Çocuk Aşılarında Yeni Aşılar!

Çocuk Aşılarında Yeni Aşılar!

Çocuklarımızın sağlığı söz konusu olunca, onlar hastalanmadan gerekli önlemleri almak, hastalıklardan korunmalarını sağlamak çok önem kazanıyor. Bunun için de, en büyük silahımız aşılar. Bu yazıda, çocukların aşı programına son yıllarda yeni eklenen aşılardan söz edeceğiz.

Pnömokok Aşısı

Pnömokoklar, gelişmekte olan ülkelerde çocuklarda aşıyla önlenebilir ölümlerin bir numaralı nedenidirler. Bu bakteri; orta kulak iltihabı, sinüzit, zatürre, menenjit, sepsis gibi farklı enfeksiyonlara neden olmaktadır. 2005 yılında, gelişmekte olan ülkelerde 5 yaş altı çocuklarda 700.000-1.000.000 ölüme neden olmuştur. Her yaşta hastalığa yol açabilse de, vakaların % 85′i 2 yaş altındadır. Okul çağı çocukların yaklaşık yarısı bu bakteriyi boğazlarında taşımakta ve etraflarına da bulaştırmaktadırlar. Ayrıca bir diğer sorun da, pnömokokların son yıllarda giderek artan oranlarda antibiyotiklere direnç göstermesidir. Bu durum, tedavide zorluklara neden olmaktadır.

Pnömokoklara karşı geliştirilen ilk aşı 1977′de kullanıma girdi. Ancak yapısal özellikleri nedeniyle, enfeksiyonun en sık görüldüğü 2 yaş altında kullanıma uygun değildi.
Çocuklarda 2 yaş altında da kullanıma uygun ilk aşı 2000 yılında ABD’de ruhsat alarak kullanıma sunuldu. Çocuklarda en sık görülen 7 pnömokok tipini kapsayacak şekilde hazırlanan bu aşı, ülkemizde de Ekim 2008 ‘den itibaren ulusal aşı programına eklendi. Dünya Sağlık Örgütü, bu aşının gelişmekte olan ülkeler için öncelikli olduğunu bildirdi. Pnömokok aşısının yaygın kullanımıyla, ciddi pnömokok enfeksiyonlarının sıklığında önemli bir düşüş sağlandı. Ayrıca dolaylı etkisiyle ( boğazda bakteri taşıyıcılığının azalması) aşılanmamış yaşlı nüfusta da pnömokok enfeksiyon sıklığı azaldı. Ancak bu aşının içeriğinde kapsanmayan bazı pnömokok türlerinin sebep olduğu enfeksiyonların ağırlıklı olarak görülmeye başlanmasıyla, yeni bir aşı gereksinimi doğdu. İlk aşıya 6 pnömokok tipi daha eklenerek, 13 türe karşı etkili yeni bir aşı geliştirildi. Genişletilmiş etkili bu yeni pnömokok aşısı, Nisan 2011′den itibaren ülkemiz aşı programına da eklendi. Artık aşı takvimine 7 tipe karşı etkili eski aşı yerine, 13 tipe karşı etkili yeni aşıyla devam ediyoruz. Eski aşıyla programı tamamlamış çocuklarımıza da, 2-5 yaş arası bir doz yeni aşıdan öneriyoruz.

Rotavirüs Aşısı

Rotavirüs, dünya çapında küçük çocuklarda ishalden kaynaklanan hastane yatışları ve ölümlerin bir numaralı nedenidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde her yıl yaklaşık 500.000 çocuk, rotavirüs ishalinin yol açtığı komplikasyonlarla kaybedilmektedir. Çok bulaşıcı ve dış çevre koşullarına dayanıklı bir virüs olduğundan çocukların toplu bulunduğu ortamlarda salgınlar yapar. 5 yaşa gelene kadar her çocuğun bu virüsle karşılaşmış olduğu kabul edilmektedir. Ateş, bulantı, kusma ile başlayan tabloya ardından sulu ishal eklenmektedir. Küçük bebeklerde sıvı kaybı tehlikeli boyutlara ulaşabilmekte, hastaneye yatış gerekebilmektedir. Bu nedenle, aşı ile korunma ilk tercih olmalıdır.

