‘Ağız ve DiÅŸ Hastalıkları’ kategorisi için arÅŸiv
Haz
2008
Kekemelik
04 Haz 2008 / 11:50 am yazar admin kategori Ağız ve Diş HastalıklarıKekemelik terimi, sözel iletimi sıklıkla ve önemli ölçüde bozan konuşma kusurları anlamında kullanılmaktadır. Kekemeliğin en açık görülen özelliklerinden biri kelimelerin, cümlelerin ve özellikle hecelerin tekrarıdır.
Tekrarlamalar özellikle çocuklarda normalde 4-5 yaşına kadar görülebilmektedir. Bu masum tekrarlarla kekemeliğin birbirinden ayırt edilmesi gerekmektedir. Çocuklardaki bu normal akıcılık kusurunun kekemelik haline gelmesinde, ailelerin baskısı da etkilidir. Gerilimli aile ortamları baş nedenlerden birisidir. Ayrıca beyindeki konuşma merkeziyle de ilgili olabileceği savunulmaktadır.
Bazen harflerin çıkarılmasında da zorlanılabilir. Bir başka sorun da kekemelerin bütün gayretlerine rağmen hiç ses çıkaramama ile karekterize yaşanan bloklardır. Bazen bu takılmalara eşlik eden motor hareketler olabilir. Bunlar ise basit göz kırpmalardan gözde de sarsılmalara kadar varabilir. Kekemelik daha çok:
Hecenin ya da kelimenin başındaki “h” sesinde görülür. BaÅŸtaki sessiz harf, sesli harften daha zor çıkarılır.
Cümlenin ilk kelimesinde daha çok görülür.
Uzun kelimelerde, kısa kelimelere göre daha sık görülür.
Sessiz harften sesli harflere geçişlerde daha çok görülür.
Kekemeliği Artıran Durumlar
Telefon görüşmeleri
Bir isim söylerken
Önemli bir şey söylemek isterken
Zaman yetersizliÄŸinde
Kekeleyen kişiyi zor anlayacağı düşünülen birileri ile konuşulduğunda
Önemli bir şahıs ile konuşulduğunda
GeniÅŸ bir dinleyici kitlesine konuÅŸulduÄŸunda
Tedavi
Kekemeliğin tedavisi özel eğitimle yapılmaktadır. Tek başına verilecek bir ilaç yoktur. Bazen aşırı anksiyete ve durumun oluşturduğu depresif durumları ortadan kaldırmak için ilaç kullanılabilir. Nefes alıştırmaları, gevşeme teknikleri, konuşma terapisi uygulanabilir.
Öncelikle kişinin kekemeliğinin tipi tespit edilip ona uygun bir eğitim programından geçirilen hastalar, kısa bir süre içerisinde daha rahat konuşur hale gelmektedirler. Kekemeliği tam manası ile yenemeyenler bile hiç olmazsa sosyal yaşamlarında bir miktar daha rahat olmalarını sağlayacak hale gelebilmektedirler
Haz
2008
Dişeti Kanamaları
04 Haz 2008 / 10:07 am yazar admin kategori Ağız ve Diş HastalıklarıNedenleri
Dişeti İltihabı: Diş etleriniz kızardı, yumuşadı, parlıyor ve şiş. Hafif fırçalamayla bile kolayca kanıyor. Dişeti iltihabı, diş temizliğiyle önlenebilir. Ancak bir kere başladı mı, tedavi edilmezse, ciddi dişeti ve çene kemiği hastalıklarına yol açabilir.
Diş Hastalıkları: Dişeti iltihabınız tedavi edilmedi. Dişleriniz kolayca kanıyor. Şişmiş diş etlerinizle dişlerinizin arasında bakteriler ve yemek artıkları birikmiş. Ağzınızda tuhaf bir tat var ve nefesiniz kokuyor. Diş etleriniz, diş diplerinden çekiliyor; bu bölge sıcağı, soğuğa ve tatlı yiyecek ve içeceklere hassas. Bazen dişeti torbalarında apseler oluşuyor. Diş kökünüzdeki kemik hasar gördü ve bir ya da birkaç dişinizi kaybettiniz. Bu, ciddi bir durumdur.
