admin kategori Bel Fıtığı ve Tedavisi| Bel Fıtığı | ||
|
