Rotavirüse karşı etkili bir aşı geliştirme çabaları, 1998′de piyasaya sürülen ilk rotavirüs aşısının yan etkileri nedeniyle kullanımdan kalkmasıyla bir kesintiye uğradı. Bu kötü deneyimden sonra güvenli ve etkili bir aşı geliştirmek için çalışmalar sürdü. Bu sürecin sonunda, 2006 ve 2008 yıllarında iki ayrı firmanın aşısı onay alarak kullanıma sunuldu ve dünya çapında pek çok ülkenin aşı programlarına girdi. Her iki aşı da ağızdan damla şeklinde verilen aşılar. Aşılama programı 2 veya 3 dozda tamamlanıyor, son dozun 8 ay dolmadan verilmiş olması gerekiyor. Aşılamaya hangi aşıyla başlandıysa onunla devam edilmesi gerekiyor. Her iki aşının da yan etkiler yönünden güvenilir olduğu kabul edilmektedir. Aşı sonrası yapılan çalışmalarda, rotavirüs aşılarının ağır rotavirüs enfeksiyonundan % 85- 98 oranında koruduğu gösterilmiştir.

Boğmaca Aşısı

Boğmaca, Bordetalla pertussis adlı bakterinin yol açtığı çok bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyonudur. Önce basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar. Burun akıntısı, aksırık, öksürük, bazen hafif ateş görülür. 2 hafta sonra hastalık için tipik olan boğulurcasına öksürük krizleri görülür. Çocuk öksürürken morarır, terler, bitkin düşer. Ardından kusabilir. 2-4 hafta süren bu dönemin ardından öksürük birkaç hafta daha devam eder. Aşılanmış, bağışıklığı olan çocuk ve erişkinler bu ağır tabloyu yaşamazlar. 1-2 hafta süren öksürükle hastalığı atlatırlar, fakat çevrelerine bulaştırabilirler. Özellikle henüz aşı korumasının tamamlanmadığı 6 aydan küçük bebekler risk altındadırlar. 1 yaş altı bebeklerde tablo çok ağır, hatta ölümcül olabilmektedir.

Bebeklik döneminde yapılan aşılamanın koruyuculuğu 5-10 yıl içinde azalır. Boğmaca geçirmek bile ömür boyu bağışıklık sağlamaz, 15-20 yıl içinde koruma kaybolur. Bu nedenle, son yıllarda dünyanın farklı bölgelerinde zaman zaman boğmaca salgınları dikkat çekmeye başladı. Özellikle 10-19 yaşlarındaki gençler etkilenmekteydi.
Bebeklerimiz 2 ayda başlayan karma aşının içinde boğmaca aşısını da toplam 3 doz alarak 6 ayda boğmacaya karşı bağışıklık kazanıyorlar, 18 ayda ve 4-6 yaşta tekrar dozunu oluyorlar. Eski uygulamada 7 yaş üstüne boğmaca aşısı önerilmemekte, karma aşıya difteri tetanoz aşısı olarak devam edilmekteydi. Ancak görülen ihtiyaç üzerine,2005 yılında daha büyük yaştaki çocuklara ve hatta erişkinlere de yapılabilecek olan, boğmacayı da içeren bir karma aşı geliştirildi. Ülkemizde de Şubat 2009′dan itibaren bu aşı kullanılmaktadır. Ekim 2010′dan itibaren sağlık bakanlığı da ilkokul 1. sınıflara boğmacayı da içeren bu yeni karma aşıyı uygulamaktadır. Bu aşının, yenidoğan bebeğin aile bireylerine de yapılması, bebeğin hassas olduğu dönemde ona mikrobu bulaştırmamak için çok yararlı olacaktır.


anahtar kelimeler: çocuk aşıları, çocukluk döneminde aşı, aşı takvimi, çocuklarda yeni aşılar, çocuk aşılarında yeni aşılar, çocuk sağlığı, sanaltedavi.com

Çocuklarda Baş Ağrısını Tetikleyen Nedenler!

Çocuklarda Baş Ağrısını Tetikleyen Nedenler!

Biz erişkinlerin olduğu gibi çocukların da başı ağrıyabilir. Böyle bir yakınmayla karşılaşırsanız, günlük yaşamdaki basit ayrıntıları gözden geçirmek çocuğunuzda buna neyin yol açtığını bulmanızı sağlayabilir. Çocukluk çağında başağrısını tetikleyen etkenleri şöyle sıralayabiliriz:

- Uykuyu alamamak veya uyku düzeninde ani değişiklikler- Özellikle okulların açılmasıyla birlikte, çocuklar yaz dönemindeki geç yatma alışkanlıklarından kolayca kurtulamıyorlar. Yeterince uyumadıklarında, başağrısı görülebiliyor.