Anemi veya Lösemi: Diş etleriniz kolayca kanıyor ve aynı zamanda burun kanaması, yorgunluk ve güçsüzlük, nefes darlığı, çabuk çürüme eğilimi söz konusuysa, ciddi bir aneminiz olabilir. Bu belirtilere ek olarak kemik ağrısı (özellikle bacaklarınızda) karında ağrı ve şişme, mide bulantısı, ateş, gece terlemesi, iştahsızlık ve kilo kaybı görülüyorsa, bir tür lösemi söz konusu olabilir.
Vincent Enfeksiyonu: Kızarmış, şişmiş, ağrıyan ve kanayan diş etleriniz, gri bir zarla kaplanmış. Konuşurken ya da nefes alırken acıyor ve nefesiniz kötü kokuyor, ağzınızda kötü bir tat var. Aşırı tükürük oluşuyor. Bu durum, diş temizliğine dikkat etmemekten, fiziksel ve duygusal stresten, yetersiz beslenmeden ve çok sigara içmekten kaynaklanan ve bulaşıcı olmayan bir enfeksiyondur. Tedavi edilmesi gerekir ve tahrişe yol açan nesnelerden (sigara ya da baharatlı yiyecekler) uzak durulmalıdır.
Ne Yapmalı
Diş etlerinizi fluorürlü bir diş macunuyla günde en az iki kere veya mümkünse her yemekten sonra fırçalayın.
Günde en az bir kere diş ipliği kullanın.
DiÅŸlerinizi iyi temizleyin; temizlediÄŸinizi renk veren tabletlerle kontrol edin.
Yediklerinize dikkat edin. Aşırı rafine şeker içeren, özellikle de dişlerinize yapışan yiyeceklerden kaçının. Yeşil sebze ve elma gibi kaba maddeli yiyecekleri seçin.
Asiti almak için yemeğin sonunda ağzınıza peynir atın.
A ve C vitaminini eksik etmeyin. Bunlar kavun, brokoli, ıspanak, ciğer, güçlendirilmiş süt ürünleri, portakal, greyfurt, domates, patates ve yeşil biberde vardır.
Yılda iki kere dişlerinizi diş doktoruna temizletin.
Haz
2008
Displazi
04 Haz 2008 / 10:05 am yazar admin kategori Ağız ve Diş HastalıklarıBir dokunun veya bir organın oluşmasında ve gelişmesindeki düzensizlik. Bazı bilim adamları, bu kavramı, sadece bir veya daha çok dokunun işlevsel ve yapısal gelişme sapmasıyla birlikte görülen aşırı gelişmesi için kullanmakta ve tehlikesiz urların çoğunu da bu kavramın içinde değerlendirmektedir.
Displaziler süreğen yangılanmalar, burun eti, dölyatağı ve sidik torbası polipleri sonucu veya iç salgı sisteminin anormal hormon salgılaması sonucu oluşurlar. Meme uru, dölyatağı uru, prostat uru, kalkanbezi uru, hipofiz uru bu tür displazinin başlıca örnekleridir
Haz
2008
Damak Felci
04 Haz 2008 / 09:58 am yazar admin kategori Ağız ve Diş HastalıklarıYumuşak damakta felç meydana gelmesi. Buruna sıvı kaçmasına ve katı maddelerin yutulmasında zorluğa yol açar. Bu felcin nedeni, merkezsel veya çevresel sinir sistemlerinin etkilenmesidir. İlk durumda beynin omurilik soğanı, ikinci durumda ise onuncu kafa çifti siniri zarar görmüştür. Damak felcinde yumuşak damak, sesin oluşumunda hareketsiz kalır, solunum sırasında ise kendisi dışındaki etkilerle sallanır.
Haz
2008
Çatlak
04 Haz 2008 / 09:53 am yazar admin kategori Ağız ve Diş HastalıklarıÇeşitli organlarda, bir bölümün organın geri kalan bölümünden az da olsa ayrıldığı, eski sürerliliğini yerel olarak yitirdiği çizgiye verilen ad. Deri çatlakları, çeşitli hastalıkların saptanmasına yol açan bulgular arasında yer alır. Gebeliğin özellikle son aylarında, karın çeperinde görülen çatlaklar bir hastalık belirtisi olmamakla birlikte insanları estetik açıdan rahatsız eder.
Tıp dilinde striae gravidarum denilen bu deri çatlaklarına, gebe kadınların yüzde elli kadarında rastlanır. Bu çatlakların, karnın en fazla gerilen bölümlerinde olması, bunların, deri katlarından bazılarının, esnek gerilim sınırının üstünde gerilime uğramış olmaları sonucu ortaya çıktıkları görüşüne yol açmıştır. Gebelikte böbrek üstü iç salgıbezinin normalden daha fazla çalıştığı ve çeşitli değişiklikler yanında bu çatlakların oluşumuna sebep olduğunu savunanlar da vardır.
Böbrek üstü iç salgıbezinin kabuk bölümünün gereğinden fazla hidrokortizon ya da androjen yani erkekleştirici hormonlar salgılaması sonucu ortaya çıkan Cushing hastalığında da bu çatlaklar görülür. Özellikle karın çevresinin genişlemesi sonucu karın derisinde, kalçalarda, bazen memelerde ve hatta yüzde de bu tür çatlaklar belirir. Bunlar sedef rengi, bazen de çiğ pembe ya da kırmızı olurlar.
Gebelikte ortaya çıkan çatlaklardan korunmak için çeşitli kremlerin kullanılmasının bir yararı yoktur. İnsanın karın derisinin gerilime direnci, yani esnekliği kalıtsal bir niteliktir. Annelerinin karnında çatlak bulunmayan kadınlar gebe kalınca, genellikle karınları çatlamamaktadır. Annelerinin karnında eski gebeliklerden kalan çatlaklar olan kadınlar, gebelikleri süresince şişmanlamamalıdırlar. Bütün tedbirlere rağmen bu tür çatlaklar belirecek olursa, doğumdan sonra bunları gidermek için çeşitli estetik ameliyat türlerinden yararlanılabilir.
Derinin en üst tabakalarına dek ulaşan ve egzama, psöriasis gibi çeşitli deri hastalıkları yanında mikroplar gibi etkenlerle oluşan çatlaklar, bu alanda derinin derinliklerine birçok mikrobun ulaşmasına yol açarlar. Bu tür çatlakları iyileştirmek için ana etkenin giderilmesi yanında, bu alana mikrop öldürücü ve derinin onarımına yol açıcı maddeler içeren kremler, pomatlar sürülür.
Ağız kenarında mukoza zarla derinin birleştiği alanda, vitamin eksikliği sonucu bazı çatlaklar belirebilir. Bu çatlaklara tıp dilinde ragad denilir; B2 vitamininin kullanılması iyileşmelerine yardımcı olur. Frenginin geç ortaya çıkan belirtileri arasında bunlar da yer alırlar. Bu nedenle hastaların bu açıdan muayene edilmeleri gerekir. Deri dışında, kemiklerde de çatlamalar görülebilir. Çeşitli darbeler, burkulmalar vb. etkenlerle oluşan bu çatlaklar genellikle alçı, dinlenme gibi tedbirlerle iyileştirilir
Haz
2008
Diş Gıcırdatma (Bruksizm)
04 Haz 2008 / 09:03 am yazar admin kategori Ağız ve Diş HastalıklarıBruksizm, uyku sırasında dişleri sıkmak, gıcırdatmak ve çeneyi kenetlemektir. Bu normal olmayan bir durumdur ve oldukça rahatsız edici bir ses ortaya çıkar. Uyku sırasındaki diş gıcırdatma o kadar sesli olur ki, kişi uyanıkken aynı sesi çıkaramaz. Çağımızın hastalığı olan stresin, diş gıcırdatmanın en önemli nedeni olduğu düşünülmektedir.
Diş gıcırdatmanın şiddeti ve sıklığı, dişlerimize zarar verecek boyutlara ulaşabilir. Sürekli birbirine sürtünen dişlerin mineleri zarar görür ve dişlerin boyları kısalır. Köklerinde basınçtan dolayı kistik oluşumlar olur. Dişi, çene kemiğine bağlayan bağlarda gevşemeler olur ve bu yüzden dişlerde sallanmalar başlar.
Diş eti dokuları da zarar görür. Dokunulduğunda kanar ve gitgide koyu renkli bir görünüm alırlar. Ayrıca çene eklemindeki kıkırdak dokudaki tahribat yüzünden eklem şikayetleri ortaya çıkar. Eklem şikayetlerini oluşturan sebeplerden biri de sürtünme ile kısalan diş boylarıdır. Diş boylarının kısalması belirgin hale gelince hastanın dış görünümünü de etkiler.