- Öğün atlamak veya yeterince sıvı almamak

- İlaçlar- Kullanılan çeşitli ilaçlar başağrısına neden olabilir. Bu durumda, doktorunuza danışmalısınız.

- Stress

- Hormonal değişimler

- TV veya bilgisayar ekranı karşısında çok zaman geçirmek

- Uzun araba yolculukları yapmak

- Keskin kokular

- Sigara içmek veya dumana maruz kalmak

- Kafein tüketmek

- Çeşitli enfeksiyonlar

- Basit kafa travmaları

Günlük yaşantıda uygun düzenlemeleri yaptıktan sonra da, başağrısı yakınması devam ediyor veya sık sık tekrarlıyorsa, doktora başvurmak uygun olacaktır.

anahtar kelimeler: çocuklarda baş ağrısı, çocuklarda baş ağrısının nedenleri, çocuklarda baş ağrısını tetikleyen nedenler, çocuklarda baş ağrısı neden olur, çocuk sağlığı, güncel sağlık bilgileri, sanal doktor, sanaltedavi.com

Çocuklarda Bitlenme

Çocuklarda Bitlenme

Yuvaya veya okula giden bir çocuğunuz varsa, bit salgınları sizin de korkulu rüyanız olabilir. Özellikle temizliğe düşkün, titiz bir anneyseniz veya bit kelimesini duyunca bile kaşınmaya başlıyorsanız!

Ancak, ne kadar düşüncesinden bile uzak durmaya çalışsak ta, bu durum herkesin başına gelebilir.Bitler;zengin / fakir, temiz/ pis ayrımı yapmazlar. Erişkinlerden çok çocukları, kısa saçtan çok uzun saçı ve erkeklerden çok kızları tercih etseler de, herkes birgün onlarla tanışabilir. Özellikle çocukların kalabalıklar halinde bulunduğu okul, anaokulu gibi mekanlarda kolayca salgınlara yol açabilirler.


Bitler, yaşamak ve çoğalmak için insan kanına gereksinim duyan parazitlerdir. Olgun bir bit, yaklaşık olarak bir susam tanesi büyüklüğündedir. Kafa derisine tutunup kan emer ve yumurtlayarak çoğalır. Sirke adı verilen yumurtalar saça sıkıca tutunur, kepekten farklı olarak silkelemekle veya fırçalamakla saçtan ayrılmaz. 7-10 gün sonra, bu yumurtalar da canlı parazite dönüşür. Bitlenmedeki o çıldırtıcı kaşıntının nedeni, bitin kafa derisine yapıştıktan sonra kan emerken, onun salyasına karşı vücudun geliştirdiği allerjik reaksiyondur. Saçlı deride bitler yaklaşık 30 gün kadar canlı kalabilirler, insandan ayrıldığında ise 1-2 gün içinde ölecektir.Bitler uçamaz, zıplayamaz. Ancak yakın temasla kafadan kafaya geçerler. Saç fırçaları, tokalar, taraklar, oyuncaklar, bereler bulaşmada aracı olurlar. Bu nedenle, çocuklarımıza bu tip eşyalarını birbirleriyle paylaşmamalarını öğretmemizde büyük yarar vardır.

Çocuğun kafasında bazen bitleri de görebiliriz,ancak çoğu zaman yumurtaları yakalamak daha kolaydır. Şüpheli durumlarda, özellikle kulak arkaları ve ensede saç diplerini iyi aydınlatılmış bir ortamda araştırmalıyız.