Dişlerini sadece kenetleyen, sürtmeyen kişiler de vardır. Böyle kişilerde ses olayı yoktur fakat yine dişler ve diş dokuları üzerinde oluşan rahatsızlıklar ortaya çıkar.
Diş gıcırdatma ve diş sıkma işlemi sadece gece değil, stresli durumlara göre gündüz içinde geçerlidir. Kişi, olayı gündüz yapıyorsa gece de mutlaka yapıyordur. Sabah kalkıldığında eklemlerde, çiğneme kaslarında, baş ve boyuna yayılan ağrı, yorgunluk, yutkunma güçlüğü, dişlerde ağrı veya hassasiyet olması bruksizmin etkileridir.
Çözümü, stresi ortadan kaldırmak veya dişleri korumaya almaktır. Dişlerin korunması için; ağza, kişiye özel yapılan, silikon esaslı maddeden yapılmış bir gece plağı takılması tavsiye edilir. Bu koruyucu sayesinde şikayetlerin azaldığı ve tamamen ortadan kalktığı gözlemlenmiştir
Haz
2008
Ağız Kokusu
03 Haz 2008 / 11:08 pm yazar admin kategori Ağız ve DiÅŸ HastalıklarıÜlkemizde, KBB uzmanlarına baÅŸvuran hastalann %15′inde nefes kokması sorunu mevcut. ‘Nefes kokması’, çocukluktan baÅŸlayan bir rahatsızlık deÄŸil; daha çok eriÅŸkin dönemde ortaya çıkıyor. Bu soruna neden olan faktörler şöyle sıralanabilir.
Sinüzit denilen, yüz kemiklerinin içindeki boşluklarda bulunan iltihap, sarı-yeşil ve kalın kıvamda bir akıntının genze akmasına yolaçar. Tabii ki bu geniz akıntısı iltihaplı olduğu içın de hastanın nefesine hoş olmayan bir koku verir.
Öncelikle medikal yolla tedavi edilir. Yani ilaçlar yoluyla bu iltihap giderilmeye çalışılır. IlerlemiÅŸ sinüzit vakalarında ise, akıntı, ilaçla tedavi olmayacagından “endoskopik sinüs cerrahisi” ne baÅŸvurulur.
Agız bölgesindeki bademcik iltihaplan ‘magma’denilen katı kıvamlı bademcik döküntüsüne yolaçar ki bu da, hastalarda ağız kokusu ÅŸeklinde kendini gösterir. Bademciklerin alınmasıyla tedavi edilebilir.
Diş ve dişeti hastalıkları da nefes kokmasına yolaçabiliyor.
Mide ve bağırsak sistemini ilgilendiren hastalıklarda ağız kokusu sorunu olabilir.
YetiÅŸkin hastalarda gözlemlenen ve daha ciddi boyutlu durumlar da söz konusu. Yani ağız, boÄŸaz ve alt solunum yollan bölgelerinde, tümöre baÄŸlı bir nefes kokması probleminin baÅŸ göstermesi de mümkün. ‘Ülserasyon’tabir edilen krater tarzında tümörün çok süratli büyümesine ayak uyduramayıp, ölen dokuların yarattığı bir koku türü.
Mar
2008
Uçuk
25 Mar 2008 / 06:24 am yazar admin kategori Ağız ve Diş HastalıklarıDudakta veya burun kenarında hafifçe şişmiş, kırmızı ve ağrılı bir leke şeklinde beliren bir hastalıktır. Nedeni, tükürükte bulunan bir çeşit virüstür. Daha ziyade ateşli hastalıklar ve soğuk algınlığı sırasında görülür. Tıp dilinde herpes simplex denir. Dudak veya burun kenarında meydana gelen kırmızı lekeler, bir süre sonra su toplar, küçük kabarcıkar meydana gelir. Birkaç gün sonra da sararırlar ve kabuk bağlarla