Bit tedavisi tam bir ekip çalışması gerektirir. Okulda salgından etkilenen herkesin aynı anda tedaviye başlaması çok önemlidir. Böyle koordineli bir çabayla, salgının kolayca önüne geçilebilecektir. Evde veya okulda bir kişide, bit tespit edildiğinde herkesin kontrol edilmesi şarttır.Bit tedavisinde, doktorunuzun uygun gördüğü bir tedaviyle saçtaki canlı paraziti yok ederken yumurtaların da saçtan uzaklaştırılması gerekecektir. Bunun için kullanabileceğiniz sık dişli özel taraklar mevcuttur. Yumurtalar da bir süre sonra canlı bitler haline geleceği için, tedavinin her iki basamağı da eşit derecede önemlidir. Bununla birlikte; giysiler, yastık kılıfları, çarşaflar, saça temas eden tüm eşyalar en az 60 derece sıcaklıkta yıkanmalıdır. Yıkanamayan malzemeler için kuru temizleme veya kızgın ütü de uygun seçeneklerdir. Bunun da uygulanamayacağı eşyalar, 2 kat büyük plastik poşet içine koyup ağzı sıkıca bağlanarak 3-4 hafta tutulursa, bitlerden ve yumurtalardan kurtulmak mümkün olacaktır. Saç tarakları, fırçalar da sıcak suda bekletilerek temizlenmelidir.

Bitlerden kurtulabilmek için saçların kısa olmasına gerek yoktur. Tek fark, kısa saçta tüm bu temizlik işlemlerinin daha kolay yapılabilmesidir. Bu nedenle, çocuğunuzun saçını- eğer kendisi istemiyorsa- kestirmenize gerek yoktur. Ev halkında, saçında bit veya sirke bulunmayan kişilerin koruyucu amaçla tedavi almasına gerek yoktur.

Ne yazık ki bitlerden kaçınmak pek kolay değil, ancak tüm bu basamakları tam olarak uyguladığımızda, bu davetsiz misafirlerden kurtulmanın o kadar da zor olmadığını göreceğiz.

anahtar kelimeler: çocuklarda bitlenmei, çocuk hastalıkları, çocuk sağlığı, sanaltedavi.com

Çocuklarda Bağırsak Parazitleri

Çocuklarda Bağırsak Parazitleri

Bağırsak parazitleri, bağırsaklarımızda yaşayıp beslenen, istenmeyen misafirlerdir. Her yaşta çocuk veya erişkin parazitlerle karşılaşabilir. Korunmada hijyen kurallarına uymak önemli olsa da bazılarının yumurtaları hava yoluyla da yayıldığından, özellikle okullarda, yuvalarda toplu olarak bir arada bulunan çocuklar kolayca parazitle karşılaşabilirler. Dünya üzerinde, temiz su kaynaklarının bulunmadığı, hijyen koşullarının kötü olduğu bölgelerde parazit sıklığı daha da artmaktadır.
En sık görülen bağırsak parazitleri oksiür ( kılkurdu), askaris (yuvarlak solucan), giardia, amip gibi türlerdir.

Bağırsak Parazitlerinin Belirtileri Nelerdir?

Bağırsak parazitleri çok faklı belirtilere yol açabilir:


Karın ağrısı
İştahsızlık
İshal
Artmış bağırsak gazı
Makatta kaşıntı
Uykuda huzursuzluk, diş gıcırdatma
Uykuda ağızdan salya akması
Burunda kaşıntı
Vücutta kaşıntı
Bu belirtilerden biri veya birkaçı saptandığında, parazit olasılığı akla gelmeli ve gerekli testler yapılmalıdır.

Bağırsak Parazitleri Nasıl Anlaşılır?

Kesin tanı için, gaita incelenmesi gerekir. İlk testte parazit veya yumurta saptanmazsa, test 3 defa tekrarlanabilir. Özellikle kılkurdunda, gece huzursuzluğu sırasında çocuğun altı açılıp bakıldığında makatta açık renkli, yaklaşık 1 cm uzunluğunda kılkurdu görülebilir. Kılkurdu, gece saatlerinde yumurta bırakmak için makata gelir. Sabah tuvalete gidip temizlik yapılmadan, makattan şeffaf bant yapıştırılıp alınan örnekte de yumurtalar saptanabilir.


Parazitin cinsinin anlaşılması hem uygun tedavinin saptanması , hem de kılkurdunda olduğu gibi eğer gerekiyorsa tüm aile bireylerine tedavi verilebilmesi için önemlidir.

Parazit Nasıl Tedavi Edilir?

Parazitin cinsine göre, doktorunuz uygun ilaçlarla tedavi verecek, gerekiyorsa aile tedavisi önerecektir.


Parazitten Nasıl Korunabiliriz?

Çocuklarımıza el yıkama alışkanlığını kazandırmamız çok önemlidir. Bu alışkanlık, pek çok başka hastalıktan olduğu gibi bağırsak parazitlerinden korunmada da işimize yarayacaktır. Tuvaletten sonra, birşey yemeden önce, parkta oynayıp eve geldiğinde mutlaka el yıkanması sağlanmalıdır.


Çocukların ve onların bakımına yardımcı olan herkesin el tırnakları kısa kesilmiş olmalıdır.

İçtiğimiz suların temizliğinden emin olmalıyız.

Çiğ yenen sebze ve meyveleri iyice yıkamalıyız.

Eti iyi pişmiş olarak tüketmeliyiz.

Ev dışında, temizliğinden emin olmadığımız suları veya nasıl yıkandığını bilmediğimiz çiğ sebze, meyveyi tüketmemeliyiz.

Çocukların yatak eşyaları, oyuncakları yüksek sıcaklıkta yıkanmalıdır. Buna özellikle toplu bulunulan yuva, okul gibi ortamlarda özen göstermeliyiz.

Kılkurdu gibi parazit yumurtaları günışığına dayanıksız olduğundan çocuk odalarının gündüz aydınlık olması sağlanmalıdır.

Anahtar kelimeler: Çocuklarda Bağırsak Parazitleri, çocuk hastalıkları, çocuk sağlığı, sağlık haberleri, sanaltedavi.com

Çocuklarda Beta Anjini ve Kızıl

Çocuklarda Beta Anjini ve Kızıl

Okul sezonu boyunca, anne babaları en çok endişelendiren konulardan biri beta enfeksiyonudur. ‘ Sınıfta bir arkadaşında beta görülmüş, çocuğumda da olabilir mi? Ne yapmam gerekir? ’ gibi sorular özellikle kış aylarında çok sık karşılaştığımız sorulardır. Bu yazımızda, beta anjini ve kızıldan bahsedeceğiz.

Kısaca beta diye adlandırdığımız bakterinin tam adı ‘ Grup A Beta hemolitik streptokok’ tur. Bu grup bakteriler; anjin, farenjit, cilt enfeksiyonu ( impetigo ), kızıl, zatürre, ek
lem ve kemik enfeksiyonları, menenjit gibi enfeksiyonlara yol açabilirler. Özellikle kış aylarında boğazda yerleşerek anjine yol açarlar. Hasta çocukta boğaz ağrısı ve ateş görülür. Ancak unutulmamalıdır ki, çocuklarda boğaz ağrısının nedeni bazen de virüslerdir. Anjinin nedeninin beta mı yoksa bir virüs mü olduğunun ayırt edilmesi ve tedavinin buna göre planlanması çok önemlidir. Çünkü virüsler antibiyotik gerektirmezken, beta bakterisi için uygun antibiyotik tedavisinin uygun süreyle kullanılması çok önemlidir. Bu ayırım için doktorunuz, muayene bulgularını değerlendirecek, belki de boğazdaki bakteriyi saptamaya yönelik testler veya boğaz kültürüne gerek duyacaktır.

Eğer,

hastada 3 günden uzun süren yüksek ateş varsa
çocuğunuz 3 yaşın üstünde ve özellikle anaokulu veya okula gidiyorsa
okulda boğazında beta saptanan arkadaşları varsa
boynundaki bezeler şişmişse
beraberinde aksırık, öksürük, burun akması gibi belirtiler yoksa kültürde bakteri saptanıp antibiyotik alması ihtimali yüksektir.
Beta bakterisinin bazı türleri de, hassas kişilerde ateşli ve döküntülü bir hastalık olan kızıla yol açar. Kızılın diğer çocukluk çağı döküntülerinden en önemli farkı, tedavide antibiyotik kullanılmasıdır.

Hastalığın başlangıcında boğaz ağrısı ve ateş vardır. Çocuk kendini kötü hisseder, başağrısı, karın ağrısı, bulantı görülebilir. Bakteri boğaza alındıktan yaklaşık 2 gün sonra döküntü görülür. Döküntü, yüz ve enseden başlayıp vücuda yayılır, kasık ve koltuk altlarında daha yoğundur. Hafif ciltten kabarık, kaşıntılı bir döküntüdür. Bu sırada, hasta çocuğun dili de kırmızı veya beyaz çileğe benzer bir görünüm alabilir.

Diğer çocukluk çağı döküntülü hastalıklarından klasik bulguları ve boğazda streptokok bakterisinin gösterilmesiyle ayırt edilir.