Mar
2008
Dişeti Hastalıkları
21 Mar 2008 / 06:46 am yazar admin kategori Ağız ve Diş Hastalıkları Periodontal hastalık nedir?
Periodontal hastalıklar diÅŸeti ve diÅŸleri destekleyen diÄŸer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. EriÅŸkinlerde diÅŸ kayıplarının %70′inden periodontal hastalıklar sorumludur. Bu hastalıklar erken dönemde teÅŸhis edildiklerinde kolay ve baÅŸarılı bir ÅŸekilde tedavi edilebilirler. DiÅŸeti hastalıklarının önlenmesi veya tedavisi; doÄŸal diÅŸlerin korunması, daha rahat çiÄŸnemenin ve daha iyi bir sindirimin saÄŸlanması gibi diÄŸer faydaları da beraberinde getirir. Periodontal hastalıklar diÅŸeti iltihabı (gingivitis) ile baÅŸlar. Yani gingivitis periodontal hastalığın erken dönemidir. Bu dönemde diÅŸetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek diÅŸeti ve diÅŸleri destekleyen alveol kemiÄŸinde geriye dönüşsüz hasar oluÅŸturabilir.
Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiÅŸ bir safhasıdır. DiÅŸleri destekleyen diÄŸer dokularla birlikte alveol kemiÄŸinde de hasar oluÅŸur. DiÅŸ-diÅŸeti arasında “periodontal cep” oluÅŸur. Periodontal cep varlığı infeksiyonun yerleÅŸimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaÅŸtırır. Hastalık ilerledikçe diÅŸler sallanmaya baÅŸlar, hatta çekime gidebilir.
Dişeti hastalığının belirtileri nelerdir?
Dişeti hastalığının pek çok bulgusu vardır;
• Diş fırçalama sırasında kanayan dişetleri
• Kırmızı, şiş ve hassas dişetleri
• Dişlerden kolaylıkla ayrılabilen, uzaklaşan dişetleri
• Dişler ve dişetleri arasında iltihabi akıntı
• Sallanan veya giderek birbirinden uzaklaşan dişler (dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması)
• Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin değişmesi
• Bölümlü protez uyumundaki değişiklik, bozulma.
• Sürekli kötü ağız kokusu

Bununla beraber, periodontal hastalık hiç bir bulgu vermeden de ileri safhalara ulaşabilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla dişhekimine gitmek son derece önemlidir.
Dişeti hastalığının nedeni nedir?
DiÅŸeti hastalığının en önemli nedeni “bakteriyel diÅŸ plağı” adı verilen, diÅŸler üzerinde biriken yapışkan ve renksiz film tabakasıdır. Günlük fırçalama ve diÅŸ ipliÄŸi kullanımı ile diÅŸ plağının uzaklaÅŸtırılması saÄŸlıklı bir ağız için temel gereksinimdir. EÄŸer plak etkin bir ÅŸekilde diÅŸlerden uzaklaÅŸtırılmazsa diÅŸtaşı veya tartar olarak bilinen düzensiz yüzeyli ve geçirgen bir yapıya dönüşür. Plaktaki bakteriler tarafından salınan zararlı ürünler diÅŸetinde irritasyona neden olur. Bu ürünler nedeni ile diÅŸetini diÅŸe sıkıca baÄŸlayan lifler yıkıma uÄŸrar, diÅŸeti diÅŸten uzaklaşır ve periodontal cep oluÅŸur. Böylece bakteri ve ürünlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylaşır. Hastalık ilerledikçe cep derinleÅŸir, bakteriler daha derine; kemiÄŸe kadar ilerler ve diÅŸi destekleyen alveol kemiÄŸinde de yıkım baÅŸlar. Hastalık tedavi edilmeden bırakılırsa sonunda diÅŸler sallanır ve çekimleri bile gerekebilir


Dişeti hastalığı nasıl önlenir?
Periodontal hastalığın önlenmesinde en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Dişleri sağlıklı bir durumda sürdürmek için, günlük ağız bakımı işlemleri ile (diş fırçalama ve diş ipliği kullanma) bakteriyel diş plağının uzaklaştırılması gerekmektedir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi de aynı derecede önemlidir. Günlük ağız bakımı işlemleri diştaşı oluşumunu en az düzeye indirebilir, ancak tamamen önleyemeyebilir. Diş fırçası, diş ipliği veya diğer temizlik araçları ile ulaşılamayan bölgelerin bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi mevcut diş plağı ve/veya diştaşının uzaklaştırılması açısından gereklidir.
Dişeti hastalıklarının tedavisi nedir?
Dişeti hastalığının erken döneminde tedavi, dişler üzerindeki eklentilerin (plak ve diştaşı) uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını kapsar. Bu işlem dişetinde iltihaba neden olan bakteri ve irritanların uzaklaştırılmasını sağlar. Genellikle bu tedavi, dişetinin tekrar dişe adaptasyonu veya dişetinin büzülerek cebin elimine olması için yeterlidir. Dişeti hastalığının erken döneminde vakaların çoğunluğunda, diştaşı temizliği, plağın uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını takiben günlük etkin ağız bakımı başarılı bir tedavi için yeterlidir. Daha ilerlemiş vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavinin amacı dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek, cebin büzülerek eliminasyonunu ve düzgün bir kök yüzeyini sağlamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır.
Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak dişhekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diştaşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz.
Kaynak: TDB Resmi Web Sitesinden alınmıştır
Mar
2008
AÄžIZ KOKUSU
21 Mar 2008 / 06:43 am yazar admin kategori Ağız ve Diş HastalıklarıAğızda kötü koku (HALİTOZİS); kişinin yediklerine (sarımsak, soğan, baharat gibi), içtiklerine (rakı, şarap, sigara, bira gibi) veya aldığı ilaçlara bağlı olarak gelişebilir. Hastalığından dolayı sadece sıvı tüketenlerde mekanik olarak besinlerin temizlenmesi mümkün olmayacağından ağız kokusu olabilir.
Bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda da kişi her şeyin kötü koktuğunu sanır (dysosmia).
Ağız boşluğundan kaynaklanan kötü kokular
- Kötü ağız hijyeni : Dişler arasında kalmış olan besin artıkları, çürük dişler, temiz tutulmayan protezler, paslı dil
- Piyore :
- Ağız içi iltihapları : aftlarda, ağız içi yaralarında (özellikle vincent stomatiti), agranülostoz hastalığında ve akut lösemiye bağlı gelişen ağız içi iltihaplarında
- Bazı tonsillitler (bademcik iltihabı)
- Bazı kanserler : dil, bademcik, damak, ağız tabanı, arka duvar (farinks) kanserleri ülserleşince fena kokuya neden olurlar.
Ağız arka duvarından (farinks) kaynaklanan kötü kokular
- Burnun iç yüzeyini döşeyen derinin hastalıkları
- Burun orta duvarında iltihabi harabiyet : sifilise bağlı olabilir.
- Sinüzitler : özellikle kronikleşmiş maksiller sinüzütler
- Nazofarinks kanseri
- Burun polipleri, eÄŸrilik (septum deviasyonu) :
- Adenoid hiperplazi : küçük çocuklarda sık rastlanır, burunla ağız arka duvarının kesişim yerindeki lenf düğümlerinin büyümesidir.
- Nazofaringeal kist (Thornwaldt kisti): enfekte olursa koku yapar.
- Burunda yabancı cisim : özellikle küçük çocuk, akıl hastaları ve ileri yaştakilerde göz ardı edilmemelidir.
Bronş ve Akciğer Hastalıklarından kaynaklanan kötü kokular
- BronÅŸektazi
- Akciğer absesi ve özellikle gangreni (tüm odada duyulur).
- Üzerine enfeksiyon binmiş verem (tüberküloz) kaviteleri
- Bronş kanserinin ileri aşaması
- Bronşlara açılan abse veya ampiyem
Sindirim Sistemi Hastalıklarından kaynaklanan kötü kokular
- yemek borusu kanseri
- yemek borusu darlığı, mide ilk bölümünde genişleme bozukluğu
- yemek borusu ve ağız arka duvarında keseler (divertiküller)
- diyafragma fıtıkları
- mide kanseri
Diğer Hastalıklarından kaynaklanan kötü kokular
- Asidozis : şeker hastalığı ve diğer bazı hastalıklarda görülebilen ve komaya kadar gidebilen acil durumlar. Aseton (ekşi elma) kokusu
- Üremi : böbrek yetmezliğine bağlı gelişen bir durum. Amonyak kokusu
- Karaciğer yetmezliğinde : fare idrarı kokusu
- Alkol koması
YUKARIDA SIRALANA NEDENLERİN HİÇ BİRİ SAPTANAMADIĞI HALDE YİNE DE AĞZI KÖTÜ KOKAN KİŞİLER BULUNABİLİR. DİŞ DOKTORU, KBB UZMANI, GÖĞÜS HASTALIKLARI UZMANI, GASTROENTEROLOJİ UZMANI TARAFINDAN İNCELENMEDEN KESİN TANI KONMAMALIDIR.