Streptokok anjini geçiren biriyle yakın temas, aynı bardak, çatal-kaşığı kullanmakla mikrop bulaşır. Temastan sonra kuluçka dönemi 2-5 gündür. Ancak, kişinin hassasiyetine bağlı olarak aynı mikrobu alan başka biri, cilt döküntüsü olmadan sadece anjin geçirebilir.

Hasta kişi, tedavi başlandıktan 24 saat sonra artık bulaşıcı değildir.

Kızılda en önemli nokta, doktorun önerdiği antibiyotik tedavisini uygun şekilde kullanmak, önerilenden önce kesmemektir. Bu, boğazdan mikrobun tam olarak silinebilmesi ve romatizmal ateş gibi komplikasyonları önlemek için gereklidir. Çocuğun boğazı acıyacağı için kolay yutabileceği sıvı, yumuşak kıvamlı gıdalar vermek, ılık tuzlu suyla gargara yaptırmak rahatlatıcı olacaktır. Ateş için doktorunuzun önereceği ateş düşürücüyü birkaç gün kullanmanız gerekebilir. Günümüzde kızıl, artık korkunç bir hastalık değildir, ancak tedavi edilmesi gereken bir döküntülü hastalık olduğu da unutulmamalıdır.

Çocuklarda Anjin ve Kızıl

Çocuklarda Anjin ve Kızıl

Kış aylarında, çocuklarda en sık görülen yakınmalardan biri de boğaz ağrısıdır. Nedeni beta denilen bakterinin (beta hemolitik streptokok) yol açtığı bir anjin olabileceği için boğaz ağrısını ciddiye almak gerekir. Neyse ki, her boğaz ağrısı beta değildir ve antibiyotik tedavisi gerektirmez. Çocuklarda, anjine sıklıkla virüsler yol açar ve antibiyotik tedavisi gerekmez. Beta anjininde ise, uygun antibiyotik tedavisi olmazsa komplikasyon riski vardır. Bu yüzden, bu ikisinin ayırt edilmesi gerekecektir. Doktorunuz, bulguları değerlendirip kesin tanı için boğaz kültürünün sonucunu görmek isteyecektir.

Eğer, 3 günden uzun süren yüksek ateş varsa
çocuğunuz 3 yaşın üstünde ve özellikle anaokulu veya okula gidiyorsa
okulda beta saptanan arkadaşları varsa
boynundaki bezeler şişmişse
beraberinde aksırık, öksürük, burun akması gibi belirtiler yoksa, kültürde bakteri saptanıp antibiyotik alması ihtimali yüksektir.
Anjine yol açan streptokok adlı bakterinin bazı türlerinin ürettiği bir toksin, hassas kişilerde ateşli ve döküntülü bir hastalık olan kızıla yol açar. Diğer çocukluk çağı döküntülerinden en önemli farkı antibiyotik tedavisi gerektirmesidir.

Hastalığın başlangıcında boğaz ağrısı ve ateş vardır. Çocuk kendini oldukça kötü hissetmekte, başağrısı, karın ağrısı, bulantıdan şikayet etmektedir. Mikrop, boğaza alındıktan 2 gün sonra döküntü görülür. Döküntü yüz ve enseden başlayıp vücuda yayılır. Kasık ve koltuk altında daha yoğun olabilir. Hafif ciltten kabarık, kaşıntılı bir döküntüdür, dokununca zımpara kağıdı hissi verir. Bu sırada, hastanın dili de beyaz veya kırmızı çileğe benzer bir görünüm alabilir.

Kesin tanı, boğazdan alınacak kültürde streptokok bakterisinin gösterilmesiyle konur.

Streptokok anjini geçiren biriyle yakın temas, aynı bardak, çatal-kaşığı kullanmakla mikrop bulaşır. Temastan sonra kuluçka dönemi 2-5 gündür. Ancak, kişinin hassasiyetine bağlı olarak aynı mikrobu alan başka biri, cilt döküntüsü olmadan sadece anjin geçirebilir. Hasta kişi, tedavi başlandıktan 24 saat sonra artık bulaşıcı değildir.

Kızılda, en önemli nokta doktorun önerdiği antibiyotik tedavisini uygun şekilde kullanmak, önerilenden önce kesmemektir. Doktorunuz, eğer iğne değil de ağızdan tedaviyi tercih ederse, antibiyotik şurubu 10 gün vermeniz gerekecektir. Bu, boğazdan mikrobun tam olarak silinebilmesi ve romatizmal ateş gibi komplikasyonları önlemek için gereklidir. Çocuğun boğazı acıyacağı için kolay yutabileceği sıvı, yumuşak kıvamlı gıdalar vermek, ılık tuzlu suyla gargara yaptırmak rahatlatıcı olacaktır. Ateş için doktorunuzun önereceği ateş düşürücüyü birkaç gün kullanmanız gerekebilir. Günümüzde kızıl artık korkunç bir hastalık değildir, ancak tedavi edilmesi gereken bir döküntülü hastalık olduğu da unutulmamalıdır.

Çocuklarda Orta Kulak iltihabı

Çocuklarda Orta Kulak İltihabı

Küçük çocukları en sık doktora getiren enfeksiyon sebeplerinden biri orta kulak iltihabıdır. Ani ağlamalar, şiddetli kulak ağrısıyla aileyi de çocuğu da üzen bir tablodur.

Çocuklarda, özellikle 6 ay- 2 yaş arası, başka bir risk faktörü olmasa da anotomik olarak östaki tüpleri (genizden orta kulağa uzanan tüp), erişkindekine göre daha kısa ve yatay olduğu için, burun veya boğazdaki mikroplar kolayca orta kulağa kadar ilerleyebilmektedir. Ayrıca bağışıklık sistemi henüz yeni gelişmekte olduğundan sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirler, bu da orta kulak enfeksiyonuna zemin hazırlar.

Sigara dumanına maruz kalmak,yatar pozisyonda biberonla beslenmek,yuva, kreş gibi kalabalık ortamlarda bulunmak,allerjik bünye- özellikle inek sütü, ev tozu allerjileri de sık orta kulak enfeksiyonuna neden olan diğer risk faktörleridir. Banyo sırasında kulağa su kaçması, orta kulak enfeksiyonuna yol açmaz, annelerin bu konuda kendilerini suçlamasına gerek yoktur.

Orta kulak iltihabı geçiren çocuk,derdini anlatabilen yaştaysa, zaten kulak ağrısını tarif edecektir. Özellikle gece, yatınca artan veya aniden uykudan uyandıran bir ağrı görülebilir. Daha küçük çocuklarda ise, huzursuzluk, ağlama, uyuyamama kulak ağrısına işaret edebilir. Kulakla oynama, kulağı çekiştirme bebeklerde her zaman kulak iltihabı demek değildir. Çoğu bebek bunu sırf meraktan veya diş çıkarırken yapar. Gerçekten iltihap olduğunda ise, çoğu zaman kulağı ellemeyecek veya elletmek istemeyecektir. Ateş görülebilir. Beraberinde kusma, ishal görülebilir. Bazen kulaktan kanlı veya iltihaplı akıntı görülebilir.

Bu yakınmalarla doktora gittiğinizde, doktorunuz kulak muayenesi ile kesin tanıya ulaşacaktır.

Tedavide temel amaç, ağrı kesiciyle çocuğu rahatlatmak ve antibiyotikle enfeksiyonu ortadan kaldırmaktır. Tedavide doktorun önerdiği süre ve doza uymak önemlidir.

Korunmak İçin Neler Yapılabilir?

Öncelikle dengeli beslenme, uygun aşılama ile çocuğunuzun bağışıklık sistemini güçlü tutmalısınız.
Anne sütü alan bebeklerin, diğer pek çok enfeksiyon gibi orta kulak iltihabına karşı da korunaklı olduğunu unutmamalı, ilk 6 ay bebeğinizi sadece anne sütüyle beslemelisiniz.
Bebeğe yatar pozisyonda biberon vermemelisiniz.
Özellikle yuva gibi kalabalık ortamlarda bulunan çocuğa el yıkama alışkanlığı kazandırmalısınız.
Bebek ve çocukları sigara dumanından uzak tutmalısınız.

Anahtar Kelimeler : Çocuklarda Orta Kulak iltihabı, çocuk sağlığı, sağlık haberleri, sanaltedavi.com
 
Bağlantılar : Sağlık | Sağlık | Sağlık
Copyright © 2012. SanalTedavi - Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım Creating
Altyapı Blogger